İ. Bülent Çelik

İ. Bülent Çelik

Yoğurt mu dedin?

Aya gideceğiz ya!

İş, aya göndereceğimiz astronota isim bulmaya kaldı!
• • •
İlk öneri biliyorsunuz, yaşayan “Büyük Türk büyüğümüz” Bahçeli’den geldi bile:
Cacabey!
• • •
Geçen Cuma Lomboz köşesinde, “örtü gündem” diye bir kavramdan söz edip, “bir sonraki örtü gündemin ne olacağını tahmin edebilir misiniz?” diye sormuştuk.
• • •
Tabii ki kimse yeni örtü gündem’in “aya seyahat!” olabileceğini tahmin edemezdi.
Hele ‘astronot’ tanımının Türkçe karşılığını yaratmak gibi bir uçuk bir gündemimiz olacağını, asla!
Kaç gündür sosyal medya, “Gökoğlan”dan “Açtronot”a bunun makarasıyla yıkılıyor.
• • •
Dil, buluşlarla gelişir, araçlarla detaylanır.
Günlük hayatta kullanılan tanımlarla zenginleşir.
• • •
Örneğin Yoğurdu biz bulmuşuz, ‘yoğurt’ demişiz.
Buna Amerikalısı da İngilizi de ‘yogurt” demiş.
Neden kendilerine göre isim koymamışlar?
Çünkü buluş bizim!
Çocuğu kim yaparsa adını o koyar.
Öyle beleş yok!
• • •
Sütü yoğurt yapan yani süt şekerini laktik asite çeviren bakteriyi Bulgarlar bulmuş ki bu faydalı mikrop da biyoloji kitaplarına ‘loctobasillus bulgaricus” adı ile yerleştirilmiş.
• • •
Yoğurdun mayalandığı bakır kaplara Anadolunun çok yerinde “bakraç” denir. Bakır diyenler de var. Türküsü var: ”dol karabakır dol!” diye..
Bakraç ismi bakırdan gelir..
Dövme bakırdan yapılan bu kaplarda mayalanan yoğurdun tadı en azından yarattığı algı nedeniyle bir başka gelir yiyene.
• • •
Bakraç’a: Helke der kimileri.
Kimileri Stil, satıl, sitıl, sıtıl, satır der..
Kimisi: kova gibi olana satil, kazan gibi olana sitıl der.
Kimisi çitil der, çingil der, kimisi bakrak der..
Kimisi bocit, pahır der.
Kimisi hengil der, gelme der.
Der oğlu der…
• • •
Anadolu insanı, yoğurdun mucidi olmanın verdiği hak ile yoğurt kabının değişik boyut ve biçimlerine, kapasitesine, şekline göre onlarca isim vermiş.
Detaylandırmış.
• • •
Bir Eskimo, ‘yoğurdun kabını’ kaç kelime ile bilir ki?
Ama Eskimo dilinde, beyaz ayı yavrusunun denize ilk yürüyüşünün bile özel bir ismi vardır.
Neden?
Çünkü beyaz ayının yaşamı ile Eskimon’un yaşamı iç içe geçmiş, haliyle dil de, bu yakınlık ile ilgili tüm detayları üretmiştir.
• • •
Buluş senin olur ve bu buluşu günlük yaşamında yoğun olarak kullanırsan, buluş dilini zenginleştirir.
Dilin detaylanır.
Bunları edebiyatında kullanır, yazılmasını okunmasını sağlarsan toplumun, kendini ifade gücünü arttırmasına katkıda bulunursun.
• • •
Televizyonu sen icadedersen, adına televizyon deme hakkı senindir.
Başkalarının “televizyon” demesini isteme hakkı da senindir.
Roket’i bulursan adına roket deme hakkı senindir.
İlk bulan olmayı, becerememişsen becerene saygı göstereceksin!
Tıpkı İnternet’e, ‘İnternet, dediğin gibi,
Wi-Fi’ye ‘Wi-Fi’ dediğin gibi
‘Prompter’a ‘prompter’, ‘Otobüs’e ‘otobüs’ dediğin gibi astronot’a da astronot diyeceksin!
Öyle bedava yok!
• • •
Bırak buluş yapmayı, buluş yapmaya en yakın üniversitelerini iğdiş edeceksin, sonra ‘astronot’a Türkçe karşılık arayacaksın!
Sebep?
“Çünkü biliyorsunuz, bizim bazı hassasiyetlerimiz var!”
• • •
El roketiyle aya giderken hassasiyetiniz yok,
ama aya gidecek adama isim koyarken hassasiyetiniz var!
Hassasiyetinizi sevsinler!

Hatırlatma!
Sahi, ‘Avrupalı Müslümanlar Girişimi Sözcüsü’ ve Brüksel Basın Müşavirliği de yapmış Veysel Filiz diye birisi vardı.
Hani şu otomobilinde 100 kilo eroin ile yakalanmış ve bu hikayeyi anlatan haberlere erişim engeli konmuştu!
İşte onu soruyorum!
O abi ne oldu?
Hala haberlerine erişim engeli sürüyor mu?
Bilen, duyan var mı?
Başına birşey gelmiş olmasın?

Vur ha gardaş vur!

CHP’li Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih dönmez yanıtlamış.
Pandemi döneminin tam ortalayan on ay içinde, iki buçuk milyon elektrik faturası ve 580 bin doğalgaz faturası ödenmediği için abonelere kesinti uygulanmış. Bunların bir kısmına da icra davası açılmış.
• • •
“Korona’nın halledemediği yerleri biz tamamlarız!” demişler belli ki..
Hayır, vatandaş sağ kalır da yetişebilirse koronanın bir aşısı var.
Soğuğun aşısı da yok!

Hay elim kırılaydı

Tarih 14 Haziran 2020- Gazete Pencere
Aşağıdaki karikatürü çizmişiz.
• • •
Ya, ahizenin karşı tarafından: “Abi, o değil de, bi Elon’la konuşsak!” yanıtı gelmişse!
Bi huylandım “acaba tüyo vermiş olabilir miyim!”
Ya buradan feyz almışlarsa!

Martılara çok ayıp oldu!

Ülkemizde buğday ekimi 2000 yılından bu yana üçte bir oranında azaldı.
Aynı sürede buğday ithalatı için her yıl ödediğimiz para, Tüik verilerine göre 150 milyon dolarlardan 2.5 milyar dolarlara çıktı..
Başka ülkelerin çiftçilerine ödediğimiz parayı kendi köylümüze veremedik.
• • •
Haliyle un, bu düzeyde ithal olunca ekmek de, makarna da, simit de sınır tanımıyor.
Öğrencinin kebabı sayılan simitin yeni fiyatı açıklandı: 2,5 TL.
Simit de yavaş yavaş ‘elit yiyeceği’ oldu.
Hadi öğrenciye “elit” deyip sıyrılırız da martılara ne diyeceğiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
İ. Bülent Çelik Arşivi