'Farkındalık operasyonu' mu 'yaşam tarzına saldırı' mı?
Uyuşturucu ve fuhuş soruşturmaları özel hayatın gizliliği lekeklenmeme hakkı gibi tartışmalara yol açtı. Avukat Gizay Dulkadir yaşananları anlatırken sürecin fiili gözaltılar ve sistematik ifşalarla hak ihlallerine yol açtığını vurguluyor.
BÜŞRA CEBECİ
GAZETE PENCERE - Yaklaşık altı aydır süren ünlülere yönelik "uyuşturucu ve fuhuş” soruşturması, yalnızca gözaltılarla değil, özel hayatın gizliliği, lekelenmeme hakkı ve yaşam tarzına müdahale tartışmalarıyla da büyüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez’in, ünlüler üzerinden yürütülen operasyonların “farkındalık” yarattığı yönündeki açıklaması tartışmaları alevlendirirken, avukat Gizay Dulkadir sürecin fiili gözaltılar ve sistematik ifşalarla hak ihlallerine yol açtığını vurguluyor. Testi negatif çıkan ya da yalnızca ilaç etken maddesi bulunan çok sayıda ismin kamuoyu önünde ifşa edilmesi ise operasyonların yöntemi ve amacına ilişkin soruları derinleştiriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 8 Ekim 2025’te başlattığı ve yaklaşık 6 aydır kesintisiz süren “ünlülere yönelik uyuşturucu ve fuhuş soruşturması” peş peşe gelen operasyonlarla devam ediyor. Operasyonlarda aralarında sanatçıların da bulunduğu çok sayıda isim, polislerin arasında fotoğraflanıyor, özel hayatlarına yönelik paylaşımlarla hedef oluyor, testleri negatif çıksa da kamuoyunun gözünde itibar kaybına uğruyorlar.
ÜNLÜLER, “FARKINDALIK” İÇİN SEÇİLMİŞ
Sanat, spor ve iş dünyasından isimlerin yer aldığı, eğlence mekânlarına art arda operasyonların düzenlendiği süreç “Özel hayatın gizliliği”, “Lekelenmeme hakkı” ve yaşam tarzına müdahale tartışmalarını da beraberinde getirdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Fatih Dönmez’in açıklamaları bu tartışmaları daha da alevlendirdi. Dönmez, topluma örnek olduğunu belirttiği ünlüler üzerinden yapılan operasyonların “farkındalık” yarattığını savundu.
255 KİŞİDEN 169’UNUN TESTİ POZİTİF, 32’Sİ TUTUKLU
Operasyonlarda 255 kişi hakkında işlem yapıldığını, bunların 169’unun testinde uyuşturucu madde kullanımının pozitif olduğunu belirten Dönmez 32 kişinin dosya kapsamında tutuklu olduğunu söyledi. Bu rakamlar yaklaşık 86 kişinin testinin negatif olduğu sonucunu doğursa da Dönmez testi negatif çıkanlara, itibarlarının zedelenmesine yönelik bir açıklamada bulunmadı. Uyuşturucu kullanımının tek başına tutuklanma sebebi olmaması, uyuşturucu testi pozitif çıkan pek çok ismin, serbest bırakılmasına rağmen isimlerinin medyada ifşa edilmesi soruşturmanın merkezine “lekelenmeme hakkı” tartışmasını da yerleştirdi.
SON BEŞ GÜNDE 3 OPERASYON
Başsavcılık, “ünlülere yönelik uyuşturucu ve fuhuş” soruşturmasında yalnızca son beş günde üç ayrı operasyon düzenlendi. 7 Nisan’da Simge Sağın, Melek Mosso, Mustafa Ceceli, Bengü, Ersay Üner ve İbrahim Çelikkol hakkında işlem yapıldı. Sağın, soruşturma devam ederken özel bir klinikte yaptırdığı negatif test sonuçlarını paylaştı. 10 Nisan’daki dalgada Hafsanur Sancaktutan, Emir Can İğrek, Serra Pirinç, Ogün Alibaş, Utku Ünsal, Elif Büşra Pekin, Burak Deniz, Mert Demir, Emre Öztürk (Fel), Ender Eroğlu, Enes Güler ve Ahsen Eroğlu soruşturmaya dahil edildi.
Dün ise Samet Demirok (Samet Liçina), Özlem Parlu, Oğuz Sarıpınar, Elif Karaarslan, Ali Yaşar Koz, Cansel Ayanoğlu, Aleyna Bozok, Büşranur Çakır, Özgür Gökçe, Fikret Aydoğdu, Lena Ahsen Alkan (Mika Slowana), İrem Şişman, Mustafa Eyüp Çelik, Mustafa Aksakallı, Cem Mirap, Gizem Melisa Alagöz, Deniz Metin Yüksel, İlker İnanoğlu ve Cem Adrian için gözaltı kararı verildi. Böylece son beş günde toplam 37 isim soruşturma kapsamında gözaltı ya da işlem listesine girdi.
MEKÂNLARA OPERASYON: UYUŞTURUCU YOK, GÖZALTI VAR
Soruşturmanın son aşamalarında dikkat çeken başlıklardan biri, İstanbul’daki eğlence mekânlarına yönelik baskınlar oldu. Bebek, Kuruçeşme ve Etiler hattında bulunan Lucca, Kütüphane ve Terapi adlı mekânlara polis ekipleri tarafından operasyon düzenlendi. Bebek’teki Lucca’da narkotik köpekleriyle yaklaşık 1,5 saat süren aramada herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı belirtildi. Buna rağmen mekânın sahibi Cem Mirapgözaltına alındı. Arama sırasında mekânın giriş-çıkışları kapatıldı, park halindeki araçlar dahi denetlendi. Bu tablo, soruşturmanın yalnızca bireyleri değil, belirli sosyal alanları ve yaşam biçimlerini hedef alıp almadığı sorusunu da beraberinde getirdi.
FİİLİ GÖZALTI VE SİSTEMATİK İFŞA
Operasyonları değerlendiren avukat Gizay Dulkadir, sürecin başından itibaren hak ihlalleri içerdiğini söyledi. Dulkadir’e göre, resmi olarak “gözaltı yok” denilmesine rağmen fiilen gözaltı uygulamaları yapıldı ve bütün gelişmeler medyaya servis edildi. Dulkadir, ünlülerin emniyete götürülmeleri, hastaneye sevkleri, bütün süreç sistematik şekilde servis edildiğini, bunun da lekelenmeme hakkını en başından zedelediğini bildirdi.
BU İNSANLAR SİYASETÇİ DEĞİL
Dulkadir, ünlü isimlerin bu şekilde hedef haline getirilmesini de eleştirdi. “Bu insanlar siyasetçi değil, toplumu yöneten kişiler değil. Uyuşturucu kullanıp kullanmadıklarının bu şekilde ifşa edilmesinin kamusal bir faydası yok. Yatarı dahi olmayan bir suç üzerinden hayatlarının bu kadar ortalığa dökülmesi doğru değil” ifadelerini kullandı.
ALİ KAYA HAKKINDA İKİ SAYFALIK İDDİANAME
Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun kayınbiraderi Ali Kaya, uyuşturucu ve fuhuş operasyonunda tutuklanan isimlerden biri. Kaya hakkında uyuşturucu ticareti suçlamasıyla iddianame hazırlandı. İki sayfayı bulmayan iddianamede, başka bir soruşturmada tutuklanan Yasmin Yürük’ün ifadeleri ile Bodrum’da aynı noktadan baz verdikleri ve “0 metre baz çakışması” yaşandığı iddiasına yer verildi.
Fuhuş operasyonu kapsamında tutuklanan Hanife Ceyda Kaya, savcılıktaki ek ifadesinde Kaya ile Deniz adlı bir kişi aracılığıyla tanıştığını, Kaya’nın kendisine zor durumda olduğu için 2 bin dolar verdiğini, geceleri kendisinden çıplak fotoğraflar atmasını istediğini iddia etti. Hanife Ceyda Kaya, Ali Kaya’nın fantezilerini gideremediği için Kaya’yı Yasmin Yürük ile tanıştırdığını, Yürük’ün bir süre sonra kendisini ağlayarak aradığını ve Kaya’nın kendisine zorla uyuşturucu madde verdiğini anlattığını ileri sürdü.
“BİRLİKTE UYUŞTURUCU ALDIK” DEDİ ANCAK KAYA’NIN TESTİ NEGATİF ÇIKTI
"Bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek veya yer temin etmek" suçundan tutuklanan Yürük de ifadesinde Kaya ile 15 bin dolar karşılığında görüştüğünü, cinsel ilişki yaşadıklarını, bu ilişki sırasında Kaya’nın yüksek dozda uyuşturucu aldığını ve kendisini de uyuşturucu madde kullanmaya zorladığını iddia etti.
Adli Tıp Kurumu raporuna göre 6 Şubat’ta tutuklanan Kaya’nın saç, kan ve tırnaklarından alınan örneklerde uyuşturucu maddeye rastlanmadı. 1 Nisan’da hazırlanan iddianamede ise negatif çıkan test sonuçlarına rağmen Hanife Ceyda Kaya ve Yasmin Yürük’ün ek ifadelerinin birbiriyle tutarlı olması sebebiyle Kaya’nın tutukluluk halinin devamı talep edildi.
İREM DERİCİ: BU CADI AVI CANIMI SIKIYOR
İlk operasyonda gözaltına alınan ve test sonucu negatif çıkan şarkıcı İrem Derici de yeni gözaltı dalgasının ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Operasyonların artık bir “cadı avı”na dönüştüğünü söyleyen Derici, uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca göz önündeki isimler üzerinden yürütülmemesi gerektiğini savundu. 8 Ekim’de başlayan ilk dalgada evinden alınmasının kendisinde ağır bir travma yarattığını anlatan Derici, “Bu memlekete bu pislik nereden giriyor, baronlar kim, biraz da oraları bulalım” diyerek dosyanın asıl kaynağına inilmesi çağrısı yaptı.
İLAÇLARI, UYUŞTURUCU GİBİ SERVİS EDİLDİ
Gözaltına alınan kişilerin Adli Tıp Kurumu raporları medyaya neredeyse anlık olarak servis edildi, bu raporların pek çoğunda bu kişilerin kullandığı özellikle psikiyatrik ilaçlar da yer aldı. Dulkadir, insanların sağlık verilerinin bu şekilde ifşa edilmesinin özel hayatın gizliliğinin de ihlali olduğunu söyledi.
Kimi isimlerin raporundaki ilaç etken maddeleri medyaya uyuşturucu madde gibi servis edildi. Örneğin oyuncu Hande Erçel’in test sonuçlarında yer alan morfin, öksürük şuruplarında bulunan kodein ve ağrı kesicilerde bulunan parasetamol gibi ilaç etken maddelerinin “Hande Erçel’in uyuşturucu testi sonuçları” şeklinde haberleştirildi.
TUTUKLANMADI AMA İŞİNDEN OLDU
Soruşturma kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan oyunculardan Doğukan Güngör’ün Adli Tıp incelemesinde saç ve kan örneklerinde esrar ile kokain maddesi tespit edildiği öne sürüldü. Bu gelişmenin ardından Güngör tutuklanmadı fakat dört sezon boyunca rol aldığı ve başrolü üstlendiği “Kızılcık Şerbeti” dizisinin kadrosundan çıkarıldı. Ünlü oyuncu, sosyal medya hesabından yaptığı ilk açıklamada, son dönemde yaşanan gelişmeler nedeniyle yönetimin aldığı kararla diziden çıkarıldığını öğrendiğini belirtti. Açıklamasında, “Bu hayatta hata yapan ne ilk ne de son insanım” dedi.
TESTİ NEGATİF ÇIKAN BAZI İSİMLER
Medyada uyuşturucu testi pozitif çıkan ünlüler daha fazla yer bulsa da, soruşturma kapsamında şafak operasyonlarıyla gözaltına alınan pek çok ismin test sonuçlarının negatif çıktığı ya da yalnızca ilaç etken maddelerine rastlandığı görüldü. Bu durum, söz konusu kişilerin hangi gerekçelerle gözaltına alındığı sorularını beraberinde getirirken, isimlerinin uyuşturucu ve fuhuş operasyonlarıyla anılmasının kariyerleri ve itibarları üzerindeki etkisi de tartışma konusu oldu.
Test sonucu negatif çıkan ya da yalnızca ilaç etken maddesine rastlanan bazı isimler şöyle: Engin Polat, İrem Derici, Feyza Altun, Ziynet Sali, Danla Bilic, İrem Sak, Kerim Sabancı, Güzide Duran Aksoy, Onur Bükçü, Demet Evgar, Hakan Sabancı, Burak Elmas, Ceren Moray, Zeynep Meriç Aral, Özge Özpirinçci, Mert Yazıcıoğlu, Murathan Kurt, Kemal Doğulu, Murat Öztürk, Oktay Kaynarca ve Emel Müftüoğlu.
Kaynak:Haber Merkezi