Ekonomik ve huzurlu tatil arayışının yükselen trendi: Yüzen oteller
İngiliz aristokrasisinin tatil keyfinin denizlerdeki huzurlu alternatifi Cunard’ın Queen Victoria gemisi İstanbul’daydı.
İzzet Doğan – Gazete Pencere
İstanbul Galataport’ta demirleyip yolcularını alan cruise dünyasının "dev yüzen oteli"ni, Cunard gemilerinin Türkiye satış temsilciliğini yapan Prontotour’un Cruise Müdürü Merve Başaran ile gezdik.

Queen Victoria, 2 bin 61 misafiri ve gemide karşılaştığımız her biri güler yüzlü olan 981 mürettebatı ağırlıyor. Toplam 12 güvertesi bulunan gemi, 294 metrelik boyuyla denizlerin heybetli ve konforlu bir kraliçesi.
Queen Victoria; standart ‘Britannia’ kabinlerinden, özel teraslı ve uşak hizmetli ‘Queens Grill’ süitlerine kadar seçenekler var. Her kabinde, fiyat farklılıklarına rağmen İngiliz aristokrasisinin ruhuna uygun ve rahat ettiren bir donanım öne çıkıyor.
Yemek kültürü, Queen Victoria’da bir ritüel olarak uygulanıyor. Prontotour’un Cruise Müdürü Merve Başaran, konukların rahat kıyafetlerle yemeklerini alabilecekleri restoranlar, barlar olduğu gibi şık kıyafetle girilebilen restoranların da konuklar tarafından rağbet gördüğünü anlattı.


Ana restoranının yanı sıra, daha butik hizmet veren ‘Princess’ ve ‘Queens Grill’ bu segmentleri seçen misafirlere özel menüler sunuyor. Günlük menüler; taze deniz mahsullerinden vegan seçeneklere, meşhur İngiliz "Afternoon Tea" (beş çayı) seremonilerinden ‘Golden Lion Pub’daki klasik pub lezzetlerine kadar uzanıyor.


İki katlı kütüphane, üç katlı tiyatro
Queen Victoria’da kâr hırsıyla her metrekareyi odaya çevirmek yerine, kültüre ayrılan geniş alanlar da dikkat çekiyor.
Geminin kalbinde yer alan ve ahşap işçiliğiyle büyüleyen kütüphane, denizler üzerindeki ilk iki katlı kütüphane olma özelliğini taşıyor. Zarif bir spiral merdivenle birbirine bağlanan bu mekânda 6 binden fazla kitap yer alıyor. Art Deco tavanı ve okyanus manzaralı okuma köşeleri hayli davetkar.
Royal Court Theatre, ‘West End’ tarzı özel locaları ile dikkat çekiyor. 800 kişilik kapasiteye sahip tiyatronun konforu, Türkiye’deki birçok salona örnek olacak nitelikte. Üç katlı bu devasa salon, prodüksiyon kalitesiyle Londra sahnelerini aratmıyor.

Gemideki şehir: Enerji, atık yönetimi ve tüketim
Geminin pırıltılı salonlarının altında devasa bir lojistik mucize dönüyor.
Gemi tam kapasiteyken günde yaklaşık 15 bin öğün yemek hazırlanıyor. Sadece bir günde 4 ile 5 bin yumurta tüketiliyor, haftalık et tüketimi tonlarla, sebze-meyve tüketimi ise 30-40 tonla ifade ediliyor.
Çevre hassasiyeti artık bir tercih değil, zorunluluk. Gemi, günlük 320 metreküp su işleyebilen iki devasa biyo-reaktöre sahip. Katı atıklar gemide ayrıştırılıyor, yakılabilir olanlar yüksek teknolojili fırınlarda imha ediliyor, plastik ve metaller ise karadaki geri dönüşüm merkezlerine teslim edilmek üzere presleniyor.
Geminin motoru ayrı bir mucize... 63 bin 360 kW kapasiteli dev bir dizel-elektrik santrali, geminin hem hareketini sağlıyor hem de yüzen bir şehrin tüm elektriğini üretiyor. Günlük enerji tüketimi, orta ölçekli bir ilçenin ihtiyacına eşdeğer.

Cunard filosu dünya limanlarında
Cunard şirketi, Queen Victoria yanı sıra okyanus ötesi seferlerinin efsanesi Queen Mary 2, her zaman zarif Queen Elizabeth ve filonun en yeni üyesi Queen Anne ile Alaska, Karayipler, Kuzey Avrupa ve dünya turları ile cruise tatili bağımlılarının hizmetinde.

Akdeniz, Nordik, dünya turları
Prontotour’un satışını yaptığı Queen Victoria, 2026-2027 döneminde ağırlıklı olarak Akdeniz, İtalya ve Dalmaçya kıyıları ile Adriyatik rotalarında seferler yapacak. Ocak aylarında ise kışın soğuğundan kaçıp tropik iklimlere veya 100 günü aşan ‘Dünya Turu’na (World Voyage) çıkıyor.
Cruise tatilinin avantajları
Merve Başaran, bir önceki sezonda Türkiye’den bin kadar misafir ağırladıklarını, bu yıl bu sayının 1600’e çıkmasını beklediklerini, cruise turlarının Türkiye’de yükselen bir trend gösterdiğini söyledi. Başaran, gemi tatillerinin avantajlarını anlattı:
‘‘Günümüz ekonomisinin şartlarında klasik tatil paketlerinin yanı sıra diğer alternatiflerine göre daha ekonomik tatil yapmak isteyenlere cruise turlarımızı özellikle öneriyoruz. Farklı ödeme seçenekleri yanı sıra gemilerde tam pansiyon konaklama ile tek pakette birçok ülkede tatil deneyimi sunuyoruz. Valiz aç-valiz topla, uçağa-trene-otobüse yetiş derdi olmadan gemilerde çoklu eğlence ve etkinlik seçenekleriyle misafirlerimizi ağırlıyoruz. Popüler şehirlerin limanlarına yanaşan gemilerle birçok şehirde tatil keyfi mümkün olabiliyor.’’
Prontotour’un Cruise Müdürü Merve Başaran, gemi tatili yapanların sonraki tatil planlarını da yine gemi turlarıyla yapma eğilimlerinin arttığını da söyledi.
Cunard Line Uluslararası Satışlardan Sorumlu İş Geliştirme Müdürü Giorgia, Queen Victoria gemisini, “Denizlerin Orient Express’i” olarak tarif etti, Türkiye rotasından duyduğu memnuniyeti anlattı.

Ali Onaran: Kızım gemiden ayrılmak istemedi
Gemi ziyaretinin bir bölümüne katılan Prontotour kurucusu, Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran, bir gemi seyahati anısını paylaştı. Onaran, tatil bittiğinde, kızı Sare’nin gemiden ayrılmak istemediğini anlattı:
‘‘Sare 6 yaşındaydı. 5 günlük turun sonunda eve dönme zamanı gelince ‘Ben burada kalmak istiyorum’ dedi. ‘Okul var, dönmemiz gerek’ dediğimde; ‘Okulu buraya getirsek olmaz mı?’ diye karşılık verdi. Okulun gemiye sığmayacağını anlatınca da gemiyi o kadar sevmiş ki ‘O zaman sınıfı getirelim’ diye ısrar etti. Sare’yi ikna etmekte zorlandım. Yani gemiler, çocuklar için de bu kadar eğlenceli olabiliyor…’’
Ali Onaran, vize randevu sorunlarına da dikkat çekti, ‘‘Vize kolaylıkları sağlansa çok daha fazla sayıda satış yapabileceğimize inanıyorum’’ dedi.


Gemi turlarında fiyatlar nasıl?
Fiyatlar elbette rotaya ve kabin tipine göre değişiyor. İç kabinlerde kişi başı yaklaşık 1.500 - 2.000 Euro seviyelerinden başlayan fiyatlar, ultra lüks süitlerde ve dünya turlarında seçime göre değişiyor.
Gemi turları, sadece bir "tatil" değil; zamanı yavaşlatma ve huzuru, zarafeti yeniden keşfetme girişimi olarak tanımlanabilir.

Yeni trend, ‘Hesaplı lüks’: Cruise, neden kara turlarından daha "akıllıca"?
Genellikle cruise tatili dendiğinde zihinlerde "ulaşılamaz bir lüks" imajı canlanır; ancak bu kavram günümüz koşullarında anlamını yitiriyor. Cruise sektörü, teknolojik gelişmeler ve verimli işletme yönetimleri sayesinde misafirlerine ekonomik tercihler sunabiliyor. Özellikle Avrupa kıyılarında, göreceli daha pahalı bir şehirden diğerine savrulurken, Queen Victoria gibi ‘lüks’ bir gemide konaklamanın aslında ne denli ulaşılabilir olduğu, basit bir maliyet tablosuyla gün yüzüne çıkıyor.



Tam pansiyonun ötesi
Klasik bir kara turunda; otel rezervasyonu, şehirlerarası tren veya uçak biletleri, her öğün için "nerede ne yesek" stresi ve Avrupa’nın turistik merkezlerindeki restoran faturaları birleştiğinde, bütçe kontrolü imkânsız bir hale gelebilirken gemi turlarında gizli faturalara yer yok.
Fiyata dahil olan "Full Board" (Tam Pansiyon) sistemi, sadece doyurucu bir büfe değil, ödüllü şeflerin elinden çıkan akşam yemeklerini, beş çayı ritüellerini ve gece yarısı atıştırmalıklarını da kapsar. Karada benzer kalitede sadece bir akşam yemeği için Londra veya Roma’da ödenebilecek tutar gemideki günlük maliyetinizin yarısına denk gelebilir.
Bir sabah Venedik’te uyanıp ertesi gün Kotor’un sokaklarını arşınlamak; bunu yaparken bavul toplama derdiyle boğuşmamak ve aktarmalı uçuşlara servet dökmemek başlı başına bir ekonomik kazanım. Gemi, aslında sizi şehirlere taşıyan lüks bir ulaşım aracı ve bu ulaşım bedeli konaklamanın içine gömülü.
Her akşam Broadway kalitesinde bir tiyatro oyunu izlemek, canlı orkestralar eşliğinde dans etmek veya uzmanların katıldığı seminerlere dahil olmak kara turlarında ekstra bütçe gerektirirken, burada "her şey dahil" felsefesinin bir parçası.
Kaynak:İzzet Doğan