Özel'den gergin geçen İBB davası sonrası açıklama: Darbe döneminde bile böyle savunma kısıtlaması yapılmadı!
CHP lideri Özgür Özel, gergin geçen İBB Davası sonrası yaptığı açıklamada "En evrensel hukuk kuralıdır. Savunma hakkı kısıtlanamaz. Bunu bilmeyen kimse yok bu dünya üstünde, bu mahkemedekiler ya da ona talimat verenler dışında" ifadelerini kullandı.
GAZETE PENCERE - Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Silivri Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen duruşmasını takip etti.
Özel, cezaevi çıkışında basın mensuplarına açıklamada bulundu.
“EKREM BAŞKAN ‘MASUM İNSANLARLA UĞRAŞMAYIN’ DEDİ”
Özel'in açıklamasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“Allah şahittir ki, hepiniz şahitsiniz ki, hepimiz şahidiz ki ilk günden beri Ekrem İmamoğlu, ‘İlk savunmayı ben yapmalıyım’ diyor. ‘Söz verin bana savunma yapacağım. Çünkü mesele bu insanlarla ilgili değil’ diyor. ‘Burada 400’ün üzerinde kişiyi yargılıyorsunuz. İlk gün için 100’ün üzerinde tutuklu vardı, bugün 53’e indi. Bu insanlarla kimsenin bir meselesi yok. Mesele benim, hedef benim. Ben bu ülkenin bir sonraki Cumhurbaşkanıyım, partimin ve milletimin Cumhurbaşkanı Adayıyım ve bugünkü Cumhurbaşkanı benim onu bir kez daha yenmeme, partimin onu bir kez daha yenmesine, Türkiye’de iktidarın değişmesine engel olmak için partime ve bana darbe yapıyor. Hedef benim. Onun için bırakın bu masum insanlarla uğraşmayı, bırakın onları’ dedi. Gün geldi ve o kadar kızdı ki ‘Bütün suçları bana atın. Herkes çıksın’ dedi. ‘Ama mesele benimle onun arasında’ diye söyledi. Hepiniz duydunuz.”
“AZ SÖZ VERMEK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPTI”
“Allah şahittir ki, basın şahittir ki, hepimiz şahidiz ki o günden beri mahkeme başkanı Ekrem İmamoğlu’na savunma yaptırmamak için, mümkün olduğu kadar geç yaptırmak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa onu yaptı. Bir süre sonra da bazı kalıplar geliştirdi. En çok da siz duydunuz. ‘Ekrem Bey zaten savunma sıranız gelince bunlara istediğiniz kadar geniş geniş, uzun uzun yanıt vereceksiniz. Şimdi bu konuşulan bir kişi ve onun bu eylemi hakkında söz alıp açıklama yapmanıza gerek yok. Sıranız gelince nasılsa bu eylemlerin her birisine yanıt vereceksiniz’ dedi. Duydunuz, şahitsiniz, Allah şahittir. Sona doğru gelince birden mahkeme başkanı ‘Ben bu mahkemeyi… Yani 9 Mart günü başlarken nisan sonunda bitecek diye öngörürken…’ Kendisi öyle diyordu. Sonra bunun mümkün olmayacağını o da görmüşken, ‘9 Mart’ta başlayan mahkemeyi ne olursa olsun yarın, 9 Temmuz günü bitireceğim’ dedi. ‘Neye göre bitireceksin?’ ‘Bitireceğim işte.’ ‘Gerekçen ne?’ ‘Söylemem işte.’ ‘Ama 9’unda tutuklu bütün sanıkların sorguları bitmiş olacak.’ E bitir, bitir ama şöyle bir durum çıkıyor ortaya. Geldi, geldi, geldi bu noktaya. Bugün saat 14.30, yarım gün var, yarın da tutukluluk incelemen var. 143 eylemle suçlanıyor. Birebir 143 eylemden suçlanmıyor ama ‘örgütün başı olunca’ her eylemden o da suçlanıyor, ona da ceza isteniyor. Bu 143 eylemin 143’üyle ilgili bir şeyler söylemesi lazım. Kendini savunması lazım ya da bütüne ilişkin bütüncül bir savunma yapması lazım. Bundan daha doğal birşey yok.”
“SADECE ÜÇ KELİME; SAVUNMA HAKKI KISITLANAMAZ”
“Diyor ki Ekrem Başkan, ‘Eğer savunmaya başlayacaksam ve savunmamı kesmeyeceksen…’ Ki kendi tahmini, öyle 20-30 gün değil. ‘3 - 4 gün gibi bir sürede bütün savunmamı bitirebilirim’ diyor. O diyor ki ‘Hayır, yarın akşam her şey bitmiş olacak.’ ‘Ne bitecek?’ ‘Senin savunman bitecek, avukatlarının savunmaları bitecek. Tutukluluk incelemesi ile ilgili savcının mütalaası, her şey bitecek 9 Temmuz günü bu iş bitecek.’ Yani diyor ki ‘Yarım gün, belki biraz fazla vakit veririm sana. 5 - 6 saatte bu 143 eylemi ve işin bütününü, sana yöneltilen suçlamaları, atılan bütün iftiraları yanıtlayacaksın ve bunu benim dediğim sürede yapacaksın.’ Değerli basın mensupları, en evrensel hukuk kuralıdır. En evrensel kuraldır; ‘Savunma hakkı kısıtlanamaz.’ Üç kelime; savunma hakkı kısıtlanamaz. Bunu bilmeyen kimse yok bu dünya üzerinde içerideki hakim, içerideki başkan dışında ya da ona bu talimatı veren dışında. ‘Savunma hakkını kısıtlayacaksın’ diyor. Değerli arkadaşlar burada birçok kişi yargılanıyor, her birisi canımız ciğerimiz. Bir eylemle yargılanan arkadaşlarımız var. Hepiniz gördünüz, bir eylemi bir gün savundular. Haklarıydı analarının ak sütü gibi. Savundular ve anlattılar, hakim dinledi. Bir eyleme bir gün dinledi. 143 eyleme ‘Yarım gün veririm, vermem. Bir gün veririm, vermem’ diyor.”
“12 EYLÜL DÖNEMİ 109 GÜN SAVUNMA YAPTI”
“Değerli arkadaşlar, en korkunç dönemleri anlatırken yargı için, savunma için hep darbe dönemleri konuşulur. Her darbenin yargısı acımasızdır, hukuksuzdur, vicdansızdır. Arkadaşlar 12 Eylül Kenan Evren yargısı… DİSK ana davasında Abdullah Baştürk 21 celse, 109 gün savunma yaptı arkadaşlar, 109 gün. DİSK ana davası… ‘Sadece kendimi değil, işçi sınıfının savunmasını ve işçi sınıfının bu rejimi, bu darbeyi yargılamasını konuşacağım’ dedi ve 109 gün Abdullah Baştürk savunma yaptı arkadaşlar. Bugün duruşmayı izleyen Süleyman Çelebi, üç gün kesintisiz savunma yaptı 12 Eylül rejimine. Yine Fehmi Işıklar, yedi gün aralıksız savunma yaptı 12 Eylül rejiminin mahkemesine. Darbe, bütün darbeler kötüdür. Darbe rejimleri kötüdür. O dönemdeki mahkemeler göstermeliktir. O mahkemeler bunu yaptı. Bakın hani karşılaştırıyoruz ya FETÖ yargısı… Buradaydık biz, biz buradaydık. Biz şahitlik ettik. Bir kısmınız o günlere de şahitlik etti. Alparslan Aslan, Danıştay katili. Ergenekon’dan yargılandı şurada. Tam 76 saat savunma yaptı. FETÖ yargısı dedi ki ‘Savunma hakkı kısıtlanamaz.’ Alparslan Aslan’a 76 saat tahammül etti FETÖ yargısı, Erdoğan yargısı kendisini dört kez üst üste yenmek dışında hiçbir suçu olmayan, 16 aydır TRT’siyle, bütün yandaş kanallarıyla, servis ettiği yalan bilgi notlarıyla bütün merkez medyasıyla haysiyet cellatlığı yaptığı, onurunu ayaklar altına almaya çalıştığı Ekrem İmamoğlu’na, 19 Mart’tan beri şu anı bekleyen Ekrem İmamoğlu’na, ‘Bu devletin Alparslan Aslan’a 76 saat savunma yaptırmayı imkanı var ama senin süren altı saat’ dedi arkadaşlar.”
“YARGILAMAYI ÇOKTAN BİTİRDİĞİNİ İTİRAF ETTİ”
“Dönemin İstanbul Üniversitesi Rektörü burada yargılanıyordu, Kemal Alemdaroğlu. Kemal Alemdaroğlu’nun Avukatı Metin Çetinbaş… Kemal Alemdaroğlu’nun neyle suçlandığını hatırlıyor musun? O günden bugüne ne kaldı aklınızda? 45 saat savundu, 45 saat. Hakim 45 saat Sayın Metin Çetinbaş’ı dinledi arkadaşlar. Şimdi bugün çıkmış birileri ‘Acelemiz var, geciktirdiniz…’ Özellikle de utanmadan, sıkılmadan Ekrem Başkan’a hepimizin gözünün içine baka baka dünya hukuk tarihinin en büyük ihsas-ı reyini, kendisinin aslında yargılamayı çoktan bitirdiğini itiraf etti. Diyor ki ‘Ekrem Bey bakın burada bazı avukatlar bir gün konuştu’ diyor, ‘Bu ekranlarda neler neler izlettiler’ diyor. ‘Bir sürü zaman kaybettirdiniz. Onlar olmasaydı şimdi siz savunmayı uzun yapardınız’ diyor. Kardeşim bu adam, bu yargılanan insanların bir suç örgütü olduklarına, başının Ekrem İmamoğlu olduğuna ve yargılamada bile örgütsel bir faaliyetle karar verdiklerine çoktan inanmış. Biz derdimizi kime anlatacağız? Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun şu kadarcık adalete yönelik, adil yargılanmaya yönelik bir beklentisi olsa bugün görevden alır, bugün bu davadan el çektirir bunu. Bu kararı vermiş. ‘İlk günden beri her türlü oyalama yapıldı, yaptınız siz hepiniz’ diyor. Oysa iddia, Ekrem İmamoğlu’nun bir örgüt yönettiği ve savunma, bu işlerin tamamen kumpas olduğu. Bu işe de karar verecek güya tarafsız o. Çoktan vermiş kararını.”
“DERDİ VE VERİLEN GÖREVİ, ‘KENDİSİNİ SAVUNAMASIN’”
“‘Burada dört gün tartışmalar çıktı’ diyor. Mesela seyircinin biri kızmış, bu da kızmış ve kapatmış, gitmiş. Seyircinin biri yüksek sesle konuşmuş. Biri alkış yapmış ve basmış, gitmiş. Yok fotoğrafa kızmış… ‘Dört gün çalışmadık burada. O dört gün öyle olmasaydı da o dört günü size vereydim. Savunma yapardınız’ diyor. Şuna bak, şuna bak. Arkadan fotoğraf çeken bir izleyicinin ya da tepki gösteren, sinir krizi geçiren bir sanık yakınının ya da polemikle kavgaya tutuşan bir avukatın yaptığı neyse onlara kızıp kızıp gidip mahkemeyi kapatmanın, dört gün çalışmamanın bile hesabını Ekrem Bey’in savunma süresinden düşüyor adam. ‘Onlar olaydı, dört gün verirdik’ diyor. Bugün geldi ve tarihe şu notu düşmeye çalıştı. Diyor ki Ekrem İmamoğlu’na ‘Kimlik bilgilerini söyle, savunman başlasın. Ya da susma hakkını kullanıyorsun.’ Ekrem Başkan diyor ki ‘Bana savunma hakkımı vereceksen üç gün, 3,5 gün, dört gün yapacağım. Vermeyeceksen kapat celseyi, ağustosta aç. O zaman yapayım. İki ay da boşu boşuna daha yatayım ama hakkımı kısıtlama’ diyor. Utanmadan, sıkılmadan ‘Ben bir tarih verdim. Tarih, 9 Temmuz. 9 Temmuz’da bu iş bitecek. Ya başla…’ Sabah yaptığı gibi Fatih Keleş’in, avukatlarına dün kestiği gibi, bugün kestiği gibi. Fatih Keleş’in suçlandığı eylemleri ikiye bölmüş arkadaşlar. Yarısını savunacak avukata bir dakika süre verdi, bir dakika, bir… 70 kadar eylem anlatacak avukat arkadaş bir dakika süre kaldı ona. ‘Kestim’ diyor, ‘Ekrem’e geçeceğim’ diyor. Ekrem Başkan’a yapacakları için Fatih Keleş’in savunmasını sınırladı, avukatlarını sınırladı. Daha önce Murat Ongun’u sınırladı, Murat Ongun’un avukatını sınırladı. Bunların hepsi her yerde bozma gerekçesi ama adamın derdi ‘Bu dava bozulur’ değil ki. Adamın derdi ‘Bu rejimin düzeni bozulmasın.’ ‘Bana verilen görev Ekrem kendini savunmasın.’ Adamın görevi; ‘Ekrem kendini savunmasın.’”
Kaynak:Haber Merkezi