Casusluk Davası'nda ilk duruşma
Silivri'de Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ın yargılandığı Casusluk Davası'nın ilk duruşması görüldü. Duruşma yarına ertelendi.
GAZETE PENCERE - Silivri’de İBB Davası, Aziz İhsan Aktaş Davası devam ederken, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve gazeteci Merdan Yanardağ ile Necati Özkan’ın yargılandığı Casusluk Davas'ı'nın ilk günü sona erdi.
“Casusluk” suçlamasıyla geçen yıl tutuklanan ve etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için ifade veren Hüseyin Gün’ün iddiaları üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, danışmanı Necati Özkan ve gazeteci Merdan Yanardağ hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla dava açıldı.
Davanın ilk duruşması bugün Silivri'de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince görüldü..
DURUŞMADA YAŞANANLAR:
16.40 - DURUŞMA YARINA ERTELENDİ
Duruşma, İmamoğlu'nun avukatlarının da savunmalarını yapmalarının ardından yarın (12 Mayıs) devam edilmek üzere ertelendi.
Deniz Barış Demir'in ardından İmamoğlu'nun bir diğer avukatı Hasan Fehmi Demir'in savunmasına geçildi. Avukat Demir, eski MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik gözaltı girişimine atıf yaptı ve "Bu iddianameden 7 Şubat 2012'nin kokusu geliyor. MİT Müsteşarı ifadeye çağrıldı. Gitseydi tutuklanacaktı" dedi.
16.00 - DEVLET BAHÇELİ VE ERDOĞAN'I UYARDI
İmamoğlu savunmasını bitirirken, "Seçim kazanmayı suç, halkın desteğini örgüt faaliyeti gibi göstermeye çalışmışlardır. Bu millet kararını sandıkta vermiştir ve yine verecektir. Ben buradayım, mücadelemi veriyorum. Bu insanları tahliye edin. Bu iddianameyi yazan savcı, şimdiki bakan büyük suç işlemişlerdir. İhbarımı da buradan yapıyorum" dedi. Mahkeme başkanı İmamoğlu'na, "Hüseyin Gün ile Necati Özkan arasındaki veri sızıntısından haberiniz var mı?" diye sordu. İmamoğlu, "Hüseyin Gün ismini burada hücrede yatarken duydum" yanıtını verdi. Daha sonra İmamoğlu'nun avukatlarından Deniz Barış Demir'in savunması başladı. İmamoğlu sözlerini noktalamadan önce, MHP lideri Devlet Bahçeli ve AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı uyardı:
"Milletin oyuyla seçilmiş Cumhurbaşkanına ve iktidar ortağı Milliyetçi Hareket Partisi Devlet Bahçeli’ye buradan çok büyük bir uyarıda bulunuyorum. Bu millet, bu bayrak, bu devlet risk altındadır. Böyle bir adalet anlayışı, böyle bir adalet bakanlığı, böyle bir süreç yönetimi Türkiye’nin bütün temel duruşunu zedelemektedir, devletin kurumlarını aşağılamaktadır."
15.00 - İMAMOĞLU: HÜSEYİN GÜN İBRAHİM KALIN'A ÇALIŞIYOR
Hüseyin Gün'le Necati Özkan'ın ricası üzerine görüştüğünü ifade eden İmamoğlu, "İnsanlar beni çok sever. Özellikle de hanımlar ve anneler. Öyle zenginim ki Allah saraydakini korusun" dedi. İmamoğlu, avukatının ziyaretle ilgili fotoğrafı getirdiğini söyledi ve "Hanımefendiyi giyiminden kuşamından hatırlıyorum. Unutulacak kadın değil" dedi. İmamoğlu, "Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ı katarak vitrin dosya oluşturdular" dedi ve Tele1'e çökülerek susturulduğunu ifade etti. Yanardağ'ı Tele1'e programa gittiğinde gördüğünü ifade eden İmamoğlu, "Aleyhime çok yorumları olmuştur, beni tebrik ziyaretine geldiğini de hatırlamıyorum" dedi. Yanardağ bunun üzerine "Gelmedim" yanıtını verdi. "Kirli bir zihniyet, önümüze koyduğu çöp belgeyle İstanbul seçimlerini tartışmalı hale getiriyorlar. Burada bize casus diyen bir avuç muhterisle karşı karşıyayız" diyen İmamoğlu, "Buradaki casusluk suçlamasını aynen iade ediyorum. İleride haklı çıkarsam şaşırmayın" açıklamasında bulundu. "Bu uydurma iddianamelere imza atanlara, diplomamı usulsüz iptal edenlere, anayasal düzeni bozanlara karşı hukuk mücadelemi sürdüreceğim. Ne hak yedim ne de hakkımı yedirdim" diyen İmamoğlu, "Bu hukuksuzluğun peşini bırakmayacağım. Beni bundan vazgeçirecek güç anasının karnından doğmadı" ifadelerini kullandı. İmamoğlu, 2019'da göreve başladığı dönemde sızdırıldığı ileri sürülen verilerle ilgili dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun soruşturma izni vermediğini hatırlattı ve "Tüm siyasi saldırganlığına rağmen soruşturma izni vermemiştir" dedi. 31 Mart 2019'daki seçimlerin iptal edildiğini, o dönemde 18 gün görev yaptığını ifade eden İmamoğlu, özel kalem hariç tüm ekibin eski dönemden kalma olduğunu söyledi ve "Çağırın ifade versinler. Sızdırdıysa onlar sızdırdı" dedi. İmamoğlu ayrıca, Hüseyin Gün'ün geçmişte AK Partili bakanlarla, MİT Başkanı İbrahim Kalın'la çalıştığını söyledi ve "Konuşsana MİT Başkanı, bakanlık yapanlar konuşsanıza" diyerek Hüseyin Gün'le fotoğrafı çıkan isimlere seslendi. "Burada İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı olarak sesleniyorum. MİT çıksın, ortada casusluk varsa tek bir belge göstersin" diyen İmamoğlu, "Kaçmıyorum, buradayım, elinizde ne varsa çıkartın ortaya" açıklamasında bulundu. Türkiye Cumhuriyeti devletini ve kurumlarını böyle ciddiyetsiz metinlerle tartışmalı hale getiren bir iddianameyle karşı karşıya olduğumuzu ifade eden İmamoğlu, Silivri'de yapılan yeni duruşma salonu için de "Erdoğan ile Adalet Bakanı beraber açsınlar. Çok yakışırlar" diye konuştu.
14.40 - İMAMOĞLU SÖZ ALDI: MİNİK AKILLI KİŞİYİ MUHATAP ALMAYACAĞIM
Duruşmaya ara verildi. Aranın ardından İmamoğlu savunma yapmak için kürsüye çıktı. İmamoğlu savunmasında, şunları söyledi: "Benden önce dinlemiş olduğumuz sanık Hüseyin Bey’in ifadelerinden sonra anlatacaklarım daha da zorlaştı. Aslında anlatacaklarımın hiçbirisi Hüseyin Bey’le ilgili değil zaten. Devletimiz, milletimiz adına utanç verici bir iddianameyle muhatabız. Benim muhatabım da Hüseyin Gün değil zaten. Deli kuyuya bir taş atmış, istiyorlar ki birileri çıkarsın. Açıkçası ben bu minik akıllı kişiyi muhatap almayacağım. Boş bir iddianame olduğunu bilmeyen yok.
Bunun bir benzerini hemen yan salondaki diğer davada yaşıyoruz. Hüseyin Bey’in ifadelerinden sonra da bütün yargılamaların yapıldığı davaların tümüyle siyasi olduğu, bu devletin ve milletin zararına, menfaat karşılığı yapıldığı; bu işlerin muhatabının da başından beri İstanbul’da bu işleri yürüten iddia makamı olduğunun da altını çizeyim.
Çok rahatım, çok gururluyum; burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Bu büyük mücadelenin minik beyinlere nasıl zarar verdiğini tek tek görüyoruz. En büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri’de görülmektedir.
Bu mücadeleyi kimi zaman 12 metrekarede, kimi zaman davaya dönüşmemesi gereken kuru iftiralardan oluşan yargı süreçlerinde görüyoruz. Tecritler, baskılar, psikolojik işkenceler altında; insan haklarının ve hukukun yerle bir edildiği, çiğnendiği koşullarda veriyoruz bu mücadeleyi.
Hukuka aykırı usuller, baskı ve sahtecilikle bu süreçlere maruz kaldım. İddia makamı eliyle sahtecilik, sahte belge düzenlemek diyorum. Bugün de onun bir başka perdesini yaşıyoruz. Sizin yüce makamınızın, kutsal konumunuzun yerle bir edilmesinin altlığı budur. İddia makamının tehditleri, rehin almaları, uydurma belgelerle bir düzen kurulmuş; bu düzeni ayakta tutmak ve koltuktan kalkmamak adına siyasi müdahaleler, oluşturulan senaryolar ve o senaryolar üzerinden bunu uygulayan aparatlar…
Burada ifade veren şahıs, etkin pişmanlık konusunda konuşmaktan imtina etti. Türk hukuku insanları bu duruma düşürüyor. Ne tehditler, ne tecritler, ne olmaması gereken durumlarla karşı karşıya bu insanlar. Yargılama diye bir şey yok; suç yok, delil yok. Buna rağmen deniliyor ki: ‘Suçsuzluğunu ispat et…
Önce bir suç vardır, ispatlanır; sonra suçsuzluğu ilan edilir.
Burada da asrın iftirası: İBB davası. İftira dolu. Bu anlayışın her birisi çarpıcı örnekleridir. Beşinci defa yenecek diye rakibini imha etme üzerine kurulan yargı saldırısı altındayım. Bu iddianame tam bir hukuk cinayetidir. Şunların hepsi çöp, hepsi… Sorsanız iddianame hazırlamışlar.
Tek bir sayfasını hiçbir iddianamenin okumadım. Gerek duymadım. Okumayacağım. Ama burası yeter. Sonu buna kim casusluk davası diyebilir? Bu siyasi bir dava. Benim neyim varsa bu ülkede; ama birilerinin varsa getirirler. Bu ülkeye yazık ediyorlar. Yazık Mehmet Şimşek’e…
Casusluk… Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu yaşadım, yaşıyorum; aile boyu yaşıyorum. Bir bakan ağzıyla bir şantajın bu ülkede nasıl yapıldığını yaşıyoruz. Casuslukmuş… Bunu da yaşattılar bize. Casusluktan Ekrem İmamoğlu’nu tutuklamak, hukukla açıklanacak bir şey değil. 'Dilinle şu salonu yala, temizle' deseler onu da yapacak bir zihniyet…"
12.50 - HÜSEYİN GÜN'ÜN SAVUNMASI BİTTİ. NECATİ ÖZKAN SORU SORDU
Necati Özkan Hüseyin Gün'e İBB Davası'nda da yer alan eylem 13 ile ilgili soru yöneltti. İstanbul Senin ve İBB Hanem ile ilgili bir bağınız var mı diye sordu. Hüseyin Gün" Hayır" cevabını verdi.
Necati Özkan: Sizinle mesajlaşmamız oldu mu?
Hüseyin Gün: Olmadı Sayın Başkan.
Necati Özkan: Size herhangi bir bilgi verdim mi?
Hüseyin Gün: Vermediniz.
Necati Özkan: İBB iştirakleriyle ilgili belge İBB çalışanı hakkında herhangi bir veri verdim mi?
Hüseyin Gün: Hayır vermediniz.
Necati Özkan: Seçimlerle ilgili manipülasyon talebim oldu mu?
Hüseyin Gün: Hayır.
11.20- HÜSEYİN GÜN SAVUNMA YAPTI: MAMOĞLU'NU BİR KEZ GÖRDÜM
Devletim adına aktif görev yaptım diyen Hüseyin Gün savunmasının satır başları şöyle:
"Huzurunuzda görülmekte olan yargılamaya dayanak teşkil eden, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bürosunca düzenlenen 4 Şubat tarihli iddianameye konu tarafıma yöneltilen siyasi casusluk ve askeri casusluk iddiaları tamamen mesnetsiz ve gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güvenliği, iç veya dış siyasi bilgileri ya da gizli kalması gereken bilgileri temin etmedim, teşebbüste bulunmadım, kimseyle de paylaşmadım. Suçu işlediğime dair en küçük bir ikrarda bulunmadım; çünkü ben ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım, kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başkasına da casus diyemez.
Ben uzun yıllardır dünyanın değişik bölgelerinde farklı iş kollarında yatırım yapan bir iş insanıyım. Maalesef burada açıklamak zorunda kalacağım üzere, bilhassa 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum görevler göz önüne alındığında, iddianamede atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, askeri ve siyasi kişilerle yaptığım görüşmeler hayatın olağan akışına uygundur.
2016-2018 dönemi başbakanlık müsteşarı Fuat Oktay tarafından şahsıma verilen yetki belgesi mahkemeye sunulacaktır.
FETÖ ile mücadele için devletim adına aktif bir şekilde görev yaptığım, yurt dışında olan FETÖ’cülerle ilgili ülkemizden çaldıkları mal varlıklarının ne olduğuna dair bilgi vererek ülkemize destek verdiğim görülebilir. Yurt dışında düzenlenen, iddia makamı tarafından devlet sırrı olarak belirtilen örgüt şemalarını bizzat ben hazırladım ve devletimizin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. Bu sorular bana ilk sorulduğunda devlet sırrını açık etmemek için geçiştirdim; iddianamede görünce şok oldum.
Hiçbir karşılık beklemeksizin vatanıma hizmet etmek için şerefli Türk subaylarına küfreden (Ergenekon ve Balyoz’da) ve FETÖ’de hazırladığım bu dökümanların bugün huzurunuzda casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi son derece haksız ve mesnetsizdir.
Olmayan bir şey var olamaz Sayın Başkan. Dosya kapsamındaki verilere bakıldığında, Türk vatandaşı olmaktan onur duyan, kendisini Jön Türk olarak tanımlayan katıksız Atatürkçü ben, ülkem için çalışmakta olduğumu sizlere kanıtlıyorum.
İMAMOĞLU'NU BİR KEZ GÖRDÜM
İstanbul TEM’de vermiş olduğum ifademde belirttiğim üzere, Merdan Yanardağ ve Özkan’ı manevi annem vasıtasıyla tanıdım. İmamoğlu’nu da seçilmesinden sonra manevi annemle yaptığımız ziyarette sadece 1 kez gördüm. Bugün de ikinci kez aynı yerdeyiz. Kayıtlara bakıldığında İmamoğlu ile ne öncesinde ne sonrasında iletişimde olmadığım açıkça görülür."
TELE 1 'E BAĞIŞ
Tele 1'e bağış yapmak nasıl casusluk oluyor onu ben anlamadım. 1000-2000 dolarla televizyon dönmez. Merdan Yanardağ da kalemini satacak biri değildir.
FUAT AVNİ'Yİ BİZ BULDUK
Diğer taraftan; İstanbul TEM Şube Müdürlüğü'nde vermiş olduğum her iki ifademde ve iddianame eklerinde yer alan yazışmalar ile Türkçe çevirilerine bakıldığında; 17-25 Aralık sürecinden sonra emniyet yetkililerinin talebi üzerine, "Fuat Avni" takma adıyla bilinen şahsın kimliği ve nerede olduğu araştırılmıştır. Çünkü bu bir şahıs değil, bir ekipti. Medyada "bulundu, bulunmadı" gibi değişik haberler çıksa da o dönemde -ben değil, ortak olduğum teknik şirket aracılığıyla- bu ekip bulundu. 2014 yılında yurt dışından bu bilgi verildi; ama o zaman FETÖ devlet katında halen çok aktifti ve o raporun akıbeti belli değil. Ancak Fuat Avni ekibinin başındaki kişi bulundu; bulan da benim yurt dışındaki ortak olduğum bir teknoloji firmasıdır. Bunu o dönem devletime iletmiştim ama dediğim gibi, rapor yok edildi.
20’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ
İddianamede, “Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında ‘siyasal casusluk’ suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini maniple etme suretiyle desteklenen İmamoğlu’nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır” suçlaması yer alıyor.
İstanbul Başsavcılığınca, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede, 'suç tarihi' olarak 2019-2025 yılları arası işaret edilirken üç isim hakkında 20’şer yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İddianamede, Hüseyin Gün’ün dijital materyallerinde bulunan, İBB veri tabanına ait olduğu belirtilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı öne sürülüyor.
Bu verileri dolaylı olarak Özkan’ın temin ettiği ve Gün’ün beyanına göre, Özkan’ın başta “ibb.gov.tr” olmak üzere belediyeye ait çok sayıda e-posta adresini ve şifresini İmamoğlu’nun talimatıyla “Ostin” adlı internet aleminin yeraltı olarak nitelendirilen dijital ortama aktardığı öne sürülüyor.
İddianamede Gün’ün, “Ostin”deki e-posta adresi ve şifrelerle belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ile iç yazışmaları başta olmak üzere e-posta içeriklerindeki datalara eriştiği iddia ediliyor.
YANARDAĞ AÇIKLAMA YAPTI
Duruşma öncesi açıklama yapan Merdan Yanardağ, “Basın örgütlerini, kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi adına duruşmayı izlemeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu. Yanardağ şunları söyledi: “Kayyım 144 meslektaşımızı işsiz bıraktı tazminatlarını ödemedi. Ben Türk Ceza Kanunu’nun devlet sırrını ele geçirip yabancı bir devlete, örgüte verme suçunu düzenleyen 328. maddesi ile suçlanıyorum. Ama iddianamede yabancı devlet yok, yabancı örgüt yok. Hakkımda somut ya da soyut delil yok. Yorum ve varsayıma dayalı ideolojik bir iddianameyle suçlanıyorum. Bu nedenle savunmamı ‘karşı iddianame’ olarak sunacağım. 31 Mart 2024 seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesini sağlamakla suçlanıyorum. Biz TELE 1’de 22 Haziran’da Kemal Kılıçdaroğlu ile yayın yaptık. Bir gün sonra 23 Haziran’da Ekrem İmamoğlu’nu eleştiren bir yayın yaptık. Biz gazeteciyiz, eleştiririz.”
Kaynak:Haber Merkezi