T24’e erişim engelinde 4 günlük 'u dönüşü': Hakimlik önce reddetti, sonra siteyi tamamen kapattı!

T24’e erişim engeli talebini reddeden Ceza Hâkimliği, dört gün sonra savcılığın itirazını kabul ederek sitenin ve X hesabının tamamının engellenmesine karar verdi. Hâkimlik, önceki kararından neden döndüğünü açıklamadı.

T24’e erişim engelinde 4 günlük 'u dönüşü': Hakimlik önce reddetti, sonra siteyi tamamen kapattı!

GAZETE PENCERE - T24’ün internet sitesi ve X hesabına erişimin engellenmesine ilişkin karar, aynı hâkimliğin dört gün önce erişim engeli talebini reddettiğini ortaya koydu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul eden İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, bu kez 118 içeriğin yanı sıra sitenin ve X hesabının tamamına erişimin engellenmesine, içeriklerin çıkarılmasına karar verdi.

Kısa Dalga'dan Canan Coşkun'un aktardığı bilgilere göre kararda, ilk başvurunun neden reddedildiği, savcılığın itirazında hangi gerekçeleri ileri sürdüğü ve bunların önceki değerlendirmeyi nasıl değiştirdiği açıklanmadı. 25 Eylül’de reddedilen talebin 29 Eylül’de kabul edilmesini sağlayan neydi? Karar metni bu soruyu yanıtsız bıraktı.

RETTEN ERİŞİM ENGELİNE DÖRT GÜN

Sulh Ceza Hakimliği’nin 29 Eylül 2026 tarihli, 2026/8894 değişik iş sayılı karardaki bilgilere göre süreç şöyle gelişti:

İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, erişim engeli talebini 25 Eylül 2026’da, 2026/8693 değişik iş sayılı kararıyla reddetti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ise 2026/143015 numaralı soruşturma kapsamında 29 Eylül’de bu karara itiraz etti.

İtiraz üzerine dosyayı yeniden inceleyen aynı hâkimlik, aynı gün erişim engeli kararı verdi.

İlk karara yalnızca giriş bölümünde değinildi; gerekçede bu karardan neden dönüldüğü tartışılmadı.

Karara yapılan itirazın aynı hakimlik tarafından incelenmesi de soru işaretlerine neden oldu. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268/2. maddesi, hâkimliğe itirazı haklı bularak kendi kararını değiştirme imkânı tanıyor. Madde şöyle: ⁠“Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.”

HABER VE YAZILARA “SÖZDE HABER” NİTELEMESİ

Kararda, kolluk araştırmaları sonucunda dernekler, eğlence işletmeleri ve sosyal medya üzerinden faaliyet gösteren kişiler hakkında soruşturma başlatıldığı anlatılıyor. Bu kişi ve kuruluşların gençleri ve çocukları cinsiyet değişikliğine yönlendirdiği ve “Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik” paylaşımlar yaptığı ileri sürülüyor.

Ardından T24’ün internet sitesi ve X hesabına geçilerek, yaklaşık bir yılda “118 sözde haber paylaşımı” yapıldığı belirtiliyor. Bu yayınların aile düzenini bozduğu, aile yapısını zayıflattığı ve çocuklarla gençlerin cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularındaki gelişimlerini olumsuz etkileyebileceği iddia ediliyor.

Ancak hangi yazıdaki hangi ifadenin bu sonuçlara yol açtığı açıklanmıyor. İddia edilen etkiye ilişkin somut bir olay, uzman değerlendirmesi veya bilimsel bulgu da karar gerekçesinde gösterilmiyor.

Hâkimlik, erişim engelini 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesine dayandırarak amacını “suç işlenmesinin önlenmesi ve kamu düzeninin korunması” olarak açıklıyor. Buna karşılık, önlenmek istenen suçun ne olduğu ve yayınlarla bu suç arasında nasıl bir bağ kurulduğu belirtilmiyor.

LİSTEDE HAK İHLALLERİ, ŞİDDET VE AYRIMCILIK ÜZERİNE YAZILAR VAR

Engellenmesine karar verilen adresler arasında Pınar Doğu’nun “Kamu spotu: LGBTİ hakları insan haklarıdır”, Zeynel Lüle’nin “LGBTİ ve nefret dili”, Pınar Okyay’ın “İstanbul Sözleşmesi’nin 10. yılında” ve Rıza Türmen’in “Nefret söylemi” başlıklı yazıları bulunuyor.

Yıldız Tar’ın Eryaman–Esat’ta trans kadınlara yönelik şiddeti konu alan yazısı, Hazal Özvarış’ın transların gündelik yaşamındaki şiddeti ele alan yazısı ve Faruk Bildirici’nin “Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?” başlıklı yazısı da listede yer alıyor.

Bu içeriklerin neden haber verme, yorum yapma ve hak ihlallerini tartışma kapsamında değerlendirilemeyeceğine ilişkin ayrı bir inceleme yapılmıyor. Farklı yazarların farklı konulardaki yayınları, ortak bir suçlama altında toplanıyor.

118 İÇERİKLE SINIRLI KALMADI

Kararın hüküm bölümünde, numaralandırılmış 118 internet adresinden önce doğrudan “https://t24.com.tr/” ve “https://x.com/t24comtr” adresleri sıralanıyor. Böylece tedbir, yalnızca belirtilen yazıları değil, haber sitesinin ve X hesabının tamamını kapsıyor.

Kararın Siber Güvenlik Başkanlığına gönderilmesine hükmedilirken, iki hafta içerisinde İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz edilebileceği belirtiliyor.

Savcılığın talebi ve karardaki hukuka aykırılık sorunları

1. ÖNCEKİ KARARDAN DÖNÜŞÜN GEREKÇESİ YOK

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 268/2. maddesi, kararına itiraz edilen hâkimliğin itirazı yerinde görerek kararını düzeltmesine izin veriyor. Dolayısıyla aynı hâkimliğin kararını değiştirmesi tek başına hukuka aykırılık oluşturmuyor. Sorun, önceki ret değerlendirmesinin neden terk edildiğinin açıklanmaması. Anayasa’nın 141. maddesindeki gerekçeli karar yükümlülüğü karşısında, savcılığın itirazının hangi nedenle haklı bulunduğunun ortaya konulması gerekiyor.

2. BÜTÜN SİTEYİ ENGELLEMENİN KANUNİ KOŞULLARI GÖSTERİLMEDİ

5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesinde esas olan, ihlalin gerçekleştiği içeriğe erişimin engellenmesi. Bütün site ancak belirli içeriğin teknik olarak engellenememesi veya içerik bazında engellemenin ihlali önleyememesi durumunda engellenebiliyor.

Hâkimlik bu hükmü kararına aktarmasına rağmen, T24 bakımından iki istisnadan hangisinin gerçekleştiğini açıklamıyor. 118 adres tek tek belirlenmişken neden bunlarla sınırlı bir tedbirin yetersiz kalacağı ortaya konulmuyor. X hesabının tamamının engellenmesi için de ayrıca gerekçe gösterilmiyor. Böylece karar, kendisinin de aktardığı kanuni koşulların somut olayda nasıl oluştuğunu açıklamadan bütün siteyi engelliyor.

3. “AİLE YAPISINI ZAYIFLATMAK” İDDİASI SOMUT HUKUKİ GEREKÇENİN YERİNE KONULDU

8/A maddesinde erişim engeli sebepleri arasında “aile yapısını zayıflatmak” veya “ahlaki ve dini değerlere aykırılık” şeklinde bağımsız bir ölçüt bulunmuyor. Hâkimliğin dayandığı kamu düzenini koruma ve suç işlenmesini önleme amaçlarıyla yayınlar arasında somut bağ kurulması gerekiyor.

Kararda ise hangi suçun önleneceği, kamu düzeninin nasıl tehlikeye girdiği ve tek tek içeriklerin bu tehlikeyi nasıl oluşturduğu gösterilmiyor. LGBTİ+ kişilerle ilgili haber ve yorum yapılması, bu eksik hukuki açıklamanın yerine geçiriliyor.

4. ACİL MÜDAHALEYİ GEREKTİREN TEHLİKE AÇIKLANMADI

Anayasa Mahkemesi, 8/A kapsamındaki müdahalelerde hukuka aykırılığın ve kamusal menfaatlere yönelik tehlikenin belirgin biçimde ortaya konulmasını; müdahalenin aciliyetinin ve zorunluluğunun ilgili, yeterli gerekçelerle açıklanmasını arıyor.

T24 kararında ise yaklaşık bir yıllık yayın faaliyetinden söz edilmesine rağmen, derhâl müdahaleyi gerektiren tehlikenin ne olduğu açıklanmıyor. Dört gün önce reddedilen talebin ardından hangi acil durumun ortaya çıktığı da gösterilmiyor.

5. BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE ÖLÇÜLÜLÜK DEĞERLENDİRMESİ YAPILMADI

Anayasa’nın 13. maddesi temel hak sınırlamalarının ölçülü olmasını gerektirirken, 26. ve 28. maddeleri ifade ve basın özgürlüklerini güvence altına alıyor.

Kararda, yayınların kamusal tartışmaya katkısı, haber ve yorum niteliği, okurların bilgi edinme hakkı ve bütün sitenin engellenmesinin sonuçları tartışılmıyor. Daha dar kapsamlı bir müdahalenin neden yeterli olmayacağı da açıklanmıyor.

6. KOLLUK DEĞERLENDİRMESİ, İÇERİKLERE ÖZGÜ İNCELEME YAPILMADAN BENİMSENDİ

Karar, dernek ve işletmelere yönelik genel soruşturma anlatısından bir haber kuruluşunun bütün yayınlarına uzanıyor. T24 ile bu kişi ve kuruluşlar arasındaki somut bağ açıklanmıyor; içerikler ayrı ayrı değerlendirilmiyor. Haberlerin “sözde” diye nitelenmesi de hukuka aykırılığın hangi ifadeden kaynaklandığını göstermiyor.

Kaynak:Kısa Dalga - Canan Coşkun

Öne Çıkanlar