Milli Eğitim Bakanı’nın okullara gönderdiği Terörsüz Türkiye genelgesine itiraz

Yeni eğitim-öğretim yılı öncesi yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) genelgesinde, yeni çözüm süreciyle ilgili çıkartılan ‘çerçeve yasa’nın “yeni dönemin ana hedeflerinden biri olacağı” belirtildi.

Milli Eğitim Bakanı’nın okullara gönderdiği Terörsüz Türkiye genelgesine itiraz

GAZETE PENCERE - Eğitim sendikalarının ve muhalefetin tepkilerine karşın kabul edilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin ardından Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tartışmaya açık bir genelge yayımladı. Yeni eğitim öğretim yılında iktidarın “Terörsüz Türkiye” ismini verdiği süreç ‘maarif model doğrultusunda’ eğitim sürecine dahil edildi. 14 Eylül 2026 Pazartesi günü başlayacak yeni dönem öncesinde çıkarılan "2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler" konulu genelge, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 ile gönderildi.

Genelgede kamuoyunda ‘çerçeve yasa’ olarak bilinen yasa ile ortaya konan duruşun eğitim-öğretim süreçlerinin ana hedeflerinden biri olacağı belirtildi. Ayrıca çıkan bu yasanın bakanlığın ‘tavizsiz’ en temel önceliklerinden biri olacağı vurgulandı.

Bu amaç doğrultusunda eğitim ve öğretim yılının ilk haftasında ve yıl boyunca bakanlıkça hazırlanan uygulama kılavuzları doğrultusunda etkinlikler planlanacağı belirtildi. Genelgenin bu bölümünde, cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gerektiğinde vatan için tek bir kişi gibi tek vücut olmuş azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet, elbette büyük geleceğe layık ve aday olan bir millettir” sözüne de gönderme yapıldı.

‘ÇOCUKLAR GÜNLÜK TARTIŞMALARA ÇEKİLİYOR’

Yayımlanan genelgedeki bu bölüme ilişkin tepkiler geldi. Cumhuriyet’ten Taylan Gülkanat’a konuşan Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Hüsnü Bozkurt, “Her ulus nasıl yurttaşlar istiyorsa ona göre eğitim programı hazırlar. Siz kalkıp da 13-14 yaşındaki çocukları böyle bir günlük siyaset tartışmasının içine nasıl çekersiniz? Bu, Osmanlı’nın Sevr’i okullara ders olarak koymasına benziyor ki Osmanlı bile yapmadı böyle bir şeyi. Bakanlığın işi çerçeve yasayı savunmak mı yoksa Türk çocuklarını dünya çocuklarıyla yarışabilecek şekilde donatmak mı?” dedi. Bozkurt, Bakan Tekin’e “Sen milyonlarca öğrenciye yemek verilsin teklifini reddediyorsun sonra ‘Birinci görev utanmadan çerçeve yasa savunmaktır’ diyorsun” tepkisini gösterdi.

‘SİYASİ PROPAGANDANIN YENİ ADIMI’

Bir başka tepki de Eğitim-İş Sendikası Genel Başkanı Kadem Özbay’dan geldi. Çocukların şiddeti reddeden, farklılıklarla birlikte yaşamayı bilen; hukuka, demokrasiye ve insan haklarına bağlı bireyler olarak yetişmesi, eğitim sisteminin temel görevlerinden biri olduğunu anımsatan Özbay, terörün sona ermesinin, toplumsal barışın ve kardeşliğin güçlenmesini arzu ettiklerini vurguladı. MEB’i; ‘yıllardır tarikat ve cemaatlere, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösteren iktidar yanlısı yapılara, iktidarın ve ortaklarının gençlik örgütlerine okulların kapılarını’ açmakla suçlayan Özbay, “Şimdi de tartışmalı bir siyasi süreci ‘devlet iradesi’ ilan ederek eğitimin ‘tavizsiz önceliği ve ana hedefi’ hâline getirmesi tesadüf değildir. Bu, okulları iktidarın ideolojik ve siyasi propaganda alanı olarak gören anlayışın yeni bir adımıdır” ifadelerini kullandı.

‘TOPLUMUN ORTAK İRADESİ OLARAK SUNULAMAZ’

Meclis çoğunluğunun kabul ettiği her düzenlemenin, toplumun ortak iradesi olarak sunulamayacağına dikkat çeken Özbay, “Hiçbir iktidar kendi siyasi tercihini devletin değişmez iradesi hâline getirerek çocuklara benimsetemez. Devlet ile iktidarı özdeşleştiren bu anlayış; eğitimi bilimsel ve pedagojik amaçlarından uzaklaştırarak siyasal yönlendirmenin aracına dönüştürmektedir. Okullar siyasi iktidarın mülkü, çocuklarımız siyasi projelerinizin nesnesi, öğretmenler de propaganda memurlarınız değildir. Öğrenciler potansiyel seçmen, herhangi bir siyasi veya dinsel yapının potansiyel müridi olarak görülemez, görülmemelidir. Hiçbir iktidar çocukların zihnini kendi siyasi geleceğini kuracağı bir alan olarak kullanamaz” dedi.

‘ÇOCUKLARA BENİMSETİLECEK TEK YÖNLÜ ANLATILARLA KURULAMAZ’

Eğitimin; öğrenciye ne düşüneceğini söylemek değil, düşünmeyi öğretmek olduğunu belirten Özbay, “Öğrencilerin olayları farklı yönleriyle değerlendirebilmesini, soru sorabilmesini, eleştirel düşünebilmesini ve kendi kanaatini özgürce oluşturabilmesini sağlamaktır. ‘Tavizsiz’ ifadesi ise eğitimin değil; sorgulamayı ve farklı düşünceleri dışlayan otoriter bir anlayışın dilidir. Atatürk’ün sözlerini bu anlayışın dayanağı gibi göstermek de tarihsel gerçeklikle bağdaşmamaktadır. Atatürk’ün eğitim anlayışının temelinde bir iktidarın güncel politikalarına bağlılık değil; aklı ve bilimi rehber edinen, bağımsız düşünebilen, Cumhuriyetin demokratik ve laik değerlerine sahip çıkan yurttaşlar yetiştirmek vardır. Barışın ve kardeşliğin yolu; Cumhuriyetin demokratik ve laik değerlerinden, hukukun üstünlüğünden, özgürlükten ve halkın iradesinden geçer. Terörün sona ermesi hepimizin ortak arzusudur; ancak kalıcı toplumsal barış, iktidarın siyasi hesaplarıyla ve çocuklara benimsetilecek tek yönlü anlatılarla kurulamaz. İtirazımız; hepimize ait bu değerlerin, eğitimdeki sicili ortada olan bir iktidar tarafından araçsallaştırılmasına ve çocuklarımızın siyasi bir sürece meşruiyet kazandırmak için kullanılmasına yöneliktir. Çocuklar, siyasi anlatıların edilgen alıcıları değildir. Eğitim; onlara hazır yargıları ezberletmek değil, yaş ve gelişim özelliklerine uygun biçimde soru sormayı, farklı görüşleri değerlendirmeyi, özgürce düşünmeyi ve birlikte yaşama kültürünü kazandırmaktır. Barış ve kardeşlik siyasi sloganlarla değil; laik, bilimsel, demokratik ve özgür bir eğitim ortamında kök salar” diye konuştu.

ÖĞRETMENE ‘KIYAFET AYARI’

Genelgede öğretmenler için “kılık ve kıyafetlerinde mesleğin vakarına, kamu hizmetinin ciddiyetine ve toplumsal hassasiyetlere uygun hareket edecek ve önlük giyecek” ifadesi de yer aldı. Konuya eğitimcilerden tepki geldi. Söz konusu uygulamanın öğretmenlerin temel haklarını yok saydığına vurgu yapan eğitimciler, “Öğretmenler ne giyeceklerine en iyi kendileri karar verirler. MEB, öğretmenlerin kıyafetleriyle değil eğitimin gerçek sorunlarıyla ilgilenmelidir” çıkışında bulundu.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar