MLSA’dan Türkiye’ye yönelik değerlendirme: AİHM kararları uygulanmıyor
MLSA Gezi davası tutuklusu Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne AİHM üçüncü taraf görüşü sundu.
GAZETE PENCERE - Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Gezi davası tutuklusu Osman Kavala hakkında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) üçüncü taraf görüşü sundu.
Görüşte, AİHM kararlarının Türkiye’de kağıt üzerinde tanındığı ancak fiilen uygulanmadığı savunuldu.
MLSA, Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin AİHM kararlarının uygulanmamasının münferit bir durum olmadığını belirterek, bunun politik davalarda sistematik bir uygulamaya dönüştüğünü ifade etti. Derneğe göre Kavala dosyası, AİHM kararlarının bilinçli şekilde etkisiz hale getirildiğinin en belirgin örneklerinden biri.
Görüşte, AİHM’in 10 Aralık 2019 tarihli Kavala/Türkiye kararına atıf yapılarak Mahkeme’nin tutukluluğun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve 18. maddelerini ihlal ettiğini açıkça tespit ettiği hatırlatıldı. Bu kararın yalnızca tahliye yükümlülüğü doğurmadığı, aynı olgulara dayalı tüm cezai işlemlerin de hukuken geçersiz sayılması gerektiği vurgulandı. Buna rağmen farklı suçlamalarla yargılamanın sürdürüldüğü ve yeni somut deliller sunulmadığı belirtildi.
“TÜRKİYE KARARA İYİ NİYETLE UYMADI”
MLSA, AİHM Büyük Dairesi’nin 11 Temmuz 2022 tarihli ihlal prosedürü kararını da anımsatarak, Mahkeme’nin Türkiye’nin önceki karara iyi niyetle uymadığına hükmettiğini hatırlattı. Buna karşın Kavala’nın özgürlüğünden yoksun bırakılmasının devam etmesinin tesadüfi olmadığı savunuldu.
YEREL MAHKEMELERE ELEŞTİRİ
Dernek, Kavala davasının AİHM kararlarının fiilen uygulanmadığı yeni bir dönemin göstergesi olduğunu belirtti. Görüşte, yerel mahkemelerin AİHM kararlarını ya hiç anmadığı ya da kararları etkisiz kılacak şekilde yorumladığı ifade edildi. AİHM içtihadına göre ihlal kararının ardından aynı olgulara dayalı yargılamaların sürdürülmesinin yeni bir ihlal anlamına geldiği hatırlatıldı.
YARGI BAĞIMSIZLIĞI VE ADİL YARGILANMA VURGUSU
MLSA, yargılama sürecinde AİHM içtihadının göz ardı edildiğini, masumiyet karinesinin üst düzey açıklamalarla zedelendiğini ve gerekçeli karar yükümlülüğünün fiilen ortadan kalktığını öne sürdü. Dernek, benzer sorunların siyasi davalarda yaygınlaştığını savundu.
MLSA, başvurusunda meselenin yalnızca Kavala’nın bireysel durumu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Verilecek kararın AİHM kararlarının bağlayıcılığı ve Avrupa insan hakları sisteminin güvenilirliği açısından emsal niteliği taşıyacağı ifade edildi. Dernek ayrıca Mahkeme uygun görürse duruşmaya katılarak sözlü görüş sunma talebini yineledi.
Kaynak:Haber Merkezi