9 yaşındaki Ayaz için 100 bin TL manevi tazminat: "Belirledikleri rakamı biz onlara verelim, ailemi bana geri versinler"
Adana 1. İdare Mahkemesi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ayaz T.’nin yakınlarının maddi tazminat talebini reddetti; dört davacıya toplam 100 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
GAZETE PENCERE - Adana 1. İdare Mahkemesi, 6 Şubat depremlerinde Adana'da yıkılan apartmanda hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ayaz T.'nin hayatta kalan yakınlarının açtığı tazminat davasında, maddi tazminat taleplerini reddetti. Olay nedeniyle duyulan acı, üzüntü ve manevi sarsıntının "kısmen de olsa" giderilmesi amacıyla, 4 davacıya toplam 100 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. ANKA Haber Ajansı'na konuşan Ayaz'ın teyzesi Hatice Güçlü, karara, "Bize belirledikleri rakamı biz onlara verelim; benim ailemi bana geri versinler" diyerek tepki gösterdi.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Adana'nın Çukurova ilçesine bağlı Yurt Mahallesi'nde yıkılan Tutar Yapı Sitesi C Blok'ta enkaz altında kalarak hayatını kaybedenlerden 9 yaşındaki Ayaz T'nin yakınlarının hukuk mücadelesi sürüyor.
Ayaz'ın anneannesi, teyzesi ve iki dayısı, Ayaz T.'nin vefat olayında idarelerin hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle, destekten yoksun kalma kapsamında ayrı ayrı 250 bin lira maddi, yaşanan elem ve üzüntüye karşılık da ayrı ayrı 62 bin 500 lira manevi olmak üzere toplam 1 milyon 250 bin lira tazminatın, 6 Şubat 2023 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini istedi.
İDARE MAHKEMESİ TALEPLERİ KISMEN KABUL ETTİ
ANKA Haber Ajansı'nın aldığı bilgiye göre, Adana 1. İdare Mahkemesi, davayı kısmen kabul etti. Mahkeme, 4 davacıya toplam 100 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
Destekten yoksun kalma kapsamında talep edilen maddi tazminat taleplerini ise "Ayaz'ın deprem tarihinde 9 yaşında olması, yaşı itibarıyla vefat etmeden önce davacılara eylemli ve somut bir desteklik ilişkisi içinde bulunamayacağı" gerekçesiyle reddetti.
Hükmedilen manevi tazminatın, bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarına göre, 60 bin liralık kısmının, olayda yüzde 15 kusurlu bulunan Çukurova Belediye Başkanlığı tarafından, 20 bin liralık bölümünün yüzde 5 kusur tespit edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, 8 bin liralık kısmının yüzde 2 oranında kusur atfedilen Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, 12 bin liralık bölümünün ise bilirkişi raporunda yüzde 3 kusurlu bulunan Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ödenmesine karar verdi.
İdare Mahkemesi, belirlenen miktarların, ön başvuru tarihi 2 Şubat 2024'ten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine hükmetti.
BELEDİYELERDEN "TADİLAT VE DEPREM ŞİDDETİ" SAVUNMASI
İdare Mahkemesi'nin gerekçesinde, davacı idarelerin savunmalarına yer verildi. Adana Büyükşehir ve Çukurova Belediyeleri, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), kendilerine atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını belirterek, davadan çıkarılmaları gerektiğini savundu.
Belediyeler, binalara verilen yapı ruhsatı ve denetim işlemlerinin mevzuata uygun olarak yürütüldüğünü, ayrıca binada kat malikleri tarafından yapılan tadilatlar ve depremin şiddetinin meydana gelen zararda etkili olduğunu öne sürdü.
BAKANLIK: YAPILARIN DENETLEME YETKİSİ BELEDİYE VE İL ÖZEL İDARELERDE
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da savunmasında, imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulmasında yetkili bulunduğunu, ancak yapıların mevzuata ve deprem yönetmeliklerine uygunluğunu denetleme yetkisinin belediye ve İl Özel İdarelerine ait olduğunu belirtti. Bakanlık, depremin şiddeti dikkate alındığında meydana gelen zarar ile kendi işlemleri arasında illiyet bağının kurulamayacağını savundu.
AFAD: AFETZEDELERE VE ÖLENLERİN YAKINLARINA ÖDEME YAPILDI
AFAD ise zarar oluşturan iş ve işlemlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile belediyelerin görev alanına girdiğini, kendilerine atfedilecek bir kusur veya ihmalin bulunmadığını ifade etti. AFAD, afetzedelere ve ölenlerin yakınlarına acil ihtiyaçları için çeşitli ödemelerin yapıldığını belirtti.
İdare Mahkemesi'nin gerekçesinde, Anayasa'nın 17 ve 125. maddeleri ile ilgili Afet ve Acil Durum Yönetimi Kanunu, Büyükşehir Belediye Kanunu, Belediye Kanunu, İmar Kanunu, Afet Kanunu'na atıf yapılarak, şu ifadelere yer verildi:
"Bilindiği gibi, ülkemiz, jeolojik ve topoğrafik yapısı nedeniyle büyük can ve mal kayıplarına yol açan deprem felaketleriyle sık sık karşılaşan ülkelerin başında gelmektedir. Afetlerin önlenmesi ve zararların azaltılması amacıyla alınması gereken tedbirleri araştırmak, bu konudaki temel hedef ve politikaları belirlemek, ülke içindeki bilimsel, teknik ve idari çalışmaları koordine etmek, ortak sonuçları tüzük, yönetmelik, talimat ve eğitim yoluyla uygulamaya aktarmak ve denetlemek, afet zararlarının azaltılması amacıyla ulusal ve uluslararası işbirliği, proje ve programları oluşturmak, elde edilen sonuçları uygulamaya aktarmak, afete uğramış ve uğrayabilecek bölgeler ile yapı veya ikamet için yasaklanmış afet bölgelerini tespit ve ilan etmek, afet bölgelerinde yapılacak yapılarla ilgili kuralları, yapı tekniklerini ve projelendirme esaslarını tespit etmek, depremleri ve etkilerini incelemek, elde edilen sonuçlara göre deprem katalogları ve ülkenin deprem haritalarını hazırlamak ve geliştirmek ve depremlerden dolayı hasar görmüş yapıların takviye ve onarım yöntemleriyle ilgili çalışmalaryapmak Devletin görev, yetki ve sorumlulukları arasında bulunmaktadır."
DEPREM AFETİNDEN KORUNMA KONUSUNDA "HUKUKİ SORUMLULUK"
Gerekçede, ilgili mevzuat hükümlerinin, bakanlık, belediye, mal sahibi, yapının proje ve eklerini tanzim eden ile belediyeye karşı üstlenen fen adamlarına çeşitli görev ve sorumluluklar yüklediği hatırlatıldı. Ayrıca, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Afet ve Acil
Durum Yönetimi Başkanlığı'nın, ilgili yasalar gereği, deprem hassasiyeti olan bölgeye ilişkin yaşam çevrelerinin oluşturulmasını kaçınılamaz şekilde etkileyecek verilerin başında yer alan deprem afetinden korunma konusunda "hukuki sorumluluk" taşıdığı vurgulandı.
İdare Mahkemesi, "Somut uyuşmazlıkta ise davalı idarelerin kendilerine verilen görevleri tam olarak ifa etmemelerinin de etkisi ile davacının yakınlarının ölümü ile sonuçlanan uyuşmazlık konusu olay meydana gelmiştir. Bu haliyle davalı idarelerin Anayasa ile güvence altına alınan yaşam hakkının negatif yükümlülüğünü ihlal ettiğinin kabulü gerekmektedir" tespitini yaptı.
Gerekçede, davacıların olay nedeniyle duyduğu acı, üzüntü ve manevi sarsıntının "kısmen de olsa" giderilmesi amacıyla, davacıların her biri için ayrı ayrı 25 bin lira olmak üzere toplam 100 bin lira manevi tazminatın, davalı idarelere başvuru tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, kusurları oranında davalı idarelerce davacılara ödenmesi; fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı bildirildi.
"BİZE BELİRLEDİKLERİ RAKAMI BİZ ONLARA VERELİM, BENİM AİLEMİ BANA GERİ VERSİNLER"
Ayaz'ın teyzesi Hatice Güçlü, süreci ANKA Haber Ajansı'na şöyle değerlendirdi:
"6 Şubat depreminde Adana Tutar Yapı Sitesi C Blok 11. katta ablamı, eniştemi ve üç yeğenimi kaybettim. Bununla ilgili açtığımız maddi ve manevi tazminat davasında en küçük yeğenim 9 yaşındaki Ayaz T. için bir karar verildi. Karar dilekçesini okurken gözlerime inanamadım. İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğunu bir kez daha bize gösterdiler. İçimizi soğutacak hiçbir ilerleme yaşamıyoruz. Aksine, her seferinde sanki suçlu bizmişiz gibi hissettiriliyoruz. Bize belirledikleri rakamı biz onlara verelim, benim ailemi bana geri versinler."
Kaynak:ANKA