İmamoğlu 2 yıl 1 aylık hapis cezası için İstinaf’a başvurdu: 10 maddede beraat talebi!

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na, eski AKP’li Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya hakaret ettiği iddiasıyla verilen 2 yıl 1 ay hapis cezası üzerine istinaf mahkemesine başvuruldu. İmamoğlu dilekçede 10 maddeyle mahkumiyet kararına itiraz etti.

İmamoğlu 2 yıl 1 aylık hapis cezası için İstinaf’a başvurdu: 10 maddede beraat talebi!

GAZETE PENCERE - Seçilmiş tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarından Kemal Polat, eski AK Partili Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın şikayeti üzerine açılan davada verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasına karşı istinafa başvurdu.

Medyascope'den Furkan Karabay'ın haberine göre İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili ceza dairesine gönderilmek üzere İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan itiraz dilekçesinde, mahkumiyete götüren yeni delilin veya önceki değerlendirmeyi değiştiren somut olgunun açıklanmadığı belirtildi. Dilekçede, İmamoğlu hakkında “Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçundan verilen 2 yıl 1 ay hapis cezasının kaldırılması ve beraat kararı verilmesi talep edildi.

Avukat Kemal Polat’ın sunduğu dokuz sayfalık dilekçede, 10 maddeyle İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği mahkumiyet kararına itiraz edildi. Dilekçede, kararın hem sözlerin bağlamı hem de delillerin değerlendirilmesi bakımından hukuka aykırı olduğu belirtildi.

Dilekçede, mahkûmiyet kararına gerekçe yapılan İmamoğlu’nun, “Cebimizdeki paraları da aldınız, yüzde 50’sini aldınız, yüzde 50’sini çaldınız” sözlerinin, Şadi Yazıcı’nın şahsına yönelik olmadığı ifade edildi. İmamoğlu, 25 Ekim 2022’de Tuzla İleri Biyolojik Arıtma Tesisi 3. Etap açılışında yaptığı konuşmada, 2019 yerel seçimlerinin iptal edilmesi nedeniyle kaybedilen hizmet süresini ve ekonomik koşulların yurttaşın satın alma gücü üzerindeki olumsuz etkisini eleştirmişti.

Dilekçede, konuşmadaki “üç ayını siz çaldınız” ifadesinin seçimlerin iptali sonucunda kaybedilen süreyi, “cebimizdeki paraları” ve “yüzde 50’sini” anlatımının ise ekonomik koşulları ifade ettiği vurgulandı.

Mahkemenin, İmamoğlu’nun konuşmasının farklı bölümlerinden alınan ifadelerini bir araya getirerek, sözlerin Yazıcı’ya yöneldiği sonucuna ulaşıldığına dikkat çekildi. Konuşmanın başlangıcında, Yazıcı’ya yönelik ifadeler bulunmasının, ilerleyen bölümlerdeki tüm eleştirilerin de aynı kişiye yöneldiğini göstermeyeceği kaydedildi.

KAYIT DURUŞMADA DİNLENEMEDİ

Dilekçede, 11 Eylül 2026 tarihli duruşmada İmamoğlu’nun avukatlarının sunduğu görüntülerin açıldığı ancak ses alınamadığı, teknik sorun giderilmeden belleğin iade edildiği hatırlatıldı. İmamoğlu’nun avukatlarının, kayıtlar üzerinden savunma yapmasına imkân tanınmadığı ifade edildi.

Dilekçede, tartışmalı sözlerin hangi bağlamda söylendiğinin belirlenmesi için konuşmanın kesintisiz kaydının incelenmesi gerektiği vurgulandı. Mevcut konuşma çözümünün, ses tonu ve sözlerin kesintisiz akışı bakımından orijinal kaydın doğrudan incelenmesiyle aynı işlevi görmeyeceği belirtildi.

Dilekçede, kaydın incelenmesinin tamamlanmamasının savunma hakkını sınırladığı savunularak Bölge Adliye Mahkemesi’nde duruşma açılması, kesintisiz kayıtların sesli olarak izlenmesi ve konuşmanın öncesiyle sonrasının birlikte değerlendirilmesi talep edildi.

Dilekçede, mahkemenin “ekonomik eleştiri” savunmasının neden geçersiz olduğunu ve belediye hizmetlerinin finansmanına ilişkin anlatımın neden kamusal tartışmanın dışında kaldığını somut biçimde açıklamadığına dikkat çekildi. İmamoğlu’nun konuşmasının farklı bölümlerindeki konu ve muhataplarının, ekonomik koşullara ilişkin açıklamaların ve hizmet süresine yönelik ifadelerin ayrı ayrı değerlendirilmediği belirtildi.

Anayasa’nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26’ncı maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesine atıf yapılan dilekçede, siyasi söylemin sertliğinin ve kullanılan mecazların kamu yararı, tarafların konumu ve konuşmanın bağlamıyla değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.

Seçilmiş bir siyasetçinin ekonomi yönetimini eleştiren konuşmasının, hapis cezasına bağlanmasının ifade özgürlüğü açısından ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu belirtildi.
Dilekçede, mahkemenin kararında atıf yaptığı “Cumhurbaşkanına hakaret” davalarındaki örneklerin mevcut dosyayla aynı nitelikte olmadığı belirtildi. Dilekçede, söz konusu örneklerde belirli bir kişinin doğrudan hedef alındığı, İmamoğlu’nun dosyasındaysa cezalandırılan cümlenin muhatabının ve tartışmalı olduğu ifade edildi.

İKİ BERAAT KARARININ ARDINDAN VERİLEN HAPİS CEZASI

Dilekçede, Türk Ceza Kanunu’nun 125’inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, aleniyet nedeniyle cezanın altıda bir oranında artırılması gerekirken dörtte bir oranında artırım yapıldığı belirtildi. Mahkemenin verdiği 2 yıl 1 ay hapis cezasının hesaplama yönünden de hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Dilekçede, İmamoğlu hakkında aynı olay nedeniyle daha önce basit yargılama usulüyle ardından genel yargılama kapsamında iki kez beraat kararı verildiği hatırlatıldı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi’nin 25 Şubat 2026 tarihli bozma kararının ardından mahkûmiyete götüren yeni delilin veya önceki değerlendirmeyi değiştiren somut olgunun gerekçeli kararda bulunmadığı belirtildi.

Dilekçede, sıralanan gerekçelerle İmamoğlu’nun beraatine karar verilmesi, doğrudan beraat kararı verilmemesi hâlinde davanın yeniden görülmesi ve duruşma açılması talep edildi.

Kaynak:medyascope - Furkan Karabay

Öne Çıkanlar