İktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi yazarı: ‘Fon vurgununda enselenen kim varsa defolup gitsin aramızdan!’
İktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi yazarı Serdar Tuncer, AK Parti’nin ilk dönemiyle bugünü kıyaslayarak “Fon vurgununda enselenen kim varsa defolup gitsin aramızdan!” diyerek sert tepki gösterdi.
GAZETE PENCERE - Türkiye'de 455 binden fazla yatırımcıyı etkileyen ve yaklaşık 20 milyar dolarlık varlığı kapsayan fon krizinde gözler AK Parti’ye çevrilmiş durumda.
Eski Bakan ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin fondan götürdüğü milyarlar ile açığa çıkan skandal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İBB günlerinden bu yana en yakını olan Hayati Yazıcı’nın oğlu ile ilgili iddialarla sürdü.
AK Parti içerisinde infial yaratan ve AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’ın “Reis partiyi kapatsa daha çok oy alır” diyerek partisini eleştirdiği noktada, bazı AK Partililer de “Yetin hakkı yiyenler ne olacak?” diye soruyor.
Bu soruya yanıt, iktidara yakın Yeni Şafak Gazetesi yazarı Serdar Tuncer’den geldi.
Yeni Şafak Gazetesi yazarı Serdar Tuncer, AK Parti’nin ilk dönemiyle bugünü kıyaslayarak “Fon vurgununda enselenen kim varsa defolup gitsin aramızdan!” diyerek sert tepki gösterdi.
Serdar Tuncer bugünkü “Siz kazanacaksınız diye bizim davamız kaybetmeye mecbur mu?” başlıklı yazısında AK Parti öncesi muhafazakar camianın durumunu şöyle anlattı:
“Yoklukla çok imtihan olduk. Soframızda aşımız, altımızda arabamız, cebimizde paramız değildi sadece yok olan. Siyasette adımız, bürokraside rengimiz, medyada adamımız, iş çevrelerinde sermayemiz, ülke yönetiminde sözümüz, eğitimde değerlerimiz, akademide ünvanımız, asker ocağında seccademiz, bunların hiçbirisi yoktu. Ülkede sanırsın biz yoktuk. Yokluğun en hazin halini yaşadık yıllarca. Yok olanın çektiği yokluk gibi bir şeydi bizimkisi.”
“KAMUDA BAŞÖRTÜLÜLERİMİZ, SAVUNMA SANAYİİNDE SELÇUK BAYRAKTAR’IMIZ VARDI”
“Derken varlık günleri geldi çattı” diyen Serdar Tuncer AK Parti iktidarından sonraki durumu ise şöyle özetledi:
“Bir anda değil elbet, bin bir çileyle. 27 Mayıslarla dara çekilen, 12 Eylüllerle sınanan, 28 Şubatlarla örselenen, 27 Nisanlarla hizaya sokulmaya çalışılan, 15 Temmuzlarla canına kastedilen varlık günleri.
İki asra yakın zamandır var olmasın diye içeriden ve dışarıdan kah gafletle kah kasıtla dalaverenin bin bir türüyle, tedbirin dik alasıyla, zulmün en çetin haliyle uğraşıp durdukları Anadolu’nun has evlatları nihayet bu ülkede vardı. Sevindik, hamd ettik, şükür namazları kıldık.
Nasıl sevinmeyelim ki? Namaz kıldırıp Kur’an-ı kerim okuyan, konuşmalarını ayetlerle ve hadislerle süsleyen, ‘one minute’ deyip meydan okuyan, ‘dünya beşten büyüktür’ deyip alternatif bir iddiayı yeryüzüne haykıran bir Cumhurbaşkanımız vardı artık. Cümle vesayetlerinden arınmış bir demokrasimiz, yayınlarının hepsinden razı olmasak da televizyonlarımız ve gazetelerimiz, zekatını verdiğinden emin olduğumuz vergi rekortmenlerimiz, müfredatına nihayet çeki düzen verilmeye başlanan bir eğitim sistemimiz, yerli ve milli Üniversitelerimiz, Peygamber ocağı kışlalarımızda güzelim mescitlerimiz, kamuda başörtülülerimiz, savunma sanayiinde Selçuk Bayraktar’ımız vardı.”
“FON VURGUNUNDA ENSELENEN YAHUT…”
Serdar Tuncer yazısının sonuna doğru ise AK Parti dönemindeki yozlaşmaya şöyle dikkat çekti:
“Bunca varlık içinde bir şeylerin yok olmaya başladığını gördük, hüzünle. Tevazumuzun yittiğini, şükrümüzün hırpalandığını, samimiyetimizin örselendiğini, adalet duygumuzun yaralandığını, tevekkülümüzün zayıfladığını, hassasiyetlerimizin kaybolduğunu, umudumuzun kan revan içinde kaldığını gördük. Varlık da bir imtihandı sanki ve biz kaybediyorduk bu imtihanı.”
“Bunca tespit yeter, gelelim teklife” diyen Serdar Tuncer yazısını fon vurgununa ilişkin şu sert sözlerle sonlandırdı:
“Fon vurgununda enselenen yahut henüz fark edilmeyen ya da enselenmenin önünü sağlam kapattığı için yakalanmayacağını düşünen, yahut benzer bir durumda bu işe tevessül edebilecek olan kim varsa defolup gitsin aramızdan! Kazanmayı hayal ettikleri parayı biz kendi aramızda toplayıp onlara veririz. Yeter ki derdimize, davamıza, umudumuza daha fazla kaybettirmesinler!”
Kaynak:Haber Merkezi