İlber Ortaylı'nın eşyalarını satması tartışılmıştı: Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu'ndan, Tuna Ortaylı'ya destek geldi
İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı'nın babasının eşyalarını WhatsApp grubu üzerinden satışa çıkarması tartışma yaratmıştı. Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu sosyal medya hesabından "İnanın çok zor, yargılamak en kolayı..." diyerek Ortaylı'ya destek verdi.
GAZETE PENCERE - 13 Mart 2026'da hayatını kaybeden tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kızı Tuna Ortaylı'nın, babasının şahsi eşyalarını bir WhatsApp grubu üzerinden satışa çıkardığını Habertürk yazarı Oray Eğin'in yazısı ile öğrendik. Ortaylı'nın evinde bulunan birçok vazo, fincan ve tabak gibi eşyaların çok yüksek olmayan bir bedelle satışa konması üzerinde kamuoyunda da 'böyle mi yapılmalıydı' diyerek tartışma yarattı.
Tepkilerin ardından Tuna Ortaylı da WhatsApp grubunda bir açıklama yayınlayarak şunları söyledi:
ÇALIŞMA MASALARI VE KİTAPLARI DIŞINDA..."
"Grubu kendi kişisel saçmalıklarımla meşgul etmek istemezdim, ancak görüyorum ki, burada yaptığım oylaşımların ekran görüntüsünü alıp haber yapmakta bir sakınca görülmemiş o zaman ben de bir açıklamasını yapayım, babamın sadece İstanbul'da kapatılması gereken 7 tane evi var; bu evlerde kutsalı saydığım çalışma masaları ve kitapları dışında, çoğunu kendi aldığı ya da bazıları hediye gelen ve aile/yakın dostlar arasında dağıtılan anı/yadigar kalacak şeyler dışında artan bir sürü obje oldu.'
"BABASININ MALINI SAĞA SOLA SATAN VEFASIZ KIZI OLMAKLA İTHAM EDİLİYORUM"
'Bunları da Tema Vakfı yakın zamanda adına bir hatıra ormanı açacağı için, o objeler çöpe gideceğine böyle bir şeye katkısı olsun diye düşünüp buradan satışa çıkarmıştım. Tabii hiçbir iyiliğin cezasız kalmadığı memleketimizde şimdi de babasının malını sağa sola satan vefasız kızı olmakla itham ediliyorum. Neyse orası önemli değil, bu vesileyle gruptan başka bir şey satmayacağım, önceden bir şey satın alan herkese hatıra ormanına katkıları için bir kez daha teşekkür ediyorum, yazıyı yazan Oray Bey'i de üstün gazeteciliği için sevgi ve saygı ile selamlıyorum. Babam adına bir kütüphane kuracağız, çünkü kendisi bir akademisyen olarak çay fincanlarıyla değil ama kitaplarıyla anılmak isterdi.'
"İNANIN ÇOK ZOR, YARGILAMAK EN KOLAYI..."
Aile ve yas danışmanlığı yapan ve 'Yas Uzun Bir Veda' isimli bir kitabı da bulunan Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu da tartışmalara kayıtsız kalmadı ve sosyal medya hesabı üzerinden bir açıklama yaparak;
"Burada mesele yalnızca eşyaların el değiştirmesi değil. Bunu çok hızlı yapmak da değil. Mesele, birinin ölümünden sonra kalan eşyalarının ne olacağına karar vermeye çalışan yakınlarının bunu tek başına yapmak zorunda kalmamalarıdır... İnanın çok zor, yargılamak en kolayı..." ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu'nun açıklaması şöyle:
"Bir kaybın ardından geride kalanlar için görünmeyen ve en ağır yüktür eşyalar. Çünkü koca bir hayatı taşırlar... İlber Ortaylı’nın eşyalarının satışa çıkarılması üzerine yapılan tartışma bu duruma ne denli yüzeysel baktığımızı ortaya koyuyor.
Ölümün ardından geride yalnızca acı kalmıyor; bir ev kalıyor. Dolaplar, kutular, kitaplar, kıyafetler, notlar, evet fincanlar da, fotoğraflar da kalıyor. Ve hepsinden önemlisi, kararlar kalıyor. Son 25 yılıma üç insanın hayatından kalanları toparlamayı sığdırmış biri olarak bunun ağırlığını tarif edemem...
Ölen birinin giysileri ne olacak, tabak, çanak vs kime verilecek? Çalışma masası ne olacak?
Kitaplar kime verilecek? Bağışlanacak mı? Nasıl dağıtılacak? Her biri zaman, emek ve karar isteyen işler... Her karar, kaybedilen kişiyle yeniden karşılaşmak demek.
Bu nedenle eşyaları ayıklamak, çoğu zaman öyle dışarıdan göründüğü gibi birkaç günlük bir iş olmuyor. Haftalara, aylara, bazen yıllara yayılan ikinci bir kayıp sürecine dönüşüyor. Üstelik bütün bunlar hayat devam ederken yaşanıyor. İnsan işe gider. Çocuk büyütür. Misafir ağırlar vs. vs. Bir yandan da her akşam başka bir kutuyu açar.
Ve eşyalar gündelik hayatın içine yayılan, hayatı sürekli kesintiye uğratan uzun bir sorumluluğa dönüşür.
Bu nedenle geride kalanların verdikleri kararları yargılamak yerine, bu yükü biraz olsun hafifletecek yollar üzerine düşünmeye ihtiyacımız var.
İsveç’te buna “ölüm temizliği” (döstädning) deniliyor. İnsanların, hayattayken eşyalarını düzenlemeleri, geride gereksiz yük bırakmamaya çalışmaları; kişinin eşyalarına dair anlatıyı hayattayken kendi eliyle şekillendirmesi.
Elbette herkesin buna fırsatı olmayabilir.
Bazı ülkelerde ise, örneğin İspanya’da yaygın olarak görülen ev satışları (estate sales) ile ev belirli günlerde açılıyor; eşyalar tek tek, daha düzenli bir organizasyon içinde yeni sahiplerini buluyor. Böylece süreç hem daha sistemli ilerliyor hem de aile üzerindeki yük bir ölçüde hafifliyor.
Almanya’da ölenlerin ardından geride yakınları yoksa ya da eşyalarını kimse ayıklamak istemiyorsa o kişilerin evleri o eşyalarla satılıyor.
Toplumsal hafızada yer etmiş kişilerin eşyaları söz konusu olduğunda ise, başka seçenekler elbette düşünülebilir. Belirli eşyaların müzelere, kütüphanelere veya arşivlere kazandırılması gibi... Satışların profesyonel organizasyonlarla yürütülmesi gibi... Gelirin bir sosyal sorumluluk projesine aktarılması gibi, ki, zaten İlber Ortaylı’nın kızı da öyle yapmaya çalışıyor belli ki...
Burada mesele yalnızca eşyaların el değiştirmesi değil. Bunu çok hızlı yapmak da değil. Mesele, birinin ölümünden sonra kalan eşyalarının ne olacağına karar vermeye çalışan yakınlarının bunu tek başına yapmak zorunda kalmamalarıdır...
İnanın çok zor, yargılamak en kolayı..."
Kaynak:Haber Merkezi