Çin’in peş peşe liderleri ağırlamasının anlamı ne?

ABD Başkanı Trump'ın ziyaretinden sonra bu defa Rusya lideri Putin Çin'e gitti. Çin’in peş peşe liderleri ağırlamasının anlamı ne? Emekli Amiral Cem Gürdeniz, Çin ziyaretlerini değerlendirdi.

Çin’in peş peşe liderleri ağırlamasının anlamı ne?

GAZETE PENCERE - ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretinden bir hafta sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Pekin’e gitti. Putin’in Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştireceği görüşmelerde ekonomi, enerji ve stratejik iş birliği başlıkları öne çıkıyor. Yaklaşık 40 anlaşmanın imzalanmasının beklendiği ziyarette, Ukrayna savaşı ve İran’daki gerilim sonrası Rusya’nın Çin için artan enerji önemi dikkat çekiyor.

Çin’in peş peşe liderleri ağırlamasının anlamı ne?

Emekli Amiral Cem Gürdeniz, Trump ve Putin’in Çin ziyaretlerini değerlendirdi.

“Asya Yüzyılı resmen başladı” diyen Cem Gürdeniz, Çin’in önce Trump’ı, hemen ardından Putin’i ağırlamasının sadece “diplomatik trafik” olarak açıklanmasının mümkün olamayacağının altını çizdi.

Türkiye’nin ulusalararası hamlelerini özetleyen Cem Gürdeniz “Türk Devletleri Teşkilatı, BRICS, Rusya ve Çin ile çok boyutlu yakınlaşma artık bir tercih değil, jeopolitik zorunluluk haline geliyor” uyarısını yaptı.

LOKOMOTİF ARTIK ATLANTİK’İN DEĞİL ASYA’NIN ETRAFINDA ŞEKİLLENİYOR

Emekli Amiral Cem Gürdeniz’in değerlendirmesi şöyle:

“Asya Yüzyılı resmen başladı.

Çin’in önce Trump’ı, hemen ardından Putin’i ağırlaması artık sadece diplomatik trafik değil, küresel güç merkezinin Asya’ya kayışının ilanı niteliğindedir. 1972’de Nixon, Çin’e “oyun kurucu hegemon” olarak gitmişti. Bugün ise Trump, İran krizinin, ekonomik kırılganlığın ve hegemonik aşınmanın gölgesinde Pekin’e giden zayıf bir lider görüntüsü verdi.

Ardından Putin’in Çin ziyaretiyle tablo tamamlandı, Pekin artık Washington ile Moskova arasında denge arayan değil, iki güç merkezinin de temas kurmak zorunda kaldığı merkezi aktör konumuna yükseliyor.

Trump’ın Çin ziyaretinde teknoloji devlerini yanında götürmesi, Tayvan konusunda geri adım sayılabilecek mesajlar vermesi ve “Thucidides Tuzağı” tartışmasının yeniden açılması, ABD’nin artık yalnızca askeri güçle sistemi sürdüremediğini gösterdi.

İran savaşı sonrası enerji akışları, tahvil piyasaları ve küresel lojistik üzerindeki baskılar Washington’u Çin’le kontrollü uzlaşı arayışına itti.

Aynı süreçte Putin-Xi zirvesi ise enerji, dolar dışı ticaret, Arktik koridorları ve alternatif finans mimarisi üzerinden Asya eksenli yeni bir ağ kurulduğunu ortaya koyuyor.

Bugün ABD merkezli Atlantik sistemi Siyonizm yüzünden çözülürken Asya merkezli yeni jeopolitik bloklaşma güç kazanıyor. Türkiye açısından da artık “iki taraf arasında salıncak siyaseti” yürütmenin alanı daralıyor. Çünkü Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail, GKRY, ABD ekseni giderek daha açık şekilde Türkiye karşıtı stratejik hatta dönüşüyor. Bu tabloda Ankara’nın hâlâ NATO, AB ve Washington merkezli güvenlik mimarisine mutlak bağımlılık varsayımıyla hareket etmesi sürdürülebilir değildir.

Tam da bu nedenle Türk Devletleri Teşkilatı, BRICS, Rusya ve Çin ile çok boyutlu yakınlaşma artık bir tercih değil, jeopolitik zorunluluk haline geliyor.

Türkiye’nin enerji, lojistik, üretim, savunma sanayi ve deniz jeopolitiği açısından Asya ağırlıklı stratejiye ağırlık verme zamanı çoktan geldi. Çünkü yükselen üretim gücü, finansal dönüşüm ve küresel entegrasyonun lokomotifi artık Atlantik’in değil Asya’nın etrafında şekilleniyor.

Bu çerçevede NATO Zirvesi’nin Türkiye’de yapılması da tarihsel açıdan ciddi bir talihsizlik görüntüsü veriyor. Atlantik sisteminin çözülme belirtileri gösterdiği, NATO’nun Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e kadar Türkiye’nin güvenlik hassasiyetleriyle birçok noktada çeliştiği bir dönemde, Türkiye’nin yeniden Atlantik vitrininin ön cephesi gibi sunulması stratejik akıl açısından sorgulanmalıdır.

Artık temel sorun sadece askeri ittifaklar değil, yeni dünya düzeninde hangi medeniyet, hangi üretim merkezi, hangi lojistik koridorlar ve hangi jeopolitik eksene ağırlık verileceğidir.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar