Alp Selek kimdir?

Hukukçu ve insan hakları savunucusu Alp Selek tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Alp Selek, Mısır Çarşısı patlaması gerekçe gösterilerek maruz kaldığı hukuksuz sürece karşı yürüttüğü mücadeleyle de özdeşleşen duayen bir hukukçu olarak tanındı...

Alp Selek kimdir?

GAZETE PENCERE - Türkiye'nin önde gelen sosyalist avukatlarından, Alp Selek hayatını kaybetti.

Türkiye’nin toplumsal mücadele tarihinde ve hukuk dünyasında sembol bir isim olan Avukat Alp Selek, 70 yılı aşkın meslek hayatı boyunca ezilenlerin, işçi sınıfının ve siyasi mahkûmların sesi oldu.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) kurucularından, eski milletvekili ve hukukçu Cemal Hakkı Selek’in oğlu olan Alp Selek, gençlik yıllarından itibaren sosyalist hareketin içinde aktif rol aldı.

Selek, bir dönem TİP İstanbul İl Başkanlığı görevini de yürüttü.

Özellikle 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbe dönemlerinin en karanlık günlerinde baskılara boyun eğmeyen Alp Selek, başta tarihi DİSK olmak üzere pek çok sosyalistin ve işçinin savunmanlığını üstlendi. Siyasi fikirleri ve TİP mahkûmiyeti nedeniyle avukatlık mesleğinden ihraç edilmek istendiğinde, İstanbul Barosu ile birlikte verip kazandığı tarihi mücadele, Türk hukuk tarihine bir mesleki başarı örneği olarak kayıtlara geçti

ÇEYREK ASIRLIK ADALET NÖBETİ: PINAR SELEK DAVASI...

Alp Selek ismi, kamuoyunda aynı zamanda sosyolog ve yazar olan kızı Pınar Selek'in 1998 yılındaki Mısır Çarşısı patlaması gerekçe gösterilerek maruz kaldığı hukuksuz sürece karşı yürüttüğü mücadeleyle de özdeşleşti.

Dört kez beraat kararı verilmesine rağmen ısrarla devam ettirilen bu çeyrek asırlık davada hem bir baba hem de avukat olarak en ön safta yer alan Selek, her duruşmada adalet çağrısında bulundu.

2023'te İstanbul'da avukatların düzenlediği "Adalet Nöbeti"nde konuşan Pınar Selek'in babası ve avukatı Alp Selek şunları söylemişti: "Pınar araştırma yapıyordu. "Niçin Barışamadık" kitabını yazmıştı. Onla ilgili aldılar. "Gözaltında bize bir iki isim ver biz de seni rahat bırakalım" dediler. Pınar isim vermedi. On gün içerde tuttular işkence ettiler. Bir ifade imzalattılar.İfadede "PKK'lilerle görüşen biri olarak" gösterdiler."

"İsim vermediği için atölyede bomba bulundu diye dava açtılar sonra anlaşıldı ki atölye de Pınar'ın değil. Oraya sokak çocukları geliyor oraya bomba koyup çalışma imkanı yok yalan ortaya çıkıyor.

Pınar'ın bir militanin da adı geçiyor. İki dosya arasında zıt şeyler var savcı mahkemede "bunları birlestirelim" diyor.

Yargıtay'da saçma sapan bir şey yapıp Pınar'ı sucluyorlar. Yargıtay da başsavcılığın bir yardımcısı var onun hazırladığı iddianameye karşı hazırladığımız yanıt da gitmiyor."

Yargıtay'da hakimin verdiği rapor var onun saklıyorlar bir yere Yargıtaydaki hakimler karar verirken oradaki iki kişinin kendilerine sundukları rapora göre karar veriyor. Pınar gibi yüzlerce genç var gençler boş yere cezaevinde yattı o da burda olsaydı öyle olacaktı.

"Mesela, "Pınar uzman diyorlar militanın halasının evinde yapmışlar bombayı" diyorlar. Hala geldi, mahkemede konuştu, Pınar'ı tanımadığını söyledi. "Devlet bu davayı 25 yıldır devam ettiriyor ve 25 yıldır bize işkence ediyorlar. Mahkeme ne yapacak bilmiyorum ama bizi dinlemesi lazım bizi dinleyen mahkeme asla bizim aleyhimize karar vermez."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar