İBB davasının 16. gününde İmamoğlu'ndan sert çıkış: 'Tek suç örgütü iddia makamıdır!'
İBB Davası'nın 16'ncı gününde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu söz aldı. İmamoğlu, “Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı var ki... İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 89’u tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması 16. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda bugün de devam etti.
Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 89 tutuklu sanık katıldı.
Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi.
“BENİM BURADA OLMAM, KARDEŞİM FATİH KELEŞ İLE ALAKALIDIR”
Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanı Seyfullah Demirel'in ardından İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in ağabeyi Zafer Keleş’in savunması dinlendi. Keleş savunmasında, şunları söyledi:
“11 aydır cezaevinde tutuluyorum. Yani benim burada olmam, kardeşim Fatih Keleş ile alakalıdır. Fatih Keleş’in de olayı, Ekrem İmamoğlu ile beraber bir yol arkadaşı olmasıdır. Bizim çocuklarımız da nihayet burada.
Ben tutuklanırken hakkımda sadece bir beyan verilmiştir. Bir kişi bir beyan vermiş. O beyan ne? ‘Bakırköy Belediye binasında, Florya’da kardeşine para taşırmış!’
Ya böyle bir şey olabilir mi? Bakırköy Belediye binasının olduğu yerde, 100 bin kişinin olduğu bir yerde adam mı yoktu da Zafer Keleş gidip oradan para taşıyacak? Böyle bir isnat olur mu?
Ben 65 yaşındayım. Bankadan 1 milyon lira para çeksem, 3 tane adam çağırıyorum yanıma. ‘Gelin de şu parayı şuraya bırakalım’ diyorum. 3 milyonla, 5 milyonla, 20 milyonla İstanbul içinde vırt atacağım, gezeceğim, para taşıyacağım...
Ben otobüste giderken otobüs şoförünü kolluyorum sabaha kadar, bir yere vurmasın diye. Ha, bu aralar uçakta pilotu da kollamaya başladım. Ben pimpirikli adamım; ne işim var benim burada? Benim ne işim var para taşımakla, bilmem neyle?
“’SUÇ ÖRGÜTÜ’ DENİLEN BİR YAPININ VARLIĞINA BENİ KESSENİZ İNANDIRAMAZSINIZ”
Sayın Başkan; bana isnat edilen ne bu eylemleri ne de bu örgüt meselesini asla kabul etmiyorum. Burada 11 aydır, yaklaşık 1 yıldır tutukluyuz. Bir aileden 4 kişi burada adeta bir ‘dikdörtgen’ oluşturmuş durumdayız; kardeşim, oğlum, yeğenim ve ben. Ne yaptık biz?
Ama ben her şeyden önce şunu söyleyeyim: Ben adalete sonuna kadar inanan bir adamım. Burada da adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Arkanızdan da hep söylüyorum, yüzünüze de söyleyeyim: Adalet yerini bulacaktır.
Burada anlattıklarıma lütfen bir bakın. Benim gözümle bu, belki 1 saatte anlatılacak bir şey; ama siz bunu 10 dakikada da çözebilirsiniz, Sayın Başkan.
Ben bu suçlamaların hiçbirisini kabul etmiyorum. Tutuklama gerekçem iddianamede yok; zaten örgüt üyeliğinden tutuklanmadım. 3 ay sonra geldiler, ‘Sen örgütten de dahil edildin’ dediler. Önce bir korktum; ’Bu ne örgütü, bizi neyin içine soktular?’ diye düşündüm. İçeride perişanız, bekliyoruz.
Ayrıca ‘suç örgütü’ denilen bir yapının varlığına da beni kesseniz inandıramazsınız. Nasıl kardeşim Fatih’e güveniyorsam, aynı şekilde Ekrem Başkan’a ve burada tanıdığım arkadaşlara da güvenen biriyim.
Kiminle konuştuysam o kişiyle konuşmuşumdur; gizlim saklım yok. Neysem oyum. Avukatlarıma da söyledim: ‘Her şeyi ben yazdım’ Yaşadığım budur. Ben size sadece yaşadıklarımı anlatıyorum.”
Keleş’in avukatı Yağmur Kavak ise savunmasında baz kayıtlarındaki eksik ve hatalara dikkat çekerek şunları söyledi:
“Şimdi burada savcılığın, yanlış bilgi içeren ifadeleri nasıl daha da yanlış değerlendirdiğini anlatacağım. Selim Özderya’nın dosya kapsamında 3 tane ifadesi var: Biri tanık sıfatıyla verdiği ifade, ikincisi bu eyleme konu olan ifadesi, bir diğeri ise dosyadan adeta gizlenen 23 Ekim 2025 tarihli ifadesi.
Bu son ifadede Selim Özderya, Zafer Keleş’ten bahsederken aynen şöyle diyor: ‘Şantiyeye geldiğinde sadece bir keresinde sohbet etmek amaçlı gelmişti.’ Buyurun, buradan yakın!
Müvekkil hakkında yanlış beyanda bulunan Selim Özderya bile, müvekkilin kendi şantiyesine yalnızca 1 kere ve sadece sohbet amaçlı geldiğini kabul ediyor. Savcılık ise müvekkilin lehine olan bu beyanı eyleme koymuyor.
Gördüğünüz gibi iğneyle kuyu kazıyoruz; ama saklanmaya çalışılsa da müvekkilin lehine olan hususlar sürekli ortaya çıkıyor.
Bu senaryoda müvekkil 2 kere para aldıysa, bir de sohbet etmeye gittiği zamanı eklediğinizde, müvekkilin en az 3 kere Kayabaşı’ndan baz vermesi gerekirdi. Ama ortada sadece 1 tane baz kaydı var.
O tek baz kaydıyla ilgili de tek doğru beyan şudur: Zafer Keleş oraya sadece sohbet etmeye gitmiştir.
Selim Özderya ifadesinde ‘4-5 kere gelmiştir, daha fazla da gelmiştir’ dese de bu iddiayı destekleyen hiçbir baz kaydı yoktur; çünkü beyanı gerçeği yansıtmamaktadır.
Sabahtan beri size HTS ve baz kayıtlarındaki yanlışlıkları anlatıyorum. Gördüğünüz gibi eylemlere konulan hiçbir baz kaydı iddiayı doğrulamıyor.
İddia makamı, anlatılan kurguya uygun bir baz kaydı bulamadığı için yanlış tarihli ya da yanlış lokasyonlu bir kayıt dahi koyamamış. Diğer eylemlerde, yalan yanlış da olsa bir şeyler iliştirmişlerdi; demek ki müvekkil Zafer Keleş Kayabaşı’na hiç gitmedi ki oraya ilişkin bir baz kaydı da yok.
“DAKİKALARDIR BİR BOŞLUKLA SAVAŞIYORUM”
Sonuç olarak gördüğünüz gibi Zafer Keleş, 5 eylemden şu an itibarıyla 0 eyleme düşmüştür. Bu etkin pişmanlık ifadelerinin alenen tutarsız, hatta uydurma olduğunu görüyoruz. Baz kayıtlarının, eylemlerdeki hiçbir iddiayla uyuşmadığını da ortaya koyduk.
1,5 saattir konuşuyorum; hakikaten dakikalardır bir boşlukla savaşıyorum. Bu mağduriyetin acilen giderilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bahsettiğim eylemlerde ne rüşvete aracılık ne de rüşvet suçu oluşmuştur. Bu 5 eylemde, bırakın Zafer Keleş’i, Fatih Keleş’in dahi cezalandırılmaması gerekir; çünkü iddia edilen hiçbir rüşvet parası ya da yardım kartı adrese ulaşmamıştır. Çünkü ortada böyle bir şey yoktur.
Eylemlerle ilgili beyanlarım bitti. Çok kısa örgüt üyeliğine değineceğim. Meslektaşım bu konuda detaylı açıklama yapacak; ancak bir noktaya parmak basmak isterim: Müvekkil Zafer Keleş ve Murat Keleş hakkındaki örgüt üyeliği kısımları 'falanın kardeşi', 'filanın yeğeni' diye başlıyor. Hatta Mustafa Keleş için 'Fatih Keleş’in oğlu' deniyor.
Bunların hepsi, davanın başından beri ifade ettiğimiz 'akrabalık ilişkisi üzerinden suç isnat etme' safsatasının birer göstergesidir.
İrtibat kayıtlarına girmiyorum; müvekkilim zaten bu hususu detaylıca anlattı.”
MAHKEME BAŞKANI, “EYLEM 13’Ü ANLAMADIK” DEDİ, İMAMOĞLU "BİR TEK SAVCI ANLAMIŞ, O DA YANLIŞ ANLAMIŞ" DİYE YANITLADI
Bir diğer tutuklu sanık İBB Bilgi İşlem Dairesi personeli Emrah Yüksel'in savunmasına geçildi. Yüksel, 27 tutukluyla davada en çok insanın tutuklu olduğu, "İBB Hanem" ve "İstanbul Senin" ile ilgili olan 13. eylemdeki ilk savunmayı yaptı.
Mahkeme Başkanı, “iddianamedeki sıraya göre savunma yapacağını” söyleyen Yüksel'in savunması sırasında araya girerek "13. eylemi tane tane anlat. En anlamadığımız eylem. Zaten sıralamayı ona göre yaptık" dedi.
Ekrem İmamoğlu ise "Bir tek savcı anlamış, o da yanlış anlamış" dedi.
Yüksel ise Mahkeme Başkanı’na, “Heyecanımı dağıttığınız için teşekkür ederim” diye karşılık verdi. Salonda gülüşmeler oldu.
EMRAH YÜKSEL, ÇOCUKLARINA SESLENDİ: “BAŞINIZI YERE EĞDİRECEK BİR ŞEY YAPMADIM”
“18 yıldır belediyelerde çalışıyorum. Size yokluğumu anlatacağım. İstanbul Senin uygulamasında ne fikir, ne geliştirme, ne ihale sürecinde varım. USOME raporu 20 Mayıs'ta başlamış, hiçbir toplantıya davet edilmedim temmuz ayına kadar. İddianamedeki yöneticilerimden biri de 'Emrah bu tabloyu da, akış şemasını da sen çiz' dememiş. Ben İstanbul Senin'de yokum. USOME yetkilileri Emrah Yüksel'i görmemiş. Yokum çünkü.
4 gün emniyette kaldık. Savcıya log kayıtlarının tespit edilmesinin mümkün olduğunu anlattım. Bize iletilen analitik kodları web sitelerine yükleriz, İstanbul Senin'e yüklemeyiz, erişimimiz yok. Aynı akşam gazeteler ABD'ye veri çıkışı olduğunu itiraf etti denildi. Aileme, topluma gizliliği olan dosyada yanlış anlatıldım. İstanbul Senin uygulaması kapsamında ne yetkim ne de görevim bulunmaktadır. Log kayıtları İBB'ye yazılacak müzekkere ile temin edilebilir.
İBB Hanem projesi İPA'dan geldi. İBB'den hizmet alan vatandaşların kurum içinde sorgulanması, yani Emrah Yüksel askıda faturadan mı faydalanmış, İSMEK diploması mı var. İBB'nin resmi talep sistemleri üzerinden yapılmıştır. İBB Hanem vatandaş kullanımına açık değildir. Test aşamasında kaldı, hiçbir zaman faaliyete geçmedi.
Test kullanıcısıyım sayın başkanım. İddianame genelinde kendimi idare yönetici sandım. Allah aşkına şifrem 1-2-3, 1-2-3 mü olacak? Iraz isimli arkadaşımın anneannesinin ismi bile var orada. Birden fazla gözle kontrol ederek test etmek isteriz. Sunucuda bulunduğu iddia edilen sandık verilerinin gönderildiği iddiasını iddianamede okudum.
20 Mayıs'tan temmuza kadar kurumdan resmi izin almıştım, yurt dışına çıkmıştım. Avukatımdan yıllık izin belgemi, yurt dışı başvurularımı istedim, savcıya ilettim. Lehime olan hiçbir delilin değerlendirilmediğini gördüm. İBB Hanem'de vatandaş yok, erişim yok, konum verisi yok. Konum olması için vatandaş olması lazım. Uygulama kapalı. Konum erişimi olmayan bir uygulamanın konum suçlaması yapılmış.
Sandık verilerinin İBB Hanem içine işlenmesi denmiş ama İstanbul Senin'i kast ediyor, İBB Hanem yazmış. Uygulamaları karıştırmışlar. Burada kul hakkı var, gözyaşı var. Bu iddianameyi yazanlar bize çok büyük kötülük yaptılar. Test aşamasında kalmıştır, sandık verileri yoktur. İstanbul Senin ile elde ettiği verileri uygulamaya işlediğimi söylüyor, benim erişimim yok. Bizim iddianameyi çözümlememiz mi gerekiyor? Delil nerede? Ben bunları nasıl yüklemişim? Çıkar amaçlı suç örgütü üyesi nedir başkanım? Ben 6 aydır maaş alamıyorum. Suç örgütü üyeliği nedir?
Çocuklarım izliyor beni. 6 aydır maaş alamıyorum, çocuklarımın geçimini sağlamaktan aciz bir babayım. Sabah gözaltına alındığımda kızım uyandı, oğlumu öptüm. Akşam eve geleceğimden o kadar emindim ki karıma sarılmadım bile. Bilseydim tutuklanacağımı o evden farklı bir şekilde çıkardım. İdil, Naci, ben babanız olarak sizin başınızı yere eğdirecek bir şey yapmadım. Muhtemeldir ki kavuşacağımız bir bahar akşamı, ellerimizin kavuşacak.”
İmamoğlu: “İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür”
İmamoğlu ise salondan ayrılırken “Bu dosya niye çöktü biliyor musunuz? Bu kadar vicdansız bir iddia makamı var ki... İddia makamı bu dosyadaki tek suç örgütüdür” dedi.
Duruşma yarın devam edecek.
Kaynak:ANKA