İran’ın hedef alınmasıyla Ortadoğu’yu ve Türkiye’yi neler bekliyor?

İran uzmanı Mehmet Akif Koç, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla İran’daki rejimi değiştirme iddiasını sahadaki tablo itibariyle gerçekçi bulmadığını vurguladı.

İran’ın hedef alınmasıyla Ortadoğu’yu ve Türkiye’yi neler bekliyor?

ANKARA - İran uzmanı Mehmet Akif Koç, ABD ve İsrail’in saldırılarıyla İran’daki rejimi değiştirme iddiasını sahadaki tablo itibariyle gerçekçi bulmadığını paylaşırken, kuzeydeki Kürtler arasında Suriye’deki gibi merkezi hükümete karşı birlik sağlanma ihtimalini de düşük bulduğunu açıkladı. Mücteba Hamaney’in döneminde rejimde sertleşme sergileneceğini kaydeden Koç, Türkiye açısından doğalgaz sıkıntısı başlığını işaret etti.

Uluslararası güvenlik ve Ortadoğu alanında tarihsel çalışmalar yürüten Koç, Türkiye’nin komşusu İran’daki gelişmelere ilişkin Gazete Pencere’nin sorularını şöyle yanıtladı:

* BÖLGESEL TABLOYU NASIL DEĞERLENRİYORSUNUZ?

“Şimdi bölgede 4 ana aktör var. Türkiye, İran, İsrail ve Körfez Arapları. Körfez Arapları derken de Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. Bu aktörler, kendi aralarında çekişerek, bazen rekabet ederek, bazen iş birliği ederek, bazen düşmanlık ederek Orta Doğu'daki denklemi şekillendiriyorlar. İran'ın 2003-2023 arasında bölgede bir ağır dominasyonu vardı ve 7 Ekim'le birlikte sonuna gelindi. Suriye'deki Baas rejimi düşünce 2024 Aralık’tan sonra da artık İran'ın bölgedeki en önemli müttefiki düşmüş oldu. Bundan sonra da diğer müttefikleri Hamas'ta, Hizbullah'ta, Haşdi Şabi'de, Ensarullah'ta onlarda budanmaya veya güçleri tırpanlanmaya başlandı ve artık Haziran 2025 ile birlikte doğrudan İran'a yöneldi bu tehdit ve İran'ı vurdu. Ben buna birinci faz diyorum Haziran Savaşı'na. İkinci faz İran'a dönük Ocak’taki gösteriler. İsrail ve Amerika tarafından saldırılarıyla çatışmaya çevrilmeye çalışılan gösteriler ise üçüncü faz oldu. Eğer bu üçüncü faz başarılı olamazsa yani yeterince vurup da düşüremezlerse İran’daki yönetimi dördüncü, beşinci, altıncı pazarlığa zorlamaya devam edeceklerini düşünüyorum önümüzdeki dönemde ve bunlar için de böyle altı ay falan beklemeyeceğimiz kanaatindeyim.”

* İRAN’DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ OLASILIĞI VAR MIDIR?

“İran'da rejim değişikliği olasılığını üç zeminde değerlendiriyorum. Birincisi bir seküler devrim mümkün mü? İkincisi periferideki etnik mezhepsel topluluklar ayaklanıp da devlet yapısını çökertirler mi? Üçüncüsü de bir karasal işgal olur mu? Birinci senaryoda, seküler devrim olması için somut bir seküler örgütlü toplum ve böyle bir milyonlarca insanın talebini yansıtan örgütlü yapılar olması lazım. Ama İran'daki sistemde bu tür örgütlü yapıların olmasına izin verilmediği için ve böyle bir şeyin yaşama şansı da olmadığı için bir örgütlülük söz konusu değil. Ya da Mısır'daki gibi, Suriye'deki gibi Libya'daki gibi böyle milyonlarca insan sokaklara çıktığı ve bunu aylarca devam ettirdiği bir konjonktür olması lazım. Böyle bir durum görmüyorum. Zaten toplumda da öyle seküler kesimler zannedildiği gibi çoğunluğu oluşturmuyor. Biraz daha azınlıktalar İran'da. Periferdeki etnik mezhepsel topluluklar yani Kürtler'de, Azerbaycan Türkleri'de, Beluçlar'da, Araplar'da, Türkmenler'de hareketlendi.

Zaman zaman Bahtiyariler'de hareketlendi. Ve kendi bölgelerinde bir otonom biraz daha özel yapılar kurdular. Ama bu dinamik bugünden yarına harekete geçebilecek bir şey değil. Amerika ve İsrail gibi nefret figürü olan iki tane ülkenin dayattığı bir savaş varken bu tür yapıların harekete geçebilmesini çok mümkün değil. Dolayısıyla bu periferideki etnik meslepsel toplulukların hareketlenip rejimi değiştirme senaryosu da bu aşamada çok gerçekçi görünmüyor. Üçüncüsü ise, Amerika'nın bir karasal işgali olursa rejim değişir. 2003 Mart'ta Irak'ta Bağdat’ı düşürdükleri gibi, 2001 Ekim'de Afganistan'da Taliban'ı düşürdükleri gibi o zaman rejim değişir. Ama bunun için de mesela Irak'ın 4 katı büyüklükte İran, Irak'a çeyrek milyon asker göndermişlerdi işgal edebilmek için...

İran'a yani bu mantıkla düz mantıkla 1 milyon asker gitmeli. Irak’ı işgalin maliyeti 3 trilyon dolar gibi hesaplanıyordu 2011 yılında. Burada da onlarca trilyon dolarlık bir maliyet gerekiyor. Çok maliyetli bir şey ve içine girdiğinizde ne ile karşılaşacağınız çok belli değil. Devlet yapısını yıktığınızda Libya'ya Suriye'ye dönüşme ihtimali çok yüksek bir uzun iç savaşa. Dolayısıyla bunu da Amerika'nın çok göze alacağını düşünmüyorum. Trump’ın böyle bir seçeneği yok zaten önünde. Bu üç senaryoda da şu aşamada dönüşüm olmasını öngörmüyorum.”

* İRAN’DA MÜCTEBA HAMANEY’İN SEÇİLMESİ NE ANLAMA GELİYOR?

“Mücteba Hamaney, 57 yaşında, resmen bir görevi olmasa da gayresmi olarak ekonomi politiği yönlendiren isimlerin başında geliyordu. Devrim muhafızlarıyla çok yakın çalışıyordu ve devrim muhafızları üzerinde ciddi bir nüfusu var. Liderlik seçimi yapıldı ama henüz duyurulmadı sonucu. Hameney’in olması daha şahin bir senaryoyu karşımıza çıkartıyor. İran'da daha içine kapanık, daha otoriter ve devrim muhafızlarınca her şeyin kontrol edildiği bir yapı karşımıza çıkabilir. Dolayısıyla Mücteba Hamaney’in gelişi içeride de biraz daha otoriter bir şeyi işaretliyor.”

* ABD’NIN İRAN’DAKI KÜRTLER İLE İÇ ÇATIŞMA PLANLAMA İDDİASINI NASIL YORUMLUYORSUNUZ?

“Amerika içerisinde Kürtler boyutlu planlar var. Fakat sahadaki verilerle bu planlar desteklenebilir mi? Mesela Suriye'de Kürtler çok hızlı bir şekilde organize olabilmişlerdi ama İran'da soru işareti var. İran'daki Kürtlerin yarıya yakını Şii, bir yarısı Sünni. Dolayısıyla sadece Sünni Kürtler içerisinde rejim karşıtlığı söz konusu. Sadece PJAK değil diğer ayrılıkçı veya özerklik yanlısı belli gruplar da var.

Trump böyle bir savaşa girişir mi? Zaten Obama'yı, Biden'ı savaşlar başlatmakla suçluyordu. Dolayısıyla böyle bir toplumsal mühendisliğe veya doğrudan operasyonel şeye girişir mi? Bunu izlemek lazım. Yani bu bugünden yarına olur diyemeyiz. Amerika'da var bu yönde hazırlıklar. Türkiye sınırında böyle bir uydu devlet kurulması ihtimali, Türkiye'de milliyetçi kesimlerde devlet içinde de ciddi hassasiyetler doğuruyor. Bu durum ilave stres, ilave gerginlik yaratabilir Türkiye'nin Amerika ile ilişkilerinde, İsrail ile ilişkilerinde. O yüzden de buna girişecekler mi, bu yönleriyle bakılmasında fayda var.”

* TÜRKİYE AÇISINDAN İRAN’DAKİ ÇATIŞMA ORTAMI KAYNAKLI RİSKLER NELER?

“Türkiye açısından temelde 4 meseleden bahsedebiliriz. Birincisi en önemlisi bence bölgedeki güç dengeleri değişecek. Eğer İran'daki yönetim düşerse, rejim düşerse İsrail'in bölgesel dominasyonu çok daha ileri bir boyuta varacak. Türkiye tercih etmiyor. Ama ideolojik değil, daha jeopolitik rekabet denklemi içerisinde. İkincisi, ticari boyutta ekonomik yansımasıyla birlikte eğer İran'daki savaş uzarsa doğalgaz sıkıntısı olacak. Öncesinde ABD’nin yaptırımı nedeniyle petrol alımını sıfırlamış ancak bunu telafi etmişti. Ama doğalgazı telafi etmekte zorlanınca Rusya'ya bağımlı kılabilir Türkiye'yi. Üçüncüsü, İranlılar’ın göç etmesi ihtimali, bu durumda gidilecek adresler Irak ve Türkiye olacak. Bu mülteci yükünü büyük ölçüde bu iki ülke çekecek. Türkiye’nin sosyolojik sıkıntısı derinleşecektir. Dördüncü mesele ise, Türkiye'de özellikle muhafazakar kesimlerde İran'dan sonra sıra bize gelir mi sorusu var. Amerika-İsrail burada da bir operasyona girişir mi, endişesi var, korkusu var. Bu gerçektir, değildir. Böyle bir amacı vardır, yoktur. Ama endişeyi tetikliyor.”

Kaynak:Yıldız Yazıcıoğlu

Öne Çıkanlar