Avukat cüppesi nasıl katlanır?

Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan, Cumhuriyet'e yazdı: Avukat cüppesi nasıl katlanır?

Avukat cüppesi nasıl katlanır?

GAZETE PENCERE - Avukat Mehmet Pehlivan, Cumhuriyet gazetesine, 'Avukat cüppesi nasıl katlanır?' başlığıyla bir yazı yazdı.

Pehlivan'ın yazısı şöyle:

Cezaevine girdikten sonraki bir- iki ay içerisinde geçmişimdeki büyük ve önemli anıları hızla tükettim. Örneğin, kızım doğduğunda tutsun diye hangi parmağımı uzattığımı da hatırlıyorum, tutuklama kararını yüzüme okuyan hakime hanımın kararı okurken sol el baş parmağını avucunun içine katlamasını da hatırlıyorum. Cezaevinde 14 ayı geride bıraktım. Şimdiki cezaevi rutinim içinde kendimi giderek daha derine, daha ince ve önemsiz gibi görünen ayrıntıları hatırlamaya çalışırken buluyorum. Mesela avukat cüppesinin nasıl katlandığını hatırlamaya çalışmak gibi...

Yıllar önce baro odasında bilgisayarda bir işimi halletmeye çalışıyordum. İçeriye genç bir meslektaş girdi. Cüppesini sırt çantasının askısına sıkıştırmıştı. Tam karşı koltukta oturan, yakasındaki kadife kısmı neredeyse kendisinden daha yaşlı görünen yaşça çok büyük ve kıdemli bir meslektaş elindeki bardağı sehpaya bıraktı. Kaşlarını çattı. “Haydaa!” dedi. Genç meslektaşa kıdemini sordu. Bir yıldan biraz az olduğunu öğrenince mesleği kurtarma görevini üstlendi. “Mesleğimiz ne hale geldi! Kimse ciddiye almıyor, o cüppe hiç orada olur mu?” Genç meslektaş, karşısına çıkan bu beklenmedik meslek dersi karşısında neye uğradığını şaşırmıştı. Fakat üstat nefes almadan devam ediyordu: “Cüppe burada, bu şekilde olmaz. Düzgünce katlayacak, kolunda taşıyacaksın.”

Cüppeyi ucundan çekti ve kaldırdı: “Bak, cüppe önce böyle silkelenir ki kumaş nefes alsın. Sonra buralardan tutup kaldıracaksın. Sonra yaka içeride kalacak şekilde getireceksin. Sonra...” Sonrasını hatırlamıyorum. Hafızam tam orada, bir dikiş yerinden söküldüğü gibi sökülüyor. Sosyal medyada videolar da vardı, izlemiştim ama sonraki adımların hiçbirini hatırlamıyorum. Kesin olarak hatırladığım tek şey cüppemin bir yılı aşkın süredir büroda, bir askıda, giyilmeden duruyor oluşu. Ki ben onun için yani cüppemi layıkıyla giyebilmek, mesleğimi hakkıyla yapma uğruna buradayım. Bir cezaevi hücresindeyim.

Başkasının hakkı için dövüşenler

Ama gel gelelim galiba insan, giymediği şeyin katlanışını da unutuyor olabilir. Katlamayı unutunca, mesleğin ne olduğunu da unutmuş olabilir miyim? Baştan hatırlamaya çalışıyorum...

Eskiden herkesin izlediği Game of Thrones dizisinde Tyrion Lannister’ın yargılandığı bölümü izlemiştim. Tyrion, yeğeni olan kralın ölümünden sorumlu tutuluyordu. Mahkeme kürsüsünde ondan nefret eden babası, şikâyetçi kürsüsünde aynı nefreti paylaşan ablası, tanık kürsüsünde de özenle kurgulanmış ifadeler vardı. Bu tablo karşısında Tyrion, adaleti o salonda bulamayacağını anlamıştı. Bu nedenle tanrıların önünde dövüşerek yargılanmayı talep etti. Yani kendisine karşı taraflı olduğunu düşündüğü mahkeme otoritesinin karşısında, tarafsız olduğuna inandığı ilahi bir otoriteye sığınıyordu. Diziyi izlemeyenler için önemli bir ayrıntı: Tyrion bir cüceydi. Bedeni dövüşe elverişli değildi. Kılıç kaldırabileceği bile şüpheliydi. Tam bu noktada Oberyn Martell ortaya çıktı. Tyrion’ın yerine dövüşeceğini söyledi. Böyle bakınca Oberyn’in yaptığı şey, cüppe giymese ve hukuki itirazlarda bulunmasa da avukatlığa oldukça benziyor.

Dövüşle yargılanma yalnızca kurgu dünyasında olan bir şey değildi, aynı zamanda ortaçağ Avrupa’sında hukuken tanınmış arkaik bir usuldü. Taraflar haklılıklarını kılıç, mızrak veya sopalarla kanıtlamaya çalışırlardı. Fakat herkes dövüşemezdi. Kadınlar, yaşlılar, sakatlar ve din adamları gibi kişiler kendi yerlerine dövüşmeleri için başkalarını çağırabilirlerdi. Bu işi meslek edinmiş kişilere “şampiyon” denirdi.

Burada avukatlığın çok eski bir görüntüsünü görmek mümkün: Bir başkasının hakkı için onun yerine mücadele etmek. Bu nedenle “şampiyon” ile avukat arasında yalnızca güzel bir benzerlik değil, mesleğin özüne ilişkin güçlü bir ortaklık var. Demek ki iyi avukat iyi dövüşendir, her avukat bir şampiyondur.

AVUKAT YARDIMA ÇAĞIRILINCA GİDER

Geçenlerde gazetede okudum. Selahattin Demirtaş, Edirne’deki hücresinden, Diyarbakır’da öldürülen sekiz yaşındaki Narin’in dosyasını, Narin’in babasının çağrısı üzerine incelemiş. 15 yıldır giymediği cüppesini bu dava için yeniden giyeceğini ve küçük kızın avukatlığını yapacağını söylemiş. Görüyorum ki 15 yıl bir askıda bekleyen cüppe bile çağrıldığı gün omuzları hatırlar. Eylül kapıda. Yeni adli yıl başlayacak. Ben o gün büyük ihtimalle yine bu hücrede olacağım. Tutuklu yargılandığım dosyanın duruşmasında olmazsam adli yıl açılış törenini belki televizyondan izlerim. Muhtemelen o törende, mesleki faaliyetleri nedeniyle tutuklanmış, cüppeleri askıda olan avukatlardan söz edilmeyecek.

“Cüppe nasıl katlanır” sorusuna gelince... İtiraf edeyim, hâlâ hatırlamıyorum ve açık söyleyeyim, nasıl katlandığı hiç umurumda değil. Cüppenin makbulü özenle katlanmış hali değildir, bir avukat cüppesinin en makbulü, en düzgünü bir omuzda cesaretle taşınandır.

Avukat kelimesinin atası advocatus, “yardıma çağırılan” anlamına gelir. Ben de avukatları çağırıyorum!

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar