CTP'nin ilk kadın Genel Başkanı 'Başbakanlık’a hazırım' mesajı verdi

Tıp doktoru Sıla Usar İncirli şimdi KKTC’deki "hasta yönetimi" iyileştirmeye aday olduğunu ortaya koyarak, en geç Ekim ayına kuzeyde sandığa gidilmesi gerektiğini ve Rum tarafı karşısında güçlü bir hükümete ihtiyaç olduğunu söyledi.

CTP'nin ilk kadın Genel Başkanı 'Başbakanlık’a hazırım' mesajı verdi

ANKARA - Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kendi seçmen tabanı ötesinde toplumsal muhalefet desteğiyle iktidar hazırlığındaki ana muhalefet partisi lideri Sıla Usar İncirli, en geç Ekim ayında adada hükümet değişimi olması gerektiğini işaret ederek, "Kıbrıslı Türkler yönetimdeki yozlaşmış yapıdan kurtulmak arzusu içerisinde ve bir değişim istiyorlar. Öyle görünüyor ki CTP olarak iktidara geleceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de eminiz ki KKTC de hangi hükümet iş başına gelirse gelsin bizim anlayışımıza göre elbette ki onunla çalışacaktır" dedi.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin (CTP) Genel Başkanı İncirli ile Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros, aralarında Gazete Pencere’nin de bulunduğu basın kuruluşları muhabirleriyle Kıbrıs sorunu ve KKTC siyasetindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

"ANLAŞMA ÖNCESİNDE GÜÇLÜ BİR KURUCU DEVLET YAPISINA SAHİP OLMALIYIZ"

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında CTP’nin önceki genel başkanı Tufan Erhürman’ın Cumhurbaşkanlığı Seçimi’ni yüzde 63 oy oranıyla açık farkla kazandığını anımsatan İncirli, Ocak 2027’deki genel seçimler takvimi yerine KKTC’nin Eylül veya en geç Ekim ayında sandığa gitmesi gerektiğini belirterek, "Ama şimdiki hükümet maalesef bir gün daha fazla kalmak için elinden geleni yapıyor" eleştirisinde bulundu.

sila-usar-incirli-2

Kıbrıslı Türklerin Cumhurbaşkanlığı’na Erhürman’ı seçiminde ortaya koyduğu üzere ekonomik ve sosyal sorunlara odaklanacak halkın refahı için çalışacak yeni bir hükümet talebi olduğunu söyleyen İncirli, Rum tarafıyla anlaşma sağlanması öncesinde mutlaka Kıbrıslı Türkler olarak kuzeyde güçlü bir kurucu devlet yapısına sahip olmak istediklerini ve bunun için de başta ekonomik krize çözüm önerileri getirecek, yolsuzlukları temizleyecek yeni bir hükümet ihtiyaç olduğunu aktardı.

"İKTİDARIMIZI ERTELEMEYE ÇALIŞIYORLAR AMA DEĞİŞİM GERÇEKLEŞECEK"

CTP’nin aylardır çağrıda bulunmasına rağmen üç siyasi parti tarafından oluşturulmuş bir koalisyon hükümeti tarafından bu ilkbaharda sandığa gitmekten kaçınıldığını kaydeden İncirli, "CTP iktidarımızı ertelemeye çalışıyorlar ama kaçınılmaz değişim gerçekleşecek" mesajını vererek, en geç sonbaharda erken seçim yapılması gerektiğini yeniden dile getirdi.

AK Parti iktidarınca desteklenmesi tartışma konusu olan Ulusal Birlik Partisi (UBP) öncülüğündeki mevcut koalisyon hükümetiyle ilgili "Ankara’nın desteği itibariyle sizce CTP ile Ankara ilişkileri nasıl olacak?” sorusunu da yanıtlayan İncirli, KKTC’deki Kıbrıslı Türklerin iradesine saygı duyulacağı inancında görünüyor.

CTP’nin daha önce koalisyon ortağı olarak da hükümet olduğu dönemi anımsatan İncirli, "Biz de Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile daha önce de olduğu gibi istişare içerisinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz, çünkü ilk kez hükümete de gelmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de eminiz ki KKTC'de hangi hükümet iş başına gelirse gelsin bizim anlayışımıza göre elbette ki onunla çalışacaktır" diye konuştu.

sila-usar-incirli

"BİZİM İÇİN MEVCUT STATÜKO SÜRDÜRÜLEMEZ, KABUL EDİLEMEZ"

Kıbrıs adasında Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla sadece Rum tarafı idaresindeki bir devlet yapısı bulunmasına karşılık iki kurucu devlet temelli federasyon çözümü önerisini savunmaya devam ettiklerini vurgulayan İncirli, KKTC’nin mevcut statükosu itibariyle bunun hem Kıbrıslı Türklerin var olma mücadelesine hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasına, çıkarlarına uygun düşmesini dile getirdi.

Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki savunma iş birliği anlaşması, ABD’nin askeri yaklaşımı gibi gelişmeler nedeniyle Kıbrıs adasında güvenlik dengesinde değişim ve güvenlik asimetrisi oluştuğunu kaydeden İncirli, "Kıbrıs kendi riskini üreten bir yere dönüşüyor" diyerek, Türkiye’nin garantör ülke olarak kuzeye F-16 askeri uçaklarıyla hava savunma sistemi yerleştirmesini kaçınılmaz bir önlem alma durumu olarak tarif etti.

"GÜVENLİK ASİMETRİSİ SORUNU HEM BİZE HEM TÜRKİYE'YE RİSK YARATIYOR"

Mevcut statükoda Kıbrıs Türk halkı açısından ekonomik kriz içerisinde ve izolasyonlarla yaşama zorunluluğu ortaya çıktığını belirten İncirli, CTP olarak Cumhurbaşkanı Erhürman’ın çözüm konusunda Türkiye’yle iş birliği içerisinde yürüttüğü çözüm iradesini paylaştıklarını söyledi:

"Ben Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs'ta bir çözüm istediğini biliyorum, bunu çok açık bir şekilde görüyorum. Türkiye’nin de şu andaki statükoyu arzu etmediğini düşünüyorum. Partimiz federal temelde iki toplumlu, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir çözüm için mücadele ediyor. Hem Kıbrıslı Türklerin hem Türkiye Cumhuriyeti'nin Kıbrıs adası üzerindeki hakları, hidrokarbonlar, enerji koridorları, ticaret yolları ve deniz yetki alanları konularında söz sahibi olması, dışlanmaması önemli. Esas budur.

Bu sorun çözümsüz kaldığı sürece, statüko devam ettiği sürece hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye Cumhuriyeti işin dışında kalmaktadır. Kıbrıs’ta ve Doğu Akdeniz’de yeni bir güvenlik mekanizması oluşuyor. Bu tablo güvenlik asimetrisi ortaya çıkardı, güvenlik asimetrisi sorunu hem bize hem Türkiye Cumhuriyeti'ne risk yaratıyor. Kıbrıs sorununa çözüm sağlanmasıyla birlikte Kıbrıslı Türkler ve Türkiye için güvenlik sorunu riskini de ortadan kaldıracak yeni bir dönemi arzu ediyoruz” dedi.

ANKARA'DAKİ NATO ZİRVESİNİN ARDINDAN KKTC İÇİN ÇÖZÜM MASASI MI KURULACAK?

"Hedefimiz adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmaktır. Bu çözüm, Kıbrıslı Türklerin varoluş mücadelesi açısından yaşamsal öneme sahiptir" diyen İncirli, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bu yıl sonunda görev süresi tamamlanmadan önce mutlaka 5+1 formatında yani garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin katılımıyla Türk tarafıyla Rum tarafı arasında yaz ortasında bir masa kurulmasını beklediklerini kaydetti.

sila-usar-incirli-4

İncirli, uluslararası hukuk bakımından Türkiye’nin Kıbrıs’taki garantörlük hakkını kuzeyle sınırlı düşünmemek gerektiğini ve tüm ada üzerinde bir hak sahibi olduğunu işaret etti.

Bu bakımdan Türkiye’de zaman zaman "federasyon modeli çözüm" denildiğinde yanlış anlamalar olsa da Türkiye’nin ada üzerindeki garantörlük hakları, enerji koridorları, deniz yetki alanları ve hidrokarbon başlıklarını koruyacak şekilde CTP olarak çözüm savundukları vurguladı.

İncirli, "Sayın Guterres, görevi devretmeden Kıbrıs sorununda önemli adımlar atılması ihtiyacını ve bu konuda bir isteği olduğunu dillendiriyor. Jeopolitik öneminin artmasıyla birlikte Kıbrıs Adası'nın çözümü daha da önem kazandı. Dolayısıyla Temmuz ayı itibarıyla 5+1 sürecine girebileceğimizi biz buradan öngörüyoruz, bir hareketlilik olacak. 5+1’le çözüm sürecinde ilerleme kaydedilecek diye düşünüyoruz. bizim için kırmızı çizgi olan siyasi eşitliktir. Siyasi eşitlikten kastımız da nedir? Dönüşümlü başkanlıktır. Ve federal devletin karar alma organlarında ‘one favorable vote’ dediğimiz, en az bir Kıbrıslı Türk'ün onayı olmaksızın herhangi bir kararın hayata geçirilemeyeceği hakikatidir" diye konuştu.

"KIBRIS’TA ÇÖZÜM OLMASI TÜRKİYE’DEN UZAKLAŞMAK ANLAMINA GELMEZ"

Siyasi eşitlik ilkesi başta olmak üzere Erhürman’ın temel çözüm ilkelerini sıkça vurguladığını anımsatan İncirli, bu diğer ilkeleri özetle, "müzakere için kesin bir bitiş tarihi olan takvim öngörülmesi ve yine Rumlarca masadan kalkılması gibi başarısızlıkla sonuçlanırsa Kıbrıslı Türkler için mevcut statükoya dönülmeyeceği garantisi verilmesi yani izolasyonlara son verilecek olması" diye anlattı.

"Kıbrıs’ta çözüm olması Türkiye’den uzaklaşmak anlamına gelmez" diyen İncirli, hali hazırda Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla tek başına Avrupa Birliği (AB) üyesi olan güneydeki Rum tarafınca çözüme yanaşılmamasıyla ilgili soru üzerine bu noktada uluslararası toplum baskısı gerektiğini işaret etti.

"Rumların uluslararası toplum tarafından uzlaşmaz gözükmesi, kendileri için iyi olmaz" diyen İncirli, eğer Rumlar halen çözüm karşıtı tutum alırsa Cumhurbaşkanı Erhürman’ın da sıkça dile getirdiği üzere o zaman KKTC’ye uygulanan izolasyon, ambargo politikalarında çelişki ve haksızlığın daha görünür olacağı görüşünde.

TOROS: ÇÖZÜMLE KIBRIS, BÖLGESEL ENERJİ PROJESİNİN ÇEKİRDEĞİ KONUMUNDA OLACAKTIR

Bu konuda CTP Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros ise, “Kıbrıs Rum toplumunu çözüm için motive edecek olan, Doğu Akdeniz'de güvenlik, enerji ve ortak menfaatler üzerine bina edilecek jeopolitiktir. Kıbrıs sorununun çözümüyle ve deniz yetki alanları üzerindeki siyasi sorunun ortadan kaldırılmasıyla Kıbrıs, bölgesel enerji projesinin çekirdeği konumunda olacaktır. ABD bölgede bir güç oluşturma çabası içerisindeyse, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin burada önemli bir unsur olması, Türkiye'yle olan sorununu çözmekte yatmaktadır. Avrupa Birliği üyeliğinden elde edilebilecek potansiyel kazanımlar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin mevcut siyasi koşullarda tam olarak elde edemediği avantajlar ve kazanımlardır. Tüm bunlar Rumları da teşvik edecek olan, hatta teşvik çok kibar bir kelime, bana göre zorlayacak olan güncel unsurlardır. Bunlar gözardı edilemez” dedi.

ANKARA’NIN KIBRISLI TÜRKLER’E GİRİŞ YASAĞI UYGULAMASI: BU YANLIŞ ANLAMAYA SON VERİLECEKTİR

Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye girişi N82 koduyla yasaklandığı ortaya çıkan Kıbrıslı Türk akademisyen Semih Çavuşoğlu’nun durumuyla ilgili soru üzerine İncirli, “Semih Çavuşoğlu yakın tanıdığımız birisidir. Kendisi akademisyendir. Ondan önce de bu N82 konuları söz konusu oldu. Sendikacılar, siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler, bütün toplumun tanıdığı ve hiçbir şekilde Türkiye Cumhuriyeti'ne güvenlik sorunu çıkarmayacak insanlar bunlar. Bu konular Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilişkilerini geriyor. Doğrusunu isterseniz bu işler 2020 yılında başladı. Yani Ersin Tatar-Mustafa Akıncı seçimleri sonrası başlayan bir durum bu. Ben büyük bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.

AK Parti iktidarı kararıyla KKTC’de 2020 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde Mustafa Akıncı’yı destekleyen bazı akademisyen, gazeteci, sendikacı gibi isimlere Türkiye’ye giriş yasağı uygulandığı zaman zaman kamuoyu gündemine taşınıyor.

Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu

Öne Çıkanlar