Babacan’dan fon skandalı için istifa çağrısı: ‘Kaza yapan şoföre araba kullandırılmaz’

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, fon krizine ilişkin hükümete yönelik eleştirilerde bulundu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığındaki kurulun krizi yönetemeyeceğini belirten Babacan istifa çağrısında bulundu.

Babacan’dan fon skandalı için istifa çağrısı: ‘Kaza yapan şoföre araba kullandırılmaz’

GAZETE PENCERE - DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM’de gazetecilerin sorularını yanıtlarken gündemdeki fon krizine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. SPK ve Borsa İstanbul yönetimlerinin değişmesi gerektiğini savunan Babacan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurulun bu ölçekteki bir krizi yönetemeyeceğini belirterek, “Part-time bir iş değil. Gece gündüz bu işi çalışacak bir görev gücü kurulması lazım” dedi.

Fon krizine ilişkin atılan adımların güven oluşturmak açısından yeterli olmadığını söyleyen Babacan, denetleyici kurumların başındaki isimlerin görevden ayrılması veya görevden alınması gerektiğini savundu.

Babacan şunları söyledi:

"Şu ana kadar yapılanlar maalesef güven oluşturma, güven inşa etme açısından yeterli değil. Yani bazı adımlar atıldı ama eksik çok. Yani şu korku olmamalı sistemde. Acaba altından biri çıkar da başımıza iş açar mıyız? Denetleyenler ya şimdi ucu şuna dokunursa bize bir şey yaparlar mı korkusunu yaşamaması lazım. Denetleyenlerin sonuna kadar altından kim çıkarsa çıksın, kime dokunursa dokunsun, bu işin sonuna kadar gidebilmeleri lazım. Daha da erkenden aslında yapılması gereken en önemli tedbirlerden birisi şuydu: Bu işi yöneten kurumların başındaki insanların acilen bu işi bırakması lazım. Yani SPK'mış, Borsa İstanbul'muş. Yani bunlar kaza yapan şoförler hepsi. Kaza yapan şoföre araba kullandırmaz. Suçlu da olsa, suçsuz da olsa o kazanın psikolojisiyle, travmasıyla araba kullanamaz. Dolayısıyla bu konuların başındaki insanların bir an önce görevden alınması ya da kendiliğinden ayrılmaları lazım. Yeni bir ekibin kurumların başına gelmesi lazım ki sistem işlesin, sistem çalışsın.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bir heyet oluşturuldu. Ama bu böyle part-time bir iş değil. Yani günde bir saat bakalım, yürüteyim değil. Ya da haftada bir toplanalım değil. Bahsettiğim görev gücünün tam zamanlı, gece gündüz bu işi çalışan bir görev gücü olması lazım. Böyle bir görev gücünün dahi aylarca vaktini alabileceği kadar karmaşık bir konudan bahsediyoruz. Bunun için yapılması gereken bir an önce görev gücünün oluşturulması, tam yetkili olarak bu kriz nasıl yönetilecek? Krizin şu anda ortasındayız ve bundan sonrası nasıl çözümlenecek? Bununla ilgili bu yapının acilen oluşması lazım. Sermaye piyasasını bilmeyen, bankacılığı bilen, devleti tanıyan, konunun uzmanlarından oluşan bir görev gücünün acilen kurulması şart. Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığındaki heyetin bu işin altına kalma ihtimali yok.

Krizleri üç aşamada incelemek gerekir. Kriz öncesi dönemde belli ki gerekli tedbirler alınmamış. Bizim SPK yasasında piyasa dolandırıcılığı dediğimiz bir suç var. Bu işler kazıldıkça arka planı öğrenildikçe muhtemelen o piyasa dolandırıcılığının farklı örneklerini göreceğiz. Ama bunlar olmadan önce yangın daha küçükken halledilip söndürülmesi lazımdı. Bu kadar uzun süre bu işin devam etmesinin göz yumulması veya ihmali veya bir şekilde çıkar ortaklığıyla bu işlerin olması tabii çok vahim.

Yargı bakmaya başladı. Şimdi Devlet Denetleme Kurulu da bakmaya başladı. Bir de Meclis denetimi faydalı olur. Yani Mecliste bir araştırma komisyonu vasıtasıyla bu konunun irdelenmesinde fayda var. Yani yargı denetimi, yürütme organlarının yani Devlet Denetleme Kurulunun denetimi ve Meclisin yasama organının denetimi üç koldan yapılsa faydalı olur. Meclis denetimi çünkü daha açık olur, daha kamuoyunun geniş bilgisi çerçevesinde gerçekleşir ve Meclis denetiminin gerçekleri ortaya çıkarma açısından, şeffaflık açısından faydası olur.

Seçim dilenmesi ve öne alınmış seçim ihtimali… Ben hep söylüyorum. Şimdi şöyle baktığımızda ufukta artık seçim görünüyor. Ama ne kadar yakındır? Gelecek sene ilkbaharda mı olur, sonbaharda mı olur, 2028'in ilkbaharında mı olur? Bunun kararını artık verecek merci ya Meclis ya da Cumhurbaşkanı. Anayasa öyle diyor. "

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar