Ramazan’da vücut farklı çalışıyor: Uzmanlardan metabolik denge uyarısı
Uzun süreli açlık Ramazan’da enerji kullanımından sindirime kadar pek çok sistemi etkiliyor. Uzmanlar, vitamin, mineral ve su dengesine dikkat edilmezse yorgunluk ve sindirim sorunlarının kaçınılmaz olabileceğini söylüyor.
GAZETE PENCERE - Ramazan ayı yalnızca öğün saatlerini değil, vücudun çalışma düzenini de değiştiriyor. Gün boyu süren açlıkla birlikte enerji metabolizması farklı bir ritme geçiyor, sindirim sistemi ve kan şekeri dengesi yeniden ayarlanıyor. Bu süreçte yapılan küçük beslenme hataları ise yorgunluk, konsantrasyon kaybı ve mide-bağırsak sorunları olarak geri dönebiliyor.
Orzax Medikal Müdürü Dr. Göktuğ Göktaş'a göre, uzun süreli açlıkta ilk olarak vücudun enerji kaynağı değişiyor. Glikojen depoları azaldıkça, enerji üretiminde yağ asitleri ve keton cisimcikleri daha fazla devreye giriyor. Bu metabolik uyum sürecinde özellikle B grubu vitaminlerin önemi artıyor. B1, B2, B3 ve B6 vitaminleri enerji üretiminde görev alıyor. Yetersizlikleri ise halsizlik, dikkat dağınıklığı ve mental performansta düşüşle ilişkilendiriliyor.
Hücresel düzeyde enerji üretiminin sürmesi için mitokondri fonksiyonlarının korunması da kritik. Koenzim Q10 gibi bileşenlerin ve bazı adaptojen özellikli maddelerin bu süreçte destekleyici rol oynayabileceği belirtiliyor.

İFTARDA HIZ MİDEYİ ZORLUYOR
Ramazan’da en sık yapılan hatalardan biri, iftarda uzun açlığın ardından hızlı ve ağır yemek yemek. Kısa sürede yüksek yağ ve protein içeren öğünler tüketildiğinde mide boşalması gecikebiliyor. Bu da şişkinlik, hazımsızlık ve reflü gibi şikâyetleri artırabiliyor. Uzmanlar, iftara hafif bir başlangıç yapılmasını ve ana öğüne yavaş geçilmesini öneriyor.
LİF AZALINCA BAĞIRSAK YAVAŞLIYOR
Öğün sayısının ikiye düşmesi ve lif tüketiminin azalması bağırsak hareketlerini de etkiliyor. Ramazan’da kabızlık ve şişkinliğin artmasının nedenlerinden biri bu. Liften zengin beslenmek, özellikle prebiyotik lifler tüketmek bağırsak mikrobiyotasını destekliyor. İnülin gibi fermente olabilen lifler, faydalı bakterilerin çoğalmasına katkı sağlıyor.
SAHUR BELİRLEYİCİ ROL OYNUYOR
Sahurda yapılan tercihler gün boyu tokluk ve kan şekeri dengesi üzerinde doğrudan etkili. Lif ve protein açısından zengin besinler mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk süresini uzatıyor, ani kan şekeri dalgalanmalarının önüne geçiyor. Yüksek glisemik indeksli besinlerden kaçınmak, özellikle insülin direnci olan bireyler için önemli.
RAMAZAN ÖNCESİ KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLER FARK YARATIYOR
Uzmanlara göre Ramazan’dan yaklaşık 10–14 gün önce yapılacak küçük beslenme düzenlemeleri, vücudun açlık düzenine uyumunu kolaylaştırabiliyor. Beyaz un ve ilave şekerin azaltılması, günlük lif alımının artırılması, omega-3 yönünden zengin beslenme ve alkolün bırakılması özellikle karaciğer yağlanması olan kişiler için olumlu sonuçlar doğurabiliyor.
SU HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR
Sıvı alımı Ramazan’da en kritik başlıklardan biri. Yetersiz su tüketimi safra akışını ve sindirim hareketlerini olumsuz etkileyebiliyor. Uzun süreli susuzluk ve elektrolit kayıpları da vücudun dengesini bozabiliyor. Bu nedenle iftar ile sahur arasında yeterli su içmek, mineral dengesini korumak büyük önem taşıyor.
Uzmanların ortak görüşü şu: Ramazan, doğru planlandığında metabolik stres dönemi olmak zorunda değil. Yeterli vitamin, mineral, lif ve su alımıyla desteklenen dengeli bir beslenme düzeni, bu süreci daha sağlıklı ve kontrollü geçirmek için anahtar rol oynuyor.
Kaynak:Haber Merkezi