Erdoğan'dan "süreç itirazlarına" karşı mesaj: 'Zora sokan herkes tarih karşısında mesul olacaktır'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Terörsüz Türkiye" sürecine dair, "Süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim tarih karşısında mesul olacaktır" dedi.

Erdoğan'dan "süreç itirazlarına" karşı mesaj: 'Zora sokan herkes tarih karşısında mesul olacaktır'

GAZETE PENCERE - Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'a ilişkin red oyları veren partileri "günübirlik siyaset" yapmakla itham eden Erdoğan, "Sorumluluk mevkiinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin mecliste 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

Türkiye'de barışın süreçle geleceğini ileri süren Erdoğan, "Herkesin özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, fevri söylemlerden uzak durması önemlidir. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya için de geçerlidir. Daha fazla görüntülenme uğruna böyle hayati meseleyi enfekte etmenin anlamı yok" dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:

"Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasiteye sahiptir"

"Ahlatlı kardeşlerimizle beraberiz. Anadolu’nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955'inci sene-i devriyesinde şehitlerimizin huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz. Şundan kimse şüphe etmesin, Türkiye doğru yoldadır, menziline elbet ulaşacaktır. Ülkemizin en büyük şansı ehil kadroların başta olmasıdır. Önceki hafta Gazi Meclis'imiz tarihi bir mukabat sergileyerek 467 evet oyu ile Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme'nin Güçlendirilmesi'ne Dair Kanun'a destek veren bütün vekillerimize şükranlarımızı sunuyorum. Terörsüz Türkiye sürecimiz güven kazanmıştır. Farklı toplum kesimlerini temsil eden vekillerimizin aynı paydada ortaklaması mühimdir. Bu Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların atılmasına zemin hazırlamıştır. Şu bir gerçek ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi tartışmalar yerine, ülkeyi ve milleti merkeze alan anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasiteye sahiptir.

Herkesin özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, fevri söylemlerden uzak durması önemlidir. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya için de geçerlidir. Daha fazla görüntülenme uğruna böyle hayati meseleyi enfekte etmenin anlamı yok.

"SÜRECİ DİNAMİTLEYEN HER TÜRLÜ GİRİŞİM DE TARİH KARŞISINDA MESUL OLACAKTIR"

Gelin tarih boyunca aynı cephede şehit düşmüş insanların kardeşliğini daha da güçlendirelim. Türkiye artık bedel ödemesin diyen, gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim, anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum. Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin sürece daha fazla katkı sunmalarını bekliyorum.

Şunu hatırlatmak isterim ki, bir miladı yaşamakta olduğumuz bugünlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır. Sorumluluk mevkiinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin mecliste 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum.

Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan nevzuhur bir devlet değildir.

"BU ÜLKENİN DIŞ POLİTİKASINI SADECE VE SADECE TÜRK MİLLETİ BELİRLER"

Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz. Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Allah'ın izniyle bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.

Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz. Biz, elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez.

"GİZLİ BİR AJANDAMIZ, GİZLİ BİR NİYETİMİZ DE YOK"

Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye'nin çıkarlarını korumak için çalışmaya devam edeceğiz. Şu gerçeği bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum. Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır.

Bizim gayemiz bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir. Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor, bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. İnşallah bu mücadeleyi zaferle taçlandırana dek elimizin ulaştığı her yerde canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu düşüncelerle kabine sonrası hitabımızı katılımlarıyla şereflendiren şehit ailelerimize ve siz kıymetli misafirlerimize teşekkürlerimi iletiyorum. 70. Kabine Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar