Küçük yaşta 'büyük' takıntı

Sosyal medyanın etkisiyle çocuklar giderek daha küçük yaşlarda kozmetik ve cilt bakım ürünlerine yönlendiriliyor. Uzmanlar, bu trendin hem cilt sağlığı hem de beden algısı ve özgüven gelişimi açısından ciddi riskler taşıdığı uyarısında bulunuyor.

Küçük yaşta 'büyük' takıntı

Dicle Baştürk*

GAZETE PENCERE - "Arkadaşlarım hiç kozmetik mağazalarına gitmediğini söylediğinde çok şaşırdım. Benim için cennet gibi…"

Çocuk influencer Ishka Dawar, binlerce takipçisi olan Instagram hesabında, kozmetik mağazalarına yönelik bu ifadeyi kullanıyor.

Küçük yaşta sosyal medyada içerik üreten çocukların güzellik ve cilt bakımıyla ilgili paylaşımları, son dönemde artan bir trendin parçası. Bu trende zaman zaman ebeveynler de eşlik ediyor.

Çocuk kitapları yazarı Neslihan Erdin, 11 yaşındaki çocuğuyla birlikte cilt bakım rutini paylaştığı bir gönderisinde şu ifadeleri kullanıyor:

"Almanya’dan dönüşte havaalanındaki kırtasiyeden onun için çocuk maskesi (cilt bakımı için) aldım. Kendime de maske alarak ona eşlik ettim. Son olarak nemlendirmek ve cilt yenilemek için asit serumunu kullandık. Anne kız birlikte vakit geçirip eğlenmek adına böyle bir aktivite seçtim. Gerçekten de çok keyif aldık."

'KOZMETİKOREKSİ' ALARMI

Bu tür paylaşımlar tekil örneklerle sınırlı değil. Sosyal medyada 'çocuk cilt bakımı' etiketi altında çok sayıda video görebilirsiniz. Böylelikle küçük yaş gruplarının dikkati 'güzellik' ve 'bakım' ürünlerine çekiliyor. Hatta 'Sephora kids' (Sephora çocukları) adında akım bile oluşturulmuş durumda. Bu tanım, özellikle TikTok ve Instagram etkisiyle 6-14 yaş arasındaki çocukların yetişkinlere yönelik pahalı, kimyasal ve yaşlanma karşıtı kozmetik ve cilt bakım ürünlerine olan yoğun ilgisini ifade ediyor.

BBC'nin konuya ilişkin haberinde, dermatologların bu durumu tanımlamak için 'kozmetikoreksi' kavramını kullandığı hatırlatılıyor. Bu kavram, küçük yaşta 'kusursuz cilt' takıntısı geliştirmek ve aşırı kozmetik kullanımı anlamına geliyor.

Kozmetik markaları da artık çocukları hedef alan ürünler çıkarıyor, bunları pazarlıyor. Çocuklara özel yüz kağıt maskeleri giderek daha yaygın hale gelmiş durumda. Özellikle Kore üretimi kağıt maskelere ilgi yoğun. Bir Kore kozmetik markası Tik Tok hesabında ürünlerini kullanan çocukların videolarını paylaşıyor.

Öte yandan İtalya, bu ürünlerin çocuklar için uygun olmadığı endişesiyle harekete geçen ülkelerden. İtalyan Rekabet Kurumu (AGCM), Sephora ve Benefit kozmetik markalarının sahibi olan LVMH şirketine yönelik iki soruşturma başlattı. AGCM, markaların ürünlerinin çocuklar ve gençler için uygun olmadığını açıkça belirtip belirtmediklerini incelemeye aldı.

'KIZIMI UZAK TUTMAYA ÇALIŞIYORUM AMA…'

Çoğu ebeveyn ise endişeli. Seda Alkan "Kızım 11 yaşında. Son bir yıldır cilt bakımına ve makyaj ürünlerine belirgin ilgisi var. Önceden sadece benim yaptıklarımı merak ederdi, şimdi kendi ürünlerini seçmek ve kullanmak istiyor. Özellikle belirli markaları ve ürünleri biliyor ve onları istiyor. Hatta bazen benim hiç bilmediğim ürünleri gösteriyor. Özellikle daha pahalı ve popüler markalara yönelmesi dikkatimi çekiyor” diyor.

Alkan, en büyük etkenin, sosyal medya ve arkadaş çevresi olduğuna işaret ediyor.

Dijital içerik üreticisi Tutku Vonal da, Instagram hesabından isyan ediyor: "Bebek çocuk serilerinde yıkama, nemlendirme, koruma zaten olması gereken. Ama 8 yaşındaki bir çocuğun önüne kağıt maske koymak masum bir eğlence değil, bir pazar büyütme stratejisidir. Bu bir oyuncak değil, bir alışkanlık inşası. Çocuğa daha çocukken ‘güzelleşmek için bir şeyler yapmalısın’ mesajını bilinçaltına işlemektir."

Seçil İset, Instagram üzerinden dijital içerik üretiyor. "Küçücük çocuklar deli gibi makyaj ve bakım yapıyor kendilerine. Benim kızım 10 yaşında. Bunlardan uzak tutmaya çalışıyorum ama arkadaşlarının bir sürü kişisel bakım ürünü var ve kullanıyorlar. Kendisini hem çirkin hem de onlardan eksik hissediyor. Buna nasıl izin veriyor aileleri anlamıyorum. Zaten hepsi bebek gibi" sözleriyle tepkisini dile getiriyor.

DERMATOLOGLAR: ÇOCUKLARIN CİLT BAKIMINA İHTİYACI YOK

Uzmanlar, söz konusu eğilimin çocukların cilt sağlığı ve gelişimi üzerinde bazı riskler taşıyabileceğine dikkat çekiyor.

Dermatolog Duygu Alptekin Avcı, bir çocuğun cilt bakımına ihtiyacı olmadığının altını çiziyor. Çocuk cildinin, erişkin cildinden farklı olduğunu belirten Avcı'nın konuya ilişkin değerlendirmesi şöyle:

"Çocukların, çocukluk çağında çocuklara uygun ürünlere ihtiyacı var. Altı aylıktan itibaren önemli olan mekanik koruma. Mekanik koruma dediğimiz şu; şapka takmak, UPF'li (güneşin zararlı ultraviyole ışınlarını bloke etmek için özel olarak dokunmuş veya işlem görmüş koruyucu giysiler) kıyafet giymek. Altı aydan itibaren bir bebek güneşte kalacaksa güneş kremi kullanmaya başlamalı. Bu ilerideki hasarı, güneş nedeniyle oluşan kanseri engellemek için gerekli. Çocuğun cildinin yapısına göre bundan sonra da ürün tercih edilebilir. Çocuğa uygun bir şampuan kullanılmalı. Eğer kuru ciltli ya da atopikse nemlendirici tercih edilmeli. Bunun dışında ekstra ürün kullanmaya gerek yok."

Avcı, çocukların uygun olmayan ürünler kullanması durumundaysa cilt problemleri yaşayabilecekleri konusunda uyarıyor: "Bu ürünler çocuklar için endokrin bozucu olabilir. Erken ergenlik sorunu yaratabilir. Alerjik durumlara, egzamalara yol açabilir. Alerji olmadan da cilde hasar vererek, koyu renklerin oluşmasına neden olabilir. Çocuklar için özellikle hormon bozucu olabilecek içerikler riskli."

Türk Dermatologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Su Küçük de, sosyal medyanın etkisiyle çocukların bakım ürünlerini kullanmaları konusunda yoğun bir talep olduğunu söyledi.

Çocukların cilt bariyerlerinin tam güçlü olmadığını, derilerinin ince ve hassas olduğunu belirten Küçük "Hafif bir temizleyiciyle güneş koruyucu kullanmaları veya çok hafif nemlendirici sürmeleri yeterliyken, gereksiz ürünlerle daha çok ciltlerinde tahrişe neden oluyorlar" dedi.

Çocukların gereksiz şekilde retinol, hyaluronik asit içerikli çok fazla kozmetik ya da anti-aging, yaşlanma karşıtı ürünleri kullanabildiklerini belirten Küçük "Bu da ciltlerinde yarar yerine zarar getiriyor. Daha fazla sivilce çıkmasına, akneye neden olabiliyor. Ya da tahriş edici, irritan, alerjik kontakt dermatit dediğimiz tahriş dermatiti, tahriş egzaması ve alerjik egzamaya yol açabiliyor. Ayrıca cilt bariyerine de zarar vermiş oluyor. Geri dönüşü mümkün olmayan izlere neden olabilirler" açıklamasında bulundu.

'ÖZGÜVEN VE BEDEN ALGISI AÇISINDAN RİSKLİ’

Çocuk psikoloğu Beyza İzmirlioğlu Horata ise özellikle 8-10 yaş aralığının çocuklar için akran kabulünün ve aidiyet ihtiyacının belirginleşmeye başladığı bir dönem olduğuna işaret etti.

Horata "Bu nedenle çocuklar yalnızca ürünleri değil, o ürünlerin temsil ettiği yaşam tarzını da benimsemeye çalışabiliyor. Bu trendi, çocukların erken yaşta görünüş odaklı mesajlara maruz kalmasının bir sonucu olarak değerlendiriyorum. Sorun cilt bakımının kendisinden çok, çocukların değer algısının giderek dış görünüş üzerinden şekillenmeye başlamasıdır" dedi.

Horata, bu durumun ilerleyen yaşlarda özgüven ve beden algısı üzerinde ciddi risklere yol açabileceğine dikkat çekti:

"Çocukluk dönemi, benlik algısının ve öz saygının temellerinin atıldığı kritik bir gelişim evresidir. Sosyal medyada sürekli kusursuz ciltler, filtrelenmiş yüzler ve estetik olarak idealize edilmiş görüntüler gören çocuklar, kendi doğal görünümlerini değerlendirmeye ve hatta eleştirmeye başlayabiliyor. Oysa bu yaş grubundaki çocukların gelişimsel ihtiyacı nasıl göründüklerinden çok kim olduklarını keşfetmektir. Görünüşe aşırı odaklanan içerikler, çocukların kendi değerlerini dış görünüşleriyle ilişkilendirmelerine neden olabilir. Bu durum ilerleyen yaşlarda beden memnuniyetsizliği, özgüven sorunları ve sosyal karşılaştırmaların artması gibi psikolojik riskleri beraberinde getirebilir."

Çocukların yetişkin davranışlarını taklit etmeyi sevdiklerini ve kendilerini büyümüş hissettiren aktivitelere ilgi duyabileceklerini vurgulayan Horata, dikkat edilmesi gereken noktanın davranışın altında yatan motivasyon olduğunu anlattı:

"Eğer çocuk bakım yaparken eğleniyor ve bunu bir oyun gibi deneyimliyorsa durum farklıdır; ancak görünüşüyle ilgili yoğun kaygılar taşıyor, kusurlarını sürekli kontrol ediyor, beğenilmeme korkusu yaşıyor veya kendisini başkalarıyla sık sık kıyaslıyorsa bu durum psikolojik açıdan dikkatle değerlendirilmelidir. Risk oluşturan şey cilt bakımı değil, çocuğun kendilik değerini görünüşüne bağlamaya başlamasıdır."

"YASAKLAMAK ÇÖZÜM DEĞİL"

Peki, aileler ne yapmalı? Horata, yasaklayıcı tutumun istenilen sonucu vermeyeceğini belirtiyor:

"Bunun yerine ebeveynlerin çocuklarıyla sosyal medyada gördükleri içerikler hakkında konuşmaları, filtrelerin ve reklamların etkisini yaşlarına uygun şekilde açıklamaları ve eleştirel düşünme becerilerini desteklemeleri daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Ayrıca çocuklara, değerlerinin yalnızca dış görünüşlerinden kaynaklanmadığı sık sık hissettirilmeli. Ebeveynlerin odağı kusursuz görünmekten çok sağlıklı gelişim, özgüven ve duygusal dayanıklılık üzerine olmalı."

Sonuç olarak uzmanlar, çocuklarda cilt bakımı ve kozmetik ürünlere artan ilginin tamamen yasaklayıcı bir yaklaşımla değil, yaşa uygun ürün seçimi ve doğru bilgilendirmeyle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.

Sosyal medyanın etkisiyle giderek daha erken yaşlara inen bu trend, uzmanlara göre yalnızca bir güzellik alışkanlığı değil, aynı zamanda çocukların beden algısı, özgüven gelişimi ve tüketim davranışlarını da şekillendiren bir süreç olarak değerlendiriliyor.

*Dicle Baştürk

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. İstanbul Üniversitesi’nde Gazetecilik Öğretmenliği alanında master yaptı. Mesleğe 2008 yılında Taraf gazetesinde muhabir olarak başladı. Uzun yıllar yargı muhabiri olarak çalıştı. İMC TV’de program editörlüğü yaptı. Türkiye’de İktidar dergisinde Yazı İşleri Müdürlüğü yaptıktan sonra mesleğe freelance gazeteci olarak devam ediyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar