Özgür Özel ÇGD Ödül Töreni'nde konuştu: AK Parti kendine ‘yargı kolları’ kurdu
ÇGD'nin 2025 yılı “Yılın Başarılı Gazetecileri” ödül töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Yasanın yarattığı olanakla AK Parti'nin yargı kolları, AK Parti aleyhinde rahatsızlık yaratan tüm gazetecileri susturmaya çalışıyor" dedi.
GAZETE PENCERE - Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) tarafından verilen 2025 yılı “Yılın Başarılı Gazetecileri” ödülleri Ankara’da düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Çankaya Belediyesi Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirilen törende çok sayıda gazeteci ödüllerini aldı.
Törende konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, tüm baskılara rağmen mesleğini sürdüren gazetecilere teşekkür ederek sözlerine başladı. Özel, “Tüm baskılara ve zorluklara rağmen mesleğini sürdüren çok değerli gazetecileri saygıyla selamlıyorum” dedi.
“GAZETECİ OLDUKLARI İÇİN İÇERİ ATILDILAR”
Özel, şunları söyledi:
“Bu iktidarın 10 yıl kadar öncesinde yine gazeteciler içeriye atılıyordu. O sırada ‘Onlar gazeteci oldukları için içeride değiller’ diye bir savunuları vardı. Bal gibi gazeteci oldukları için içeriye atılıyorlardı. Ama başka suçlarla ilişkilendirip, zaten en kolay yolundan ‘terör, terör destekçiliği’, gibi başka şeyler söyleyip devam ediyorlardı. Ama artık bugün öyle bir savunuya bile ihtiyaç duymuyorlar. Ben Pınar Gayıp hariç ki o benim büyük bir eksiğim olmuş, Bakırköy Kadın Cezaevi’nde herhalde, en kısa sürede kendisini de ziyaret edeceğim. Alican Uludağ’ı, İsmail Arı’yı, Merdan Yanardağ’ı cezaevinde ziyaret ettim. Çok sayıda gazeteci arkadaşımızı geçmişte cezaevlerinde ziyaret ettik. Biraz önce ödül alan Furkan Karabay, yedi ay tutuklu kaldı. Fatih Altaylı, altı ay Silivri’de tutuklu kaldı. Suat Toktaş’ı 34 günlük hapisliğinde yine ziyaret ettim. Enver Aysever’i ziyaret ettim, 91 gün Silivri’de tutuklu kaldı. İsmail Saymaz iki ay evinde hapis kaldı. Bunlar, son bir yıl içinde yaşadıklarımız.”
“17 GAZETECİ HALA CEZAEVİNDE”
“17 gazeteci arkadaşın halen daha cezaevlerinde tutuklu olduğunu altını çizmek boynumuzun borcu. Maalesef burada şunu düşünmek, konuşmak durumundayız. Yargı, basın özgürlüğü üzerinde de bir siyasi sopaya dönüşmüş durumda. ‘Dezenformasyonla mücadele’ düzenlemesi çıkarken gazetecilik meslek örgütleri, basın emek örgütleri itiraz ettiler. Bizler itiraz ettik, bütün muhalefet partileri buna itiraz ettiler. Oradaki itirazları; ‘Bunun haber ile habercilikle ilgisi yok.’ Cumhur İttifakı’nın sözcüleri tutanak altında söyledi bunları; ‘Hiçbir gazeteci buradan sorgulanmayacak ve yargılanmayacak’ dediler. 3,5 yılda 70 gazeteci hakkında bu yasaya dayandırarak soruşturma açtılar. 15’ini gözaltına aldılar. Dört gazeteci tamamen bu ithamla tutuklu bulunuyor. Bir özeleştiri yapmak veya o gün tutanak altında verdikleri teminatların gereğini yapıp, yasayla ilgili hızla bir düzenleme yapmak ya da yasayı tamamen ortadan kaldırmak gibi bir erdemi göstermek yerine sessizce takip ediyorlar ve yasanın yarattığı olanakla Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yargı kolları, Adalet ve Kalkınma Partisi aleyhinde rahatsızlık yaratan tüm gazetecileri susturmaya çalışıyor.”
“SİYASİ RAKİPLERİNE DE YARGI SOPASINI KULLANIYORLAR”
“Partimize yönelik saldırıları burada dile getirecek değilim ama hep birlikte siyasetin nasıl yargı eliyle dizayn edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bir yandan ödül alan haberler içinde vardı. Bütün ödül alanları kutluyorum ki bu kadar iyi bir ödül seçkisi içinde seçicileri kutluyorum. Çağdaş Gazeteciler Derneği yine rahmetli Ekmekçi’nin döneminden beri ortaya koyduğu çok önemli bir işi burada bir kez daha yerine getirmiş durumda. Bir yandan rejim, gazetecilerle uğraştığı gibi siyasi rakiplerine de yargı sopasını kullanıyor. Hatırlatmak durumundayım ki DEM Parti’nin önceki Eş Genel Başkanları şu anda hapiste. Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Silivri’de kaldı ve çıktı. Hatay’ın seçilmiş Milletvekili Can Atalay hapiste. 19 Mart darbesiyle Cumhurbaşkanı Adayımız ve Belediye Başkanlarımız bir yıldan fazladır hapiste. Sendikacılar ve çevreciler hapiste. Bu hapiste olanların hepsinin ortak özelliği AK Parti’nin şimdi Adalet Bakanlığı ile ödüllendirilmiş yargı kolları başkanının elinin değdiği davalar bunların hepsi. Ya doğrudan içeri atmış, ya onun başsavcılığı döneminde olmuş, ya da Anayasa Mahkemesi kararının uygulanmasına o direnmiş. Şu anda da adaletin başında ve adalet dağıtmak üzere güya burada bir görev üstlenmiş durumda. İşin en kötüsünün de kötü yargılamalar yapanların terfi almaması, uyarılması ya da artık birinci sınıftan, hakimlikten gitmeleri gibi durumlarda görev alan HSK’nın başına da kendisi gelmiş durumda. Adalet Bakanı olarak HSK’ya da başkanlık yapıyor. Bu da korkunç bir durum. Bugün Hayatını Kaybeden Gazeteciler Günü. Musa Anter, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve adını sayamadığım bütün gazetecileri rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha ailelerinin ve basın camiasının acısını paylaşıyorum.”
“KONUŞMALARIM BU HABER KADAR ETKİLİ OLMADI”
“Genel Başkan olduğum günden dört - beş ay sonra bir yerel yönetim seçimi sathı mahallindeydik. O yerel yönetime yönelik 105 tane miting yaptım. O 105 mitingin 105’inde de hep emeklilerden ve onların yaşam zorluklarından bahsettim. Ki siyasetçi olarak bunu hemen okursunuz ve üzerinde durmanız gerektiğini hissedersiniz. 105 mitingde emeklilerle konuştum ve emeklilere ellerini kaldırıp bir şeyler söyledim. 19 Mart darbesinden sonra yedisi Saraçhane‘deki mitingler olmak üzere bugüne kadar 103 eylem yaptık. O yedisini çıkardığımızda, 96 eylemde Maltepe’den itibaren hep yine en çok emekliler tepkiliydi. Ben o 96 eylemde de hep emeklilerle konuştum, konuşmaya da devam ediyorum. Ana muhalefet lideri olarak partisi adına söz kuran ve seçim meydanlarında da protesto alanlarında, eylemlerinde de en yoğun ve en tepkili kesimin emekliler olduğunu gören birisi olarak ben kim bilir kaç saat bu konuyu konuştum, her grup toplantısında konuştum. Ama şu haberin yani Sayın Şenocaklı’nın, Abdullah Tepeli ve Efekan Akyüz‘ün Türkiye’ye gösterdiği bu somut haber kadar etkili bir söz kurduğumu, hatta toplamının etkili olduğunu iddia edemem. Buradaki bütün ödül alan haberler gerçekten hani bir gazetecilik faaliyetini de aşan ve çok önemli bir toplumsal sorumluluğu yerine getiren, konuşulmayanı konuşturan, duyulmayanı duyuran, görünmeyeni gösterenken hepimizin vicdanına dokunan bu inanılmaz ve etkisi de çok büyük olmuş haber için kendilerini ve bütün ödül alanları kutluyorum.”
“BİR ŞEY DEĞİŞECEK, HER ŞEY DEĞİŞECEK”
“Ümit ediyorum ki bu salonun gitgide kalabalıklaşıyor olması, bu dayanışmanın sonuç almasının yaklaşıyor olmasını da müjdeliyordur. Bundan sonra gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Bugün sabah Tuncer Başkan’la karşılıklı partilerimizin hemen en iyimser birer figürü olarak birbirimizle sohbet ettik ve gülüştük. Burada bir arkadaşımız ‘Söylüyor, söylüyoruz ama bir şey değişmiyor’ demişti. Ümit ediyoruz ki bir şey değişecek ve her şey değişecek. Bu ülkede iktidar değişecek, ondan sonra her şey değişecek. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.”
Kaynak:Haber Merkezi