Deniz Göktaş, Sinem Dedetaş, Mehmet Pehlivan ve daha niceleri 'kuyu tipinde' 10 maddede “kuyu tipi” hapishaneler nedir?

Komedyen Deniz Göktaş, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Murat Ongun, Mehmet Pehlivan ve hatta Cem Küçük hepsinin ortak bir noktası var kuyu tipi hapishanelerde olması. Peki nedir bu Kuyu tipi hapishane?

Deniz Göktaş, Sinem Dedetaş, Mehmet Pehlivan ve daha niceleri 'kuyu tipinde'  10 maddede “kuyu tipi” hapishaneler nedir?

GAZETE PENCERE - Türkiye’de son dönemde devam eden operasyonlar ve tutuklama dalgasıyla pek çok isim S, ve Y tipi cezaevlerine konulmaya başlandı. Toplumun yakından tanıdığı isimlerin bu cezaevlerine konulmasıyla sol hareketlerin gündeminde olan ama öne çıkmayan eski ama yeni bir tartışma konusu da gündemde yer almaya başladı. Bu tartışma konusu ise Kuyu tipi hapishane modeli.

Resmi adıyla S tipi, Y tipi ve yüksek güvenlikli ceza infaz kurumları (YGC), son yıllarda infaz sisteminin en dikkat çekici ve tartışmalı dönüşümlerinden biri oldu.

Son olarak komedyen Deniz Göktaş, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, Murat Ongun, Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan ve iktidara yakın gazeteci Cem Küçük’ün de aralarında olduğu toplum tarafından tanınan isimler bir bir bu hapishanelere konulmaya başlandı.

Gündem Hapishane tutuklular ve hak örgütleri tarafından “kuyu tipi” olarak adlandırılan bu yeni nesil hapishanelerin bilinen bilinmeyen tüm yönlerini 10 maddede derledi Nedir bu kuyu tipi hapishane?

1. “Kuyu tipi” hapishane nedir ve neden bu isimle anılmaktadır?

“Kuyu tipi” ifadesi S tipi, Y tipi ve yüksek güvenlikli ceza infaz kurumlarını tanımlamak için kullanılan gayriresmi ancak yaygın bir kavramdır. Bu ismin verilmesinin temel nedeni mimari tasarımlarıdır.

Tutukluların kaldığı hücrelerin pencereleri, apartman boşluğuna benzeyen yüksek duvarlı, “güneşlik” olarak adlandırılan ama güneş görmeyen dar alanlara bakmaktadır. Alt katlara yıl boyunca güneş girmemesi, pencerelerin sık dokunmuş çelik fens telleriyle kapatılması ve gökyüzünün görülmesinin engellenmesi, mahpuslarda “kuyunun dibinde tutulma” hissi yarattığı için bu isimle anılmaktadır.

2. İlk ne zaman nerede açıldı ve bugün sayıları ne kadar?

Bu yeni nesil, “kuyu tipi” olarak adlandırılan, yüksek güvenlikli hapishaneler ilk olarak 2016 yılında (2) Elazığ ve (1) Van’da açıldı. İlk S tipi, 2020 yılında Iğdır’da; ilk Y tipi ise 2022 yılında Antalya’da açıldı.

2020 ve 2023 yılları arasında kuyu tipi hapishanelerin sayısı hızla arttı. 2020 yılı sonunda 11 olan sayı, 2021’de 16’ya, 2022’de 30’a, 2023’te 43’e yükseldi. Daha sonra Tekirdağ ve Aksaray’da bulunan Y tipi kurumların idari olarak birleştirilmesiyle sayı 41’e geriledi.

Temmuz 2026 itibariyle Türkiye genelinde faal durumda olan 7 adet S tipi, 12 adet Y tipi ve 22 adet yüksek güvenlikli hapishane ile birlikte toplam 41 adet “kuyu tipi” hapishane vardır.

54d58ad0-0cc8-41e4-a6c5-de0b3ddd31cc-5760x2012

3. F, S ve Y tipi farkı nedir?

19 Aralık 2000 Hayata Dönüş Operasyonu süreci ile birlikte açılan F tipi hapishanelerin tamamı oda/hücre sistemindedir. F tiplerinde mahpusların gün boyu kullanabildikleri havalandırma avluları bulunurken, kuyu tipi hapishanelerde hücrelere ait bir havalandırma alanı yoktur. Mahpuslar, günde yalnızca 1 ila 1,5 saatliğine hücrelerinden çıkarılarak başka bir alandaki havalandırmalara götürülmektedir.

F tiplerinden bir diğer önemli fark ise insan temasının minimize edilmesidir. Kuyu tipi hapishanelerde kapılar Lokal Kapı Paneli (LKP) adı verilen elektronik buton sistemiyle uzaktan açılıp kapanmakta, mahpuslarla olan iletişim ağırlıklı olarak diyafon/megafon üzerinden sağlanmaktadır.

Ayrıca kuyu tipi hapishaneler, personel planlaması açısından da F tipi hapishanelerden ayrılmaktadır. F tipi hapishanelerde normal koşullarda yaklaşık her iki mahpus için bir memur görev yaparken, bu oran S tipi kurumlarda yaklaşık her üç ila dört mahpusa, Y tipi kurumlarda ise her dört ila beş mahpusa bir memur şeklindedir.

57e22fed-a779-430f-b311-b35345bad433-5760x3240

4. Yüksek güvenlikli hapishanelerin fiziksel koşulları nasıldır?

S tipi hapishaneler, F tiplerine daha benzer bir düzende, zemin ve 1. kat olmak üzere 2 katlı olarak inşa edilmiştir ve odalar koridorlara açılmaktadır. Y tipi hapishaneler ise 3 katlı modül sistemiyle inşa edilmiştir. Genellikle beş bloktan oluşur; dört blok tamamen tek kişilik hücrelere, daha geniş bir alanı kaplayan orta blok ise üç kişilik koğuşlara ayrılmıştır.

F tipi hapishanelerin kapasitesi 368 kişi iken, S tipleri 552, Y tipleri ise 1152 kişiliktir. Kuyu tipi hapishanelerde tek kişilik hücreler banyo, tuvalet ve mutfak tezgahıyla birlikte yaklaşık 12-13 metrekare büyüklüğündedir. Üç kişilik odalar ise ortalama 20-29 metrekare arasındadır. Üç kişilik odaların hem ortak yaşam alanlarında hem de havalandırma avlularında 24 saat kayıt yapan kameralar bulunur.

5. Bu hapishanelerde kimler tutulmaktadır?

Mevzuata göre bu kurumlarda “ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası” alan hükümlüler ile “terör ve örgütlü suçlardan” hüküm almış olanların tutulması gerekir. Ancak uygulamada, süreli hapis cezası alanlar, henüz hüküm giymemiş tutuklular ve İdare ve Gözlem Kurulları tarafından “tehlikeli” statüsüne sokulan mahpuslar da bu hapishanelerde, ağırlaştırılmış müebbet rejimine tabi tutularak tecrit koşullarında barındırılmaktadır.

6. Neden karşı çıkılıyor ve açlık grevleri nerelerde yaşandı?

Mahpusların temel itiraz noktaları, günün 22,5-23 saatini kapalı ve havalandırmasız hücrede geçirmek, pencerelerdeki çelik tellerin hava akışını ve gün ışığını kesmesi, ortak sosyal/sportif faaliyetlerin engellenmesi, kameralarla yaşam alanlarının izlenmesi ve tırmanan idari disiplin cezalarıdır. Bu koşulları protesto etmek ve sevk talep etmek amacıyla Antalya, Kırşehir S Tipi, Bodrum S Tipi, Sincan, Buca, Erzurum Dumlu ve Burdur gibi yüksek güvenlikli birçok hapishanede uzun süreli açlık grevleri ve ölüm oruçları yaşanmıştır.

Son olarak kuyu tipi hapishanelerin kapatılması ve kuyu tipi olmayan bir hapishaneye sevk talebiyle Antalya Döşemealtı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda Hüseyin Özen, Tahsin Sağaltıcı ve Gürkan Türkoğlu açlık grevine girmişti. Sağaltıcı ve Türkoğlu 268, Özen ise 248 gün açlık grevinde kalmıştı. 21 Nisan’da talepleri kabul edilen mahpuslardan Gürkan Türkoğlu, yaklaşık üç ay tedavi gördüğü Antalya Şehir Hastanesi yoğun bakım servisinde 5 Temmuz 2026 tarihinde yaşamını yitirdi.

İnsan hakları örgütleri ve baro raporlarına göre kuyu tipi hapishanelerde ciddi şüpheli ölüm ve intihar vakaları kayıtlara geçmiştir. Bazı öne çıkan vakalar şöyle:

2021 yılında; Adli Tıp Kurumu’nun hapishanede kalabilir raporu verdiği hasta mahpus Halil Güneş, Diyarbakır 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşamını yitirdi.

2022 yılında; Iğdır S Tipi’nde Sezer Alan (Şubat) ve Sinan Kaya (Mart) şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.

2023 yılında; Sincan 1 No’lu YGC’de hastane randevuları 6-7 ay ertelenen kanser hastası O.G. yaşamını yitirdi.

2024 yılında; Iğdır S Tipi’nde Ercan Çakar, ailesine darp edildiğini ve öldürülmekten korktuğunu bildirdikten 5 gün sonra şüpheli yaşamını yitirdi.

2025 yılında; Bodrum S Tipi’nde yatağında hareketsiz halde bulunan Ali Rıza Alay, hastanede yaşamını yitirdi.

2026 yılında; Kırşehir S Tipi’nde tekli hücrede tutulan ve iki kez intihar girişiminde bulunan Rojhat Babat sevk edildiği hastanede yaşamını yitirdi.

8. Uluslararası standartlar ve sivil toplum örgütleri ne diyor?

Uluslararası hukuk standartları, “kuyu tipi” hapishanelerdeki tecrit koşulları ve sağlık hakkı ihlallerini kesin kurallarla yasaklamaktadır. BM Nelson Mandela Kuralları (Kural 44-45), bir mahpusun günde 22 saatten fazla anlamlı insan teması olmaksızın tutulmasını “hücreye kapatma” olarak tanımlar ve bunun 15 günü aşmasını mutlak olarak yasaklanan işkence ve kötü muamele sayar.

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) standartlarına göre, hücre tipi yapılarda tecridin istisnai olması ve mahpuslara günde en az 8 saat hücre dışı sosyal/sportif faaliyet imkânı sunulması gerekmektedir. Ayrıca Mandela Kuralları ile AİHS’in 3. maddesi, mahpusların yaşadığı odaların yeterli havalandırma, temiz hava ve doğal güneş ışığı alacak şekilde inşa edilmesini zorunlu kılar. AİHS’in 2. ve 3. maddeleri kapsamında devletler, mahpusların yaşam hakkını korumak ve ağır hastaların tedavi ile hastane randevularına zamanında erişimini sağlamakla yükümlüdür.

Sivil toplum örgütleri, barolar ve insan hakları kuruluşları (TİHV, İHD, ÖHD, ÇHD, TTB), "kuyu tipi" denilen bu yüksek güvenlikli yeni hapishaneleri "tabutluk" ve "işkence mimarisi" olarak da nitelendirmektedir.

9. Fiziksel koşulların mahpus sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?

TİHV, TTB ve ÖHD sağlık raporlarına göre, güneş ışığı alamama ve hareketsizlik D vitamini eksikliğine, kas-iskelet sistemi hastalıklarına, kemik erimesine ve hipertansiyona yol açmaktadır. Hücre içi çamaşır kurutmaktan kaynaklanan nem ve rutubet KOAH ile astımı tetiklemekte; sosyal uyaransızlık, gürültü ve 7/24 izlenme hissi ise anksiyete, depresyon, uyku bozuklukları ve ileri düzey psikiyatrik rahatsızlıkları beraberinde getirmektedir.

10. Veriler neden tartışma konusu?

Adalet Bakanlığı resmi sunumlarında yeni ceza infaz kurumlarını “modern altyapılı, teknolojik donanımlı ve uluslararası standartlara uygun tesisler” olarak tanımlamaktadır. Ancak CTE’nin 2016 yılından bu yana birim faaliyet raporlarını kamuoyuna açıklamaması ve mimari planların, havalandırma ve ışıklandırma vb. diğer ölçütlerinin şeffaflıkla paylaşılmaması eleştiri ve tartışma konusudur. İnsan hakları savunucuları ve muhalefet, kuyu tipi hapishanelerin hukuki gerekçelerine, hak ihlali iddialarına ve TBMM’ye sunulan soru önergelerine tatmin edici yanıtlar verilmediğini vurguluyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar