'Casusluk' davasında ara karar: İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ın tutukluluğu sürecek!

İmamoğlu, Yanardağ ve Necati Özkan'ın yargılandığı "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı dava görüldü. Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün'ün tutukluluğuna devam kararı verildi.

'Casusluk' davasında ara karar: İmamoğlu, Yanardağ ve Özkan’ın tutukluluğu sürecek!

GAZETE PENCERE - Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ, İmamoğlu'nun siyasi danışmanı Necati Özkan ve Hüseyin Gün’ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı dava, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de görülüyor.

İMAMOĞLU KONUŞTU: NATO İÇİN GELENLERE SORSUNLAR

Ekrem İmamoğlu, savunma yapmak üzere kürsüye geldi. Mahkeme heyetinin değiştirilmesine tepki gösteren İmamoğlu, "Böyle bir durumla karşı karşıya gelmeyi şiddetle kınıyorum" dedi.

Bu davalarda "hukuk cinayetleri" yaşandığını söyleyen İmamoğlu, "Hukuksuzluk triatlonu için de mücadelemi sürdürüyorum" ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bugün burada görülen dava, bu davaların içindeki en ibret verici olanlardan birisi. Çünkü bugün hayatı boyunca, gerçekten hem evine, yuvasına, ailesine, doğduğu şehirden yaşadığı şehre bu milletin iyi, güzel insanlar olduğuna inançla iyi işler yapmaya gayret eden, hayatını buna adamış bir insan olarak ve İstanbul'un, 16 milyonluk İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş, o yine milyonlarca insanın oyuyla, hem de İstanbul tarihinde en fazla oy alarak seçilmiş bir belediye başkanı olarak 15,5 milyon insanın da… Bugün belki de Avrupa'da bu sayıda ülke nüfusu olan ülke sayısı azdır. 15,5 milyon insanın oyuyla cumhurbaşkanı adaylığını elde etmiş, 25,1 milyon insanın da imzasıyla bunu destekleyen bir halk gücünü arkasına almış bir insanın casusluk gibi son derece ağır, son derece vahşi bir suçlamanın olduğu mahkemedeyiz. Tımarhanelik bir iş. Yani yargının bu şekilde meşgul olmasını sağlayan kişilerin, çok net ifade ediyorum, imza attığı metin, bir tımarhanelik metin.

Casusluk, ağır bir itham. Yani bir ülkenin güvenliğine, sırlarına, bağımsızlığına ihanet anlamına gelen bu kavramın, siyasi rekabetin ve hukuki kurguların malzemesi haline getirilmesi, yalnızca bana değil, hukuk devleti ilkesine da ağır bir haksızlıktır. Casusluk yani düşünsenize, casusluk!

İDDİANAMEYİ OKUMADIM

Burada ilk celsede, ilk burada bulunduğumuzda hem sanıklar hem avukatları açıklamalar yaptı. Birtakım sunumlar oldu vesaire. Yani iddianameyi okumaya ihtiyaç bile duymadım ama dinledikçe, saatlerce aydınlandım ve daha fazla olayı idrak ettim. Bir özetini okumuştum. Zaten benimle ilgili bir fotoğraftan ibaret bir iddianame. Düşünebiliyor musunuz, bir ziyaretle bir fotoğraflarla ortaya konmuş bir iddianame. Yani beni beş dakikalığına ziyaret eden, Allah rahmet eylesin, bir hanımefendinin ve manevi oğlu diye kendini tanıtan bir iş insanının, Hüseyin Gün'ün beni ziyareti, beş dakikalık görüntüsü, beş dakikalık ziyaretle bir görüntüsüyle iddianamede benimle ilgili olan kısım.

Bu manada dedim ya milletin vergisiyle hizmetler yapan, millet milyonların gözü önünde yürütülen siyasi mücadele, şeffaflıkla geçen bir kamu hayatı... Bugün bu soyut iddialar ve hayal ürünü senaryolarla sözüm ona bize leke sürmeye çalışan bir zihniyet. Tümüyle menfaat zihniyeti olduğunu da biliyorum bu arada, onu da birazdan değineceğim. Bu menfaat zinciri içerisinde olan ve bu metni kaleme alan bu zihniyet, casusluk gibi ağır bir suç isnadıyla beni burada mahkemeye taşımış oldu. Şu soruyu sormak lazım: Milletin iradesinden korkup siyasete müdahale etmek, canı isteyince seçimi iptal etmek, canı isteyince kurultay iptal etmek, sözde sıkıntı çıkaranı cezaevine yollamak, işte bugün kendini 'devlet aklı' diye tanımlayan o vasat zihniyetin bu ülkeye yaşattıklarıdır."

NATO İÇİN GELECEKLERE SORSUNLAR

İmamoğlu, "Savcıların, hakimlerin ve mahkemelerin gölgesine sığınarak siyaset yapma makamı haline getirdi Adalet Bakanlığı'nı" dedi ve "Ne yazık ki her kuralın yerle bir edildiği bir ortamda, ne AYM kararları, ne AİHM kararları en doğru şekilde analiz edilmediği ve detaylı bir şekilde değerlendirilmediği bir Türkiye'de yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu şu ifadeleri kullandı:

"NATO için geleceklere sorsunlar. Sorsunlar bakalım hangi MI6 ajanı seçimi kazandırmış"

İMAMOĞLU'NDAN YENİ PARTİNİN İSMİYLE İLGİLİ İLK AÇIKLAMA

Casusluk Davası'nda ara sona erdi. Sanıklar duruşma salonundaki yerini aldı. Ekrem İmamoğlu, "Zamanı bitmişleri göndermeye az kaldı" dedi. İzleyicilerden biri "Yeni partinin ismi ne olmalı?" diye sordu. İmamoğlu, "Liderimize sorun" yanıtını verdi.

NECATİ ÖZKAN SAVUNMA YAPTI

Necati Özkan savunmasında ana muhalefetin elde ettiği başarının iktidarı düşünmeye sevk ettiğini belirterek, "İktidar 31 Mart seçimlerinden itibaren bir çare aradı ve bu çarenin ekim ayında geldiğini gördük. İlçe belediye başkanları tutuklandı, hepimizin gözü önünde oldu. İmamoğlu tutuklandı, bizler tutuklandık" ifadelerini kullandı.

Özkan, "Hani savcılar Türk milleti adına iş yapıyordu? Hani sadece sanık aleyhine değil, lehe de delil toplanıyordu? Neresi burası? Hangi siyasi emeller için bu ülkenin temelleri tehlikeye atılabilir? Hepimiz bu dünyadan göçeceğiz, geriye kanun ve devlet kalacak" diyerek dava sürecine tepki gösterdi.

MÜTALAA SUNULDU

Savcılık duruşma başında mütalaasını sundu. Buna göre İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün'ün tutukluluğunun sürmesi istendi.

Ekrem İmamoğlu, bugün yargılanacağı dosyalardan biri olan Casusluk Davası için saat 10.50’de duruşma salonunda hazır bulundu.

İmamoğlu’nun avukatları, aynı gün görülecek Diploma Davası’na geçilmesi için mahkeme heyetine talepte bulundu. Mahkeme heyeti bu talebi kabul etti.

Bunun üzerine İmamoğlu, Casusluk Davası’nın görüldüğü duruşma salonundan ayrılarak Diploma Davası’nın görüleceği salona geçti.

Diploma davası bitince Casusluk Davası'nın görüleceği salona geri geldi.

Savcının tüm sanıklar yönünden tutukluluğun devamı talebinde bulunmasının ardından gözler mahkeme heyetinin vereceği ara karara çevrildi.

CASUSLUK DAVASINDA ARA KARAR: 4 İSMİN TUTUKLULUĞU DEVAM EDECEK

Casusluk Davasında 2. celse tek günde tamamlandı.

Celse arasında değişen İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti, değişen duruşma savcısının mütalaası ile aynı doğrultuda karar verdi.

Hakim; Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün tutukluluklarının devamına hükmetti.

SUÇLAMA

Tutuklu isimlere yöneltilen temel suçlama, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 328/1 maddesi uyarınca "siyasal veya askeri casusluk maksadıyla devletin gizli kalması gereken bilgilerini temin etmek". iddianamenin somut delillere dayanmadığını kaydeden tutuklu isimler, davanın tamamen siyasi saiklerle açıldığını vurguluyor.

NELER OLDU?

Bir önceki duruşmada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar veren mahkeme; dosyadaki kritik dijital delillerin incelenmesi amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Emniyet ve Milli İstihbarat Teşkilatı'ndan (MİT) ek rapor talep etmişti. Mahkeme 4 tanık hakkında da zorla getirme kararı çıkarmıştı.

Öte yandan Hâkimler ve Savcılar Kurulu'nun (HSK) 12 Haziran tarihli yaz kararnamesiyle davanın mahkeme heyeti değiştirilmişti.

İDDİANAMEDE NE VAR?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında hazırlanan iddianamede suç tarihinin 2019-2025 yılları olduğu belirtiliyor.

İddianamede, Gün'ün dijital materyallerinde bulunan ve İBB veri tabanına ait olduğu tespit edilen veriler üzerinden çok sayıda vatandaşın kişisel bilgilerine erişim sağlandığı iddia ediliyor.

Bu verileri dolaylı olarak Özkan'ın temin ettiği, Gün'ün beyanına göre Özkan'ın başta "ibb.gov.tr" olmak üzere belediyeye ait çok sayıda elektronik posta adresini ve şifresini İmamoğlu'nun talimatıyla "Ostin" adlı internet aleminin yeraltı olarak nitelendirilen dijital ortamına aktardığı anlatılan iddianamede, Gün'ün, "Ostin"deki elektronik posta adresi ve şifrelerle belediyenin gizlilik ihtiva eden belge ile iç yazışmaları başta olmak üzere posta içeriklerindeki datalara eriştiği savunuluyor.

İddianamede, İmamoğlu'nun imzasıyla Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilen 19 Nisan 2019 tarihli yazıda dışarıdan belirlenecek 3 uzman ve 2 belediye müfettişinin tüm datalara erişme, inceleme yapma ve kopyalama yetkisinin verildiği aktarılarak, "Bu hususun da özellikle seçim çalışmalarında yabancı istihbarat servislerine data sağlamak maksadıyla gerçekleştiği, bahse konu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde bahse konu veriler üzerinden analiz işlemi yapıldığı, analiz sırasında kişiler arasındaki gizli veya özel verilere erişim sağlandığı anlaşılmıştır" ifadelerine yer veriliyor.

İstihbarat servisi elemanlarından elde edilen verilerin aktarımının hiyerarşik silsile içinde Gün, Özkan ve İmamoğlu arasında sağlandığının öne sürüldüğü iddianamede, "Geçmiş dönemde kamuoyuna yansıyan 'İBB 2019 veri kopyalama' sürecinin gündemden kaldırılması amacıyla yabancı istihbarat servisi elemanı Aaron Barr, Özkan ve Gün adlı kişilerin müşterek hareket ederek algı faaliyetlerinde bulundukları ve bu durumun gündemden düşürülmesi maksadıyla çalışma yaptıkları belirlenmiştir. Bu çalışmayı da yine İmamoğlu talimatıyla gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır" değerlendirmesinde bulunuluyor.

İddianamede, "Mevcut deliller ve itirafçı beyanı ele alındığında Ekrem İmamoğlu'nun hiyerarşi silsilesi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerini, mevcut nüfuzun kullanılması suretiyle ele geçirerek yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktardığı, takibi süreçte siyasi maksatlı menfaat edinme gayesinde bulunduğu ve bu iştirakin Özkan ve Gün'le birlikte gerçekleştirildiği tespit edilmiştir" ifadeleri yer alıyor.

Devletin güvenliği veya siyasal yararları ile yakından ilgili olan ve elde edilmeleri bu değerleri tehlikeye sokabilecek mahiyet taşıyan İBB veri tabanındaki özünde sır niteliğinde olan bilgilerin, internetin karanlık platformuna İmamoğlu'nun talimatıyla Özkan tarafından yüklendiği iddia ediline iddianamede, şunlara yer veriliyor:

"Tüm vatandaşların telefonlarına ve sosyal medya yazışmalarına erişim sağlanarak 'siyasal casusluk' suçunun tam anlamıyla tanımına uyacak şekilde, devletin yönetilmesi, yönetme yetkisinin kullanılması ve idaresiyle ilgili bilgilerin bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları doğrultusunda yabancı bir devlet yararına, Türkiye Devleti'nin, vatandaşlarının veya Türkiye'de ikamet etmekte olanların zararına olarak toplandığı anlaşılmıştır. Tüm bilgi, belge ve açıklamalar ışığında 'siyasal casusluk' suçunun, özellikle 2019 yerel seçimlerini manipüle etme suretiyle desteklenen İmamoğlu'nun seçimi kazanması sağlanarak başta İstanbul olmak üzere Türkiye siyasetinde söz sahibi olunmasının amaçlandığı ve bu amaç doğrultusunda faaliyetlerin gerçekleştiği anlaşılmıştır."

Ayrıca iddianamede İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar