Cumartesi Anneleri: Eksikler var, çerçeve yasa yeni sorunlara yol açabilir
Cumartesi Anneleri 1115. hafta buluşmasında Süleyman Cihan için adalet talebinde bulundu. Çerçeve yasaya ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
GAZETE PENCERE - Cumartesi Anneleri 1115. hafta buluşmasında, 45 yıl önce gözaltında işkenceyle öldürülen ve dosyası zamanaşımı gerekçesiyle kapatılan Süleyman Cihan için adalet talebinde bulundu.
Kayıp yakınları, TBMM'de Adalet Komisyonu'nda kabul edilen 'çerçeve yasa' teklifi hakkında ise "İhtiyacımız olan çözüm ve demokratikleşme süreci, yalnızca silah bırakanlara ilişkin ceza hukuku düzenlemeleriyle sınırlı tutulamaz" açıklamasında bulundu.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanmasını talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri bu hafta da meydandaydı.
Kayıp yakınları 1115. haftada, kamuoyuna yine Galatasaray Meydanı'nı çevreleyen barikatların önünden seslendi.
Açıklamada ilk olarak, PKK'nin kendini feshetme süreci için hazırlanan ve bu sabah Adalet Komisyonu'nda kabul edilen çerçeve yasa teklifine değinildi.
ÇERÇEVE YASA AÇIKLAMASI
Teklif için 'Hukuk normları açısından eksiklikler ve belirsizlikler taşıyan, uygulamada yeni sorunlara yol açabilecek' denirken şu ifadeler kullanıldı:
"Bu teklifin; çözüm ve demokratikleşme hedefi doğrultusunda geliştirilerek yasalaşmasını ve Türkiye’nin demokratikleşmesine giden yolda ilk adım olmasını diliyoruz. Ancak bir kez daha hatırlatıyoruz: İhtiyacımız olan çözüm ve demokratikleşme süreci, yalnızca silah bırakanlara ilişkin ceza hukuku düzenlemeleriyle sınırlı tutulamaz. Dünyadaki deneyimler bize gösteriyor ki kalıcı barış, geçmişte yaşanan ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeden ve ihlallere maruz kalanların adalet talepleri karşılanmadan kurulamaz. Bu nedenle çözüm sürecine, hakikat, adalet, onarım ve bir daha tekrarlamama güvencelerini içeren geçiş dönemi adaleti mekanizmaları eşlik etmelidir."
Daha sonra ise 45 yıl önce gözaltına alınan ve işkenceye maruz bırakıldıktan sonra öldürülen Süleyman Cihan için adalet talebi yükseltildi.
Açıklamada, Cihan'ın gözaltına alındığının inkar edildiği, daha sonra ise intihar ettiğinin öne sürüldüğü hatırlatıldı. Süleyman Cihan'ın İstanbul Emniyeti Siyasi Şube'de günlerce işkenceye maruz bırakıldıktan sonra öldürüldüğü, cansız bedeninin 'kimliksizler mezarlığına' gömüldüğü ortaya çıkmıştı.
Cihan'ın katledilmesine ilişkin dosya ise zamanaşımı gerekçesiyle kapatılmıştı.
Kayıp yakını Sebla Arcan'ın okuduğu açıklamanın tamamı şu şekilde:
"31 yaşında, iki çocuk babası olan Süleyman Cihan öğretmendi. Aynı zamanda Galatasaray Mühendislik Yüksekokulu öğrencisiydi. 12 Eylül Askerî Darbesi’nin ardından hakkında arama kararı çıkarıldı.
29 Temmuz 1981’de Edirne’den İstanbul’a gelmek üzere bindiği yolcu otobüsü, İstanbul’a yaklaşırken sivil polisler tarafından durduruldu. Cihan gözaltına alındı ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü 2. Şube’nin bulunduğu Sansaryan Han’a götürüldü. Ertesi gün Gayrettepe Siyasi Şube’ye nakledildi.
GÖZALTINA ALINMADI DENİLDİ
Ailesi ve avukatları Emniyet Müdürlüğü’ne ve savcılığa başvurduğunda, kendilerine Süleyman Cihan’ın gözaltına alınmadığı söylendi. Ancak ailesi ve avukatları aramaktan vazgeçmedi. Cihan’ı şubede işkence altında gören tanıklar da mahkemelerde gördüklerini anlattı ve ısrarla aynı soruyu sordu: “Süleyman Cihan’a ne oldu?”
'İNTİHAR ETTİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ'
Artan baskılar üzerine Emniyet, Cihan’ın bir çatışmada öldüğünü öne sürdü. Ancak bu iddiayı destekleyen hiçbir veri ortaya konulamadı. Ardından yeni bir hikâye üretildi: 30 Temmuz’da yapılan yer gösterme sırasında, altıncı kattaki boş bir daireden atlayarak intihar ettiği iddia edildi.
Oysa otopsi raporunda, Süleyman Cihan’ın altıncı kattan atılmadan önce öldürüldüğünü gösteren önemli bulgular vardı. Dahası, olayla ilgili hazırlanan rapor 30 Temmuz 1981 tarihini taşımasına rağmen, bu tarihten sonra Cihan’ı Emniyet’te gören çok sayıda tanık bulunuyordu.
İŞKENCEYE MARUZ BIRAKILDIKTAN SONRA ÖLDÜRÜLDÜ
Ailenin, avukatların ve tanıkların 85 gün boyunca sürdürdüğü ısrarlı mücadele sonucunda gerçek ortaya çıktı:
29 Temmuz 1981’de gözaltına alınan Süleyman Cihan, İstanbul Emniyeti Siyasi Şube’de günlerce işkenceye maruz bırakıldıktan sonra öldürülmüş; cansız bedeni altıncı kattan atılarak intihar süsü verilmişti. Ardından kaybedilmek amacıyla Zindanarkası Mezarlığı’nın kimsesizler bölümüne 'kimliği meçhul' olarak gömülmüştü.
'DOSYA ZAMANAŞIMI GEREKÇESİYLE KAPATILDI'
Tanıklara, delillere rağmen etkin soruşturma yürütülmedi. Dosya zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı. Bilinen failler cezasızlıkla korundu.
Aile ve avukatlar, dosyanın yeniden açılması için 2012 yılında Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. Savcılık, sunulan deliller ve tanık beyanları sonrasında Cihan’ın işkenceyle öldürüldüğünü kabul etti. Buna rağmen dosya bir kez daha zamanaşımı gerekçesiyle kapatıldı.
Süleyman Cihan’ın hikâyesi, cezasızlığın yalnızca failleri koruyan bir mekanizma olmadığını gösteriyor. Cezasızlık, aynı zamanda hakikatin üzerini örten, mağdurların adalete ulaşmasını engelleyen ve geçmişte işlenen suçların geleceğe taşınmasına yol açan bir devlet politikasıdır.
İşte bu nedenle çözüm ve demokratikleşme sürecinin geçmişle yüzleşme, hakikati ortaya çıkarma ve adaleti sağlama mekanizmalarıyla birlikte yürütülmesini istiyoruz.
Kaç yıl geçerse geçsin; Süleyman Cihan için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz."
Kaynak:Haber Merkezi