İtirafçının tek sözü ile 8 aydır tutuklu: İmamoğlu'nun danışmanı Tonguç Çoban tahliyesini istiyor...
Şile operasyonunda gözaltına alınan Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu danışmanı Tonguç Çoban 8 aydır tutuklu. Çoban hakkında iddianamede tek bir suçlama var...
GAZETE PENCERE - CHP’ye yönelik operasyonlar kapsamında Şile Belediyesi’ne yapılan ikinci dalga operasyonda 22 kişi daha gözaltına alınmıştı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Tonguç Çoban'ın da aralarında bulunduğu 15 kişi, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanmıştı.
Onlardan biri de Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Tonguç Çoban. Çoban operasyonun düzenlediği Aralık 2025’ten bu yana cezaevinde.
Çoban’ın tahliye için yaptığı itirazlar da bir bir reddedildi.
Cezaevinden yaşadıklarını anlatan Çoban, tek bir eylem nedeniyle tutuklu. Şile Belediyesi operasyonunda itirafçı olan Oğuz Kaçmaz, Çoban hakkında market kartlarını teslim alan kişi olarak adını anıyor.
İddianamede bunun dışında Çoban hakkında herhangi bir suçlama yok.
Çoban’ın soruşturmaya ilişkin itirazları ise şöyle:
Şile Belediyesi operasyonunun 2. Dalgasında Aralık 2025'te gözaltına alındım ve "rüşvet almak" suçlamasıyla tutuklandım. 8 aydır tutukluyum. Soruşturma başlangıcından 13, benim tutuklulanmamın üzerinden 8 ay geçtikten sonra iddianame hazırlanarak kabul edildi. Bu süre, tüm belediye soruşturmaları içindeki en uzun süredir ve tutukluluk peşin cezalandırmaya dönüşmüştür
1* Tutuklu kaldığım sürede hakkımda tek bir ek sorgu veya delil toplama söz konusu olmadı
Savcılık sorgusunda tutuklanma gerekçesi olarak gösterilen bir itirafçı beyanı dışında iddianamede de tek bir delil veya tanık yoktur. Buna rağmen 27. Ağır Ceza Mhk’nin tutukluluk itirazıma red gerekçelerinden birisi delil karartma şüphesidir. Oysa dosyada hiç delil olmadığı gibi 8 aydır da delil toplanmamıştır.
2* Aslında ben Şile Belediyesi dosyasına iliştirilmiş bir sanığım
Şile Belediyesi'nde çalışmıyorum, iş yapmıyorum, Şile’de oturmuyorum, Şile’ye gidiş gelişlerim bile sayılıdır. İBB’de 39 ilçe belediyesi ile İBB arasındaki ilişkileri koordine etme görevi yürüten başkan danışmanı iken Şile Belediyesi soruşturmasına adeta iliştirilmiş durumdayım. Deyim yerindeyse “iliştirilmiş” bir sanığım. Bunun beni İBB’de yaptığım görevden koparmak amacıyla yapıldığını düşünüyorum.
3* Gerçek dışı bir uydurma yalan beyanla tutuklandım
Tutuklanmama dayanak yapılan tek bulgu, Oğuz Kaçmaz isimli itirafçının, kendisi tutuklandıktan 5 ay sonra tahliye olma saikiyle bana attığı tek cümlelik iftiradır. Bu ifade yalan, gerçek dışı ve uydurmadır. İddianamede hakkımda başkaca ne bir beyan ne de bir suçlama olmadığı gibi herhangi bir somut görgüye dayalı bir delil de yoktur.
4* Hakkımdaki tek eylem olan Eylem-14 türetilmiş bir eylemdir
İddianamenin 48 nolu sanığı olarak, örgüte bilerek isteyerek yardım etmek,rüşvet almak ve icbar suretiyle irtikap suçlarından cezalandırılmam isteniyor.(Ek-1) Buna gerekçe gösterilen tek eylem iddianamede Eylem-14 olarak yer alıyor ve hakkımda başka bir eylem tanımlanmıyor. (Ek-2) Eylem-14 türetilmiş bir eylemdir. Şöyle ki; Eylem-14’ün başlığı, "A-101, ŞOK ve BİM Yardım Kartları İstenmesi” şeklindedir. Aslında iddianamenin tümüne bakıldığında, Eylem-14 kendi başına ayrı bir eylem değildir. “ Eylem-5 Yasin Bayram" ve “Eylem-11 Tanmaksa Otomotiv” eylemlerinden türetilmiş, kurgulanmıştır. Eylem-14'ün Eylem-5 ve Eylem-11’den tek farkı sanık olarak benim eklenmiş olmamdır. Adeta benim için bir eylem uydurulmuştur. Üstelik tek bir eylemde hem rüşvet hem de irtikap suçlaması açık bir çelişkidir. Adı geçen marketlerden yardım kartları istenmesine dair iddialar Eylem-5 ve Eylem-11’de detaylandırılıyor. Bu eylemlerde benim hiçbir surette ismim geçmiyor. Ancak bu iki eylemden türetilerek Eylem-14 kurgulanıyor ve ben dahil ediliyorum. İşin tuhaf tarafı, Eylem-5 ve Eylem-11’deki diğer sanıklar Eylem 14’te de yer alıyor ve aynı suçtan haklarında 2 kere ceza isteniyor. Tonguç Çoban’ı iliştirilmiş sanık yapmak için bu isimler aynı eylemlerden mükerrer suçlamayla karşı karşıya kalıyorlar. Eylem 14'te hakkımda gösterilen tek delil Oğuz Kaçmaz’ın, "Tuncay Tolga Özçakmak ve Evren Buçan tarafından toplanan A-101 ya da BİM kartlarını Tonguç Çoban’a verdiklerini biliyorum.” şeklindeki yalan beyanıdır. Ben adı geçenlerden veya bir başkasından kesinlikle market kartı almadım. Bunun aksini ispatlayan tek bir delil veya tanık iddianamede mevcut değildir. Soruşturma aşamasında savcı gerçeğe ulaşmak isteseydi, Oğuz Kaçmaz'a "Sen bunu gördün mü? Nereden biliyorsun? Hangi marketin kartı? Nerede ve ne zaman kim tarafından teslim edildi ve ne miktarda teslim edildi? Ne amaçla teslim edildi?" şeklinde sorular sorması gerekirdi. Aynı şekilde Savcı, Tuncay Tolga Özçakmak ve Evren Buçan’a da Oğuz Kaçmaz’ın bu beyanını teyit edip etmediklerini sormalıydı. Oysa bunlar yapılmadığı gibi, Oğuz Kaçmaz’ın tek cümlelik gerçek dışı uydurma ifadesi tutuklanmama ve aylarca cezaevinde kalmama gerekçe yapılmıştır.
5* Oğuz Kaçmaz aslında bilmiyor uyduruyor
Oğuz Kaçmaz’ın ifadesi kendi içinde çelişkilidir. “A-101 ya da BİM …” diye başlayan cümlesini “...biliyorum” diye tamamlıyor. Yani hangi marketin kartı olduğundan dahi emin değil, aslında birşey bilmiyor, uyduruyor. Görgüye dayanan bir bilgi sahibi olsaydı böyle muğlak ifadeler kullanmazdı. Zaten olmayan bir şeyi görmesi mümkün değildir. Bu şahsın ifadesi tahliye olmak için uydurduğu kocaman bir yalandır. Kendisi bu ifadeyi verdiği Kasım 2025’te tahliye edilmiştir.
6*Kartları Ali Şafak’ın tarafıma verdiği kanaati mesnetsizdir, gerçek dışıdır
Bir başka tuhaflık, iddianamenin 269. sayfasında Eylem-14’ün hukuki değerlendirme kısmında birdenbire bugüne kadar hiçbir ifadede yer almayan hiçbir dayanağı olmayan şu cümle yer alıyor. “...şüpheli Ali Şafak’ın teslim aldığı kartları şüpheli Tonguç Çoban’a götürdüğü…” Bir anda Ali Şafak adı ortaya çıkıyor ve kartları Tonguç Çoban’a götürdüğü iddia ediliyor. Bu kanaate nasıl varıldığı, Ali Şafak isminin nereden çıktığı anlaşılamamıştır. Çünkü bu konuda tek bir delil, tanık olmadığı gibi duyuma dayalı bir ifade ve hatta bir iftira bile yoktur. Ali Şafak’ın kendisinin bir ifadesi de yoktur. Kaldı ki Ali Şafak'ı tanımıyorum. Hayatım boyunca bir irtibatım, ilişkim olmadı. Yanyana dahi gelmediğim bir kişiden kart veya herhangi bir şey almış olmam fizik kanunları gereği mümkün değildir. Tekrarlamak gerekirse ismi geçenlerin hiçbirisinden market kartı almadım aksini ispat edecek tek bir delil tanık vs. kesinlikle yoktur.
* İdddianameye göre Eylem-14’de rüşvet suçu yok ama ben rüşvetten tutukluyum.
Başka ve çok önemli bir husus bana isnat edilen tek eylem olan Eylem-14’te bir rüşvet suçu tanımlanmıyor, aslında bir rüşvet suçu olmadığı açıkca kabul ediliyor ama ben rüşvetten tutukluyum. Şöyle ki; Eylem-14 Hukuki Değerlendirme kısmında, “şüphelilerin market kartı bağışını gönüllülük esası ile değil zorunluluk olarak şart koşmak suretiyle topladıkları" ifade ediliyor. Bilindiği gibi yerleşik hukuk içtihatlarına göre rüşvet suçu olabilmesi için rüşvet veren ve rüşvet alan arasında bir anlaşma olması şarttır. Yani karşılıklı bir mutabakat aranır. Oysa burada savcı bizzat kendisi kartların zorla alındığını ifade ediyor ve Eylem-14'te "rüşvet veren" olarak bir sanık yer almıyor. O zaman ben nasıl oluyor da rüşvet almaktan tutuklanıyorum? Ve sayın mahkeme beni buna rağmen halen tutuklu yargılıyor? Kaldı ki Şile Belediyesi’nde bir kamu görevlisi olmadığım için bana irtikap suçu da yüklenemez. Tekraren söylemekte fayda var “ben kimseden kart almadım.” Delilsiz, tanıksız, iftiraya dayanan üstelik bir iftirada bile adı geçmeyen tanımadığım bir kişi (Ali Şafak) tarafından bana kart verildiği iddiasını KESİNLİKLE reddediyorum. Tutukluluğum ve hakkımdaki suçlama mesnetsizdir, hukuk dışıdır, derhal tahliye edilmem gerekmektedir.
8* Örgüte yardım suçlamasının da hiçbir dayanağı yoktur
Bu suçlamayı da reddediyorum. Hakkımdaki diğer suçlama Özgür Kabadayı tarafından kurulduğu iddia edilen suç örgütüne bilerek isteyerek yardım ettiğim yönündedir. Bu haksız suçlamayı da reddediyorum. Eylem-14 Hukuki Değerlendirme kısmı çarpıcı, bir o kadar da kara mizah örneğidir: ”...şüpheli Tonguç Çoban’ın teknik başkan yardımcılığı konusunda Tuncay Tolga’yı şüpheli Özgür’e önermek suretiyle çıkar amaçlı suç örgütünün imar ve iskan işlemlerinde gelir getirici faaliyetlerini devam ettirmesini sağladığı ve Şile belediyesine yerleştirmiş olduğu ekibi sayesinde toplanılan yardım kartlarının bir sonraki seçimlerde kullanılmak üzere toplanılmasını sağladığı …” Bu bir fantastik kurgu cümlesidir. Aslında gerçek basitçe şudur; Ben Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı’nın 2024 yerel seçimlerinden bir süre sonra, belediyede bir başkan yardımcısı aradığı bilgisi bana da ulaşınca, o dönemde çalıştığı Şişli Bld. dışında bir görev talep eden Tuncay Tolga Özçakmak ismini Özgür kabadayı’ya “isterse görüşebileceği” notuyla ilettim. Tuncay Tolga Özçakmak’a da, Şile Belediyesi'nin yönetici aradığını randevu alarak "isterse görüşebileceğini" söyledim. Bu kadar. Bunun dışında işe alınmasında, görevlendirilmesinde ve çalışmasında hiçbir dahlim bilgim yoktur. Diğer isimleri zaten tanımam. Ekip kurma iddiasını reddediyorum. Dolayısıyla örgüte yardım suçlamasını da büyük bir haksızlık olarak değerlendiriyorum ve kabul etmiyorum.
9* Derhal tahliyemi talep ediyorum
Son olarak mahkemeye ilettiğim tahliye talebi dilekçemde de belirttiğim üzere (Ek-3) şu anda “rüşvet almaktan” tutukluyum. Oysa iddianamede hakkımda bir rüşvet suçu tespit edilmiyor aksine rüşvetin olmadığı kabul ediliyor. Market kartlarını bana verdiği iddia edilen Ali Şafak’ın kartları bana verdiği iddiasını destekleyen hiçbir delil, tanık, hatta duyuma dayalı ifade bile bulunmuyor. Oğuz Kaçmaz’ın tek cümlelik iftirasının gerçek dışı uydurma bir yalan olduğu da çok açıktır. Tutukluluğum bir güvenlik tedbirinden öte bir esarete dönüşmüştür. Derhal tahliye edilmem gerekmektedir.
Kaynak:Tolga Balcı