İBB Davası'nda 34. celse

İBB Davası Silivri'de görüldü. Cebeci maden sahasına ilişkin savunmalarda izin veren bakanların ismi tek tek sayıldı. Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş savunma yaptı.

İBB Davası'nda 34. celse

GAZETE PENCERE - CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu, 77’si tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı İBB davasının 34. celsesi bugün Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki duruşma salonunda görüldü.

Sanıklar, avukatları, gazeteciler, izleyiciler ve mahkeme heyeti yerini aldı. Cebeci maden sahasına yönelik suçlamalar nedeniyle tutuklu yargılanan Yağmur Cansu Yeşilyurt’un avukatı Metin Çetinbaş, yarım kalan savunmasına başladı.

DURUŞMADA YAŞANANLAR:

17.00 - DURUŞMA BİTTİ

İmamoğlu duruşma sonu izleyicilere seslendi:

Demiştim “Bu hafta güçlüyüz”. Önümüzdeki hafta çok daha güçlü olacağız. Hiç endişeniz olmasın. Yani bu “iftiraname”, “gıybetname”, “terfiname” denen lanet şey; çöptür, çöp!

AVUKATLAR SAVUNMA YAPTI

İBB Davası'nda tutuklu Mustafa Keleş'in avukatı Sadık Ömer Cennetoğlu, müvekkilinin iddianamenin bazı kesimlerinde Murat Gülibrahimoğlu ile hareket ettiğinin iddia edildiğini belirtti. Cennetoğlu, "Öncelikle savcı karar vermeli hangisi altında örgüt hiyeraşisi oluşuyor. Ayrıca örgüt üyesi örgüt yöneticisini denetliyor" dedi. Müvekkilinin tahliyesini talep eden Cennetoğlu, savunmasını tamamladı. Mahkeme başkanı duruşmaya bitirdi.

15.00 - İBB SPOR KLUBÜ BAŞKANI FATİH KELEŞ'İN OĞLU MUSTAFA KELEŞ SAVUNMA YAPTI:

Sayın Başkan, Sayın Heyet, ben 20 Haziran 2025 tarihinde rüşvet alma suçu iddiasıyla tutuklandım. Yaklaşık 11 aydır tutukluyum. Aylar sonra iddianame geldi, bana tebliğ edildi, iddianameyi okudum ancak hakkımda herhangi bir rüşvet alma suçu istinadı yok içinde. Dolayısıyla insan düşünüyor Sayın Başkan, ben 11 aydır olmayan hayali bir rüşvet alma eylemi sebebiyle tutukluyum ve tutukluluğum bu sebeple mi devam ediyor acaba?

Ben 11 aydır kapasitesinin 21 kişi olması gerektiği yerde 60 kişinin kaldığı, insanların sıkış tıkış yaşadığı bir cinayet koğuşunda kalıyorum. Koğuşta kalanlar bu sıkışıklık nedeniyle vardiyalı olarak ya da yerde yatmak zorunda kalıyorlar. Yani ben bölmemde böyle yürüyemiyorum, yan yan yürümem gerekiyor benim. Ranzadan geçemiyorum çünkü. Buna rağmen yerde yatılıyor, buna rağmen vardiyalı yatılıyor. Yemek yerken kaşığı böyle götürüyorum, çatalı böyle götürüyorum; küçük bir masanın etrafında 10 kişi oturmanız gerekiyor kalabalıktan dolayı. Koğuşumda insanların evine sıkan, arabasına sıkan, insanların ayağına sıkan, öz kardeşini bıçaklayan, hiç tanımadığı bir insana sırf uyuşturucunun etkisi dolayısıyla bıçaklayan insanlar bile tahliye oldu benden sonra geldi, benden önce çıktı gitti. Ben ne yaptım, niye hâlâ tutukluyum anlamıyorum.

Koğuşumda iki defa verem salgını nedeniyle karantina oldu. Diş ağrısının ne kadar dayanılmaz bir şey olduğunu bu salondaki hemen hemen herkes bilir diye düşünüyorum. Bu karantina uygulamaları aylar sürüyor ve dişiniz ağrısa bile, dişinizin ağrısından yerinizde duramasanız bile diş doktoru, verem şüphesi nedeniyle sizi kabul etmiyor. Üstelik koğuşumdaki televizyondan, gazeteden, babam hakkındaki ahlaksız iftiraların çirkinliğini ben biliyorum. Ben koğuşumdaki insanlarla bu haberler yayınlanırken kaç kere tartışmak durumunda bırakıldım. Başıma bir şey gelse beni buraya atanlar mı, yoksa arada bir yalan da söylenir canım diyen gazeteciler mi hesabını verecekti bilmiyorum. TCK'nın vesaire olduğu şu küçük kitapçıklardan var koğuşta, okuyorum. Tutuklular ve hükümlüler işledikleri suçlara göre, suça bakış açılarına göre, eğitim durumlarına göre, sanat ve müzik zevklerine göre ayrılır diye bir ifade var. Ben buna bakıyorum, etrafıma bakıyorum, gülebiliyorum sadece bu ifadeye. Bütün bu iftiralar atılırken annemin, kız kardeşimin başına bir şey gelir mi korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu ben biliyorum. Babama baskı kurmak isteyenler kadar, babamın adını verip tahliye olan iftiracılar da bugün benim burada bulunma sebebim olduğunu düşünüyorum. Hiçbirine hakkımı helal etmiyorum.

Ben SGK veya tapu kaydını karartabileceğim şüphesiyle mi tutukluyum? Kaçma şüphesi denilen şeyi hiç anlamıyorum. Yurt dışından nasıl döndüğüm konusunda size bahsettim. Amcam tutukluyken, babam tutukluyken ben çağrıldım, emniyet müdürlüğüne bizzat kendim gittim. Kuzenim geçen hafta tahliye oldu, arkada tutuksuz sanıklar bölümünde oturuyor. Ben tahliye olsam gideceğim yanında oturacağım. Kaçma şüphesini anlamıyorum. Ben bir örgüt üyesi değilim, illegal faaliyetlerin içinde bulunmadım. Dosyada ismimin geçtiği tek bir somut olay anlatımı yok, hiçbir tanığın benimle ilgili suç isnadı yok. İmza yetkim yok, herhangi bir konuda attığım bir imza, aldığım bir karar yok. Şirketin hesaplarına, mali işlemlerine erişimim yok. Bütün bunları siz de en başından beri önünüzdeki dosyalardan görebiliyorsunuz diye düşünüyorum. Fatih Keleş’in oğlu olmak bir suç değil. Yargılamanın sonunda beraat edeceğime inancım tam. Tahliyemi talep ediyorum, anneme ve kız kardeşime kavuşmak istiyorum. Yaşadığım mağduriyete son verilmesini istiyorum. Saygılar.

12.33 - RAPOR VERENLERİN İSİMLERİNİ SAYDI

Çetinbaş, maden faaliyeti için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Maden Petrol Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu olduğunu belirtti. Maden faaliyeti için raporların alındığını belirten avukat Çetinbaş, savcıların kurum yetkilileri hakkında dava açması gerektiğini söyledi. Çetinbaş, "Ortada böyle bir iddia varsa Berat Albayrak, Fatih Dönmez, Abdullah Tancan, Alparslan Bayraktar, Mithat Cansız, Davut Gül, Mahmut Kaşıkçı'ya dava açılmasını beklerdik" dedi.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar