Plastik çelişkisi: Dostlar COP31'de görsün

Türkiye tek kullanımlık bazı plastikleri yasaklamaya hazırlanırken üretimlerine teşvikler sürüyor. Uzmanlara göre üretimi artıran politikalar devam ederken yalnızca belirli ürünlerin satışının yasaklanması, plastik kirliliğini azaltmak için yeterli değil.

Plastik çelişkisi: Dostlar COP31'de görsün

Şeriban Alkış*

GAZETE PENCERE - Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tek kullanımlık plastik ürünlerin piyasaya arzını yasaklamaya hazırlanıyor. Ama diğer taraftan hem plastik üretimi teşvik ediliyor hem de tek kullanımlık plastik kullanımı sürüyor.

Türkiye’de tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemeler, 2019 yılında başlatılan Sıfır Atık Projesi’nin ardından gündeme gelmeye başladı. Bu süreçte önce plastik poşetler ücretli hâle getirildi, depozito iade sistemi hayata geçirildi ve son olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tek kullanımlık plastik ürünlerin piyasaya arzını yasaklayan bir yönetmelik taslağı hazırladı.

Taslağa göre 1 Eylül 2026’dan itibaren tek kullanımlık plastik çatal, kaşık, bıçak, tabak, içecek karıştırıcıları, köpük (EPS) gıda kapları, tıbbi amaçlı olanlar dışında pamuklu çubuklar ve balon çubuklarının piyasaya arzı yasaklanacak.

Avrupa Birliği’nin Tek Kullanımlık Plastik Direktifi esas alınarak hazırlanan yönetmelik taslağı, 11 Mart 2026’ya kadar kamuoyunun görüşüne açıldı. Görüş toplama süresi doldu. Üzerinde aylar geçmesine rağmen yönetmelik, henüz yayınlanıp yürürlüğe girmedi.

Çevre uzmanı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre gecikmenin nedenlerinden biri, plastik sektörünün yürüttüğü lobi faaliyetleri. Buna göre; plastik sanayisinin temsilcilerinin yer aldığı TOBB Türkiye Ambalaj Meclisi son zamanlarda çeşitli kamu kurumlarının temsilcileriyle toplantılar düzenleyerek tek kullanımlık plastik yasağının ekonomik maliyet yaratacağı yönünde kampanya yürütüyor.

Örneğin Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV), bakanlığın yönetmelik taslağını "yasakçı" düzenleme olarak tanımlarken, tek kullanımlık plastiğe yönelik engelleme girişimlerinin istihdamı daraltacağı ve enflasyon yaratacağını iddia ediyor.

gorsel-3

Sedat Gündoğdu’ya göre mevcut taslak yürürlüğe girse bile, tek kullanımlık plastik sorununu çözmek açısından “olumlu ancak yetersiz” bir adım niteliğinde.

Taslağın olumlu tarafı, Türkiye’de tek kullanımlık plastik kirliliğine karşı ilk kez hukuki bir düzenlemeyle mücadele edilmesinin önünü açması. Ancak plastik tüketiminin ne kadar azaltılacağına, bunun hangi takvim içinde gerçekleşeceğine ilişkin net, ölçülebilir hedeflerin belirlenmemiş olması taslağın başlıca eksikliklerinden biri.

Gündoğdu’nun en büyük eleştirisi ise taslağın yalnızca piyasaya arzı yasaklayarak plastik kullanımını azaltmaya odaklanması ama fabrikalardaki üretim boyutuna dokunmaması. Bu da üretimin tam gaz devam edip sadece satışının kısıtlanacağı bir çelişki yaratıyor.

Sedat Gündoğdu, üretimin devam ettiği bir ortamda şirketlerin ürünlerini farklı şekillerde piyasaya sunabileceğini belirtiyor:

"Bunların üzerine ‘çok kullanımlık’ etiketi yapıştırırlar. ‘Ben bunu çok kullanımlık diye ürettim, insanların gidip bunu tek kullanımlık olarak kullanması beni ilgilendirmez’ derler. Böylece yasanın etrafından dolaşabilirler."

PLASTİK ÜRETİMİ KAMU TEŞVİKLERİYLE DESTEKLENMEYE DEVAM EDİYOR

Devletin tek kullanımlık plastik üretimine yönelik sanayi politikası ise üretimin teşvik edilmeye devam ettiğini gösteriyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, yatırım yapmak isteyen şirketlere belirli koşullar altında “Yatırım Teşvik Belgesi” veriyor. Bu belgeyi alan şirketler KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi, SGK prim desteği ve bazı durumlarda faiz desteği gibi kamu desteklerinden yararlanabiliyor.

Bu teşviklerin amacı ise yeni fabrikaların kurulmasını veya mevcut fabrikaların üretim kapasitesinin artırılmasını desteklemek.

gorsel-1

Resmi Gazete’de yayımlanan yatırım teşvik belgelerini incelediğimizde tek kullanımlık plastik üretimi yapan şirketlerin de bu desteklerden yararlandığı görülüyor. Örneğin, Bakanlığın 2023 yılının son çeyreğine ait yatırım teşvik listesinde Diyarbakır, Konya ve Trabzon’da faaliyet gösteren plastik ambalaj üreticileri için yeni yatırım teşvikleri yer alıyor.

Buna göre Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesindeki Asur Ambalaj Plastik ile Konya Karatay’da faaliyet gösteren Still Ambalaj için “komple yeni yatırım” teşviki verildi. Bu teşvik, sıfırdan yeni bir fabrikanın kurulması anlamına geliyor. Trabzon Arsin’de faaliyet gösteren AR-DA Plastik Ambalaj da üretimin artırılmasına yönelik yatırım teşviki alan şirketler arasında.

Bu teşvik miktarlarının doğrudan takip edilebileceği şeffaf bir liste yok.

Ancak Bakanlığın sektörel bazda yayınladığı veriler, plastik sektörüne aktarılan kaynaklar hakkında önemli ipuçları veriyor. Dikkat çekici bir nokta ise bu sektörün isimlendirilmesinde yapılan değişiklik. 2025 yılının Ağustos ayına kadar “Sentetik Kauçuk ve Plastik Hammaddeleri İmalatı” olarak sınıflandırılan bu alan, bu tarihten sonra “Temel Kimyasallar, Gübreler, Azot Bileşikleri, Plastikler ve Sentetik Kauçuk İmalatı” gibi çok daha geniş kapsamlı bir başlık altına alındı.

Yani aslında buradaki teşvikler sadece plastik üretimine değil, kimya sektörünün büyük bir kısmına yönelik. Yine de plastik üretiminin de içinde bulunduğu bu geniş sektörel gruba baktığımızda sadece bu yılın ilk beş ayında 90 farklı şirkete toplamda 2 milyar 28 milyon lira tutarında destek verildiğini görüyoruz. Projelerin tamamlanmasıyla 50 bin 579 kişilik istihdam yaratılması öngörülüyor.

gorsel-2

Bu tablo, plastik endüstrisinin devlet teşvikleriyle önümüzdeki yıllarda da büyümeye devam edeceğine işaret ediyor. Üstelik 12 yıla varan SGK prim destekleri hesaba katıldığında, devlet bugün kurulan bir plastik fabrikasını 2038 yılına kadar desteklemeyi sürdürebiliyor.

Tek kullanımlık plastiklerin kullanımını azaltmayı hedefleyen çevre politikaları uygulanırken plastik üretimini artıracak yatırımların kamu teşvikleriyle desteklenmesi nasıl açıklanıyor?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na konuya ilişkin yönelttiğimiz sorulara haberin yayına hazırlandığı tarihe kadar herhangi bir dönüş yapılmadı.

KAMU KURUMLARI TEK KULLANIMLIK PLASTİK ALMAYA DEVAM EDİYOR

Öte yandan kamu kuruluşları da tek kullanımlık plastik ürünleri kullanmaya devam ediyor.

Türkiye’de sıfır atık sisteminin organizasyon şeması incelendiğinde, bu süreçte merkezi yönetimden kamu kurumlarına, özel sektörden belediyelere kadar birçok aktöre görev verildiği görülüyor.

Şemaya göre sistemi uygulayan iki büyük grup bulunuyor. Bunlardan ilki belediyeler. Belediyeler geri dönüşüm kutularını yerleştirme, atıkları toplama ve kentteki altyapıyı kurma konusunda yükümlü.

İkinci grup ise “bina ve yerleşkeler” olarak tanımlanıyor. Bu kapsama kamu kurumları, fabrikalar, organize sanayi bölgeleri, AVM’ler, okullar, üniversiteler, hastaneler, oteller, siteler ve zincir marketler giriyor. Başka bir ifadeyle, hem belediyelerin hem de atık üreten büyük kurumların kendi bünyelerinde bir sıfır atık sistemi kurması bekleniyor.

"YÖNETMELİĞİN PLANLAMASI YOK"

Bu adımlardan en görünür olanlarından biri çöplerin ayrıştırılması. Bunun için odalardaki kişisel çöp kutularının kaldırılarak yerine ortak geri dönüşüm kutularının konulması öngörülüyor. Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’nun değerlendirmeleri ise şöyle:

“Normalde yönetmelik gereği zaten kamu kurumlarında çöp kutularının kaldırılması lazım. Ben bir dönem çalıştığım üniversitenin sıfır atık işleriyle ilgilenmiştim bir müddet. Orada bütün çöp kutularını kaldırın diye yazıyordu; yani odalarda çöp kutusu olmayacak, merkezi bir yerde farklı geri dönüşüm kutuları olacaktı. Ama şimdi bunlara dair uygulanan bir şey yok. ‘Kompost alanı yapın’ diyor; nerede yapacaksın, nasıl yapacaksın? Yani hiçbir planlama olmadan düzenlenmiş bir yönetmelik söz konusu. Dolayısıyla kamu kurumlarında buna dair kapsamlı bir uygulama ve planlama bulunmuyor.”

Devletin plastik kullanımına ilişkin bir başka tablo da kamu ihalelerinde görülüyor. Kamu kurumlarının mal ve hizmet alımlarını ilan ettiği Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) üzerinden açılan ihaleler incelendiğinde, çok sayıda kurumun tek kullanımlık plastik ürün alımı yaptığı görülüyor.

İhalelerde ürünler, Avrupa Birliği’nin kamu alımlarında kullanılan ortak sınıflandırma sistemi olan CPV (Common Procurement Vocabulary) kodlarıyla tanımlanıyor. Örneğin 39222110 kodu tek kullanımlık çatal, bıçak ve kaşık gibi plastik sofra ürünlerini, 32354800 kodu ise yiyecekleri saklamakta kullanılan ince şeffaf filmleri ifade ediyor.

EKAP’ta bu kodlarla açılan ihalelerin önemli bir bölümü belediyelere ait sosyal tesisler, yemekhaneler, misafirhaneler ve benzeri hizmet birimlerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik alımlardan oluşuyor.

Ancak tek kullanımlık plastik ürün alımları yalnızca yerel yönetimlerle sınırlı değil.

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ile Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tek kullanımlık sofra ürünleri ve plastik streç (şeffaf film) alımına ilişkin ihaleler de EKAP’ta yayımlanmış durumda.

Bunun yanı sıra Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı çeşitli il müdürlükleri ve kuruluşlar tarafından da benzer nitelikte çok sayıda ihale açıldığı görülüyor.

TBMM'DE 1,8 MİLYON PLASTİK ŞİŞE SU TÜKETİLDİ

Tek kullanımlık plastiklerin kullanımına ilişkin tartışmalar Meclis’e de taşındı. CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala, geçtiğimiz aylarda TBMM’de kullanılan plastik su şişelerinin miktarını, bunların çevresel etkilerini ve kullanımın azaltılması için hangi adımların atıldığını öğrenmek amacıyla TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

TBMM Başkanlığı’nın verdiği yanıta göre yalnızca 2025 yılı içinde Meclis’te 1 milyon 811 bin 582 adet tek kullanımlık plastik su şişesi tüketildi. Bu alımların kamuya maliyeti ise 6 milyon 5 bin 544 lira oldu. Tüketimin büyük bölümünü 330 mililitrelik plastik su şişeleri oluşturdu.

Meclis, kullanılan plastik şişelerin üretimi, taşınması ve atık hâline geldikten sonraki süreçlere ilişkin herhangi bir karbon ayak izi veya çevresel etki verisine sahip olmadığını da bildirdi. TBMM’ye göre, bu süreçler farklı yüklenici firmalar tarafından yürütülüyor ve çevresel etki analizinin sorumluluğu TBMM’nin değil, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın görev alanına giriyor.

gorsel-4

TBMM, plastik şişe kullanımını sürdürme gerekçesini, yemekhaneler gibi günlük kullanıcı sayısının yüksek olduğu alanlarda cam şişelerin kırılma riski oluşturması olarak açıkladı.

200 mililitrelik plastik bardakların kullanılmasının gerekçesi de yarım kalan suların israf olmasının önüne geçmek olarak ifade edildi.

Öte yandan Meclis, mevzuata uygun şekilde üretilen tek kullanımlık plastik ambalajların insan sağlığı açısından kabul edilebilir risk sınırları içinde olduğunu da savundu.

TBMM, plastik kullanımını azaltmaya yönelik bazı uygulamaların hayata geçirildiğini de bildirdi. Buna göre milletvekili odaları dışında personel odalarındaki kişisel çöp kutularının büyük bölümü kaldırılarak çalışanların sıfır atık kutularını kullanması teşvik edildi.

Ayrıca milletvekilleri ve personele yaklaşık 8 bin adet cam sürahi ve bardak dağıtıldığı, çay ocaklarında damacana su kullanımına son verilerek su arıtma sistemlerine geçildiği aktarıldı.

Plastik üretiminin kamu teşvikleriyle desteklenmeye devam ettiği, kamu kurumlarının tek kullanımlık plastik ürün alımlarını sürdürdüğü ve üretimi azaltmaya yönelik somut hedefler içeren bir planın bulunmadığı mevcut tabloyu değerlendiren Sedat Gündoğdu, hazırlanan taslağın tek başına yeterli olmayacağını söylüyor.

Taslağın kendi içinde de önemli eksiklikler barındırdığını belirten Gündoğdu, “Burada gerçek bir plastik azaltma hedefi yok. Anladığım kadarıyla hükümet COP31 meselesi için kendine bir hikâye, bir prestij yaratma çabası arıyor” ifadelerini kullanıyor.

NEDEN TEK KULLANIMLIK PLASTİKLER?

Tek kullanımlık plastikler, yalnızca birkaç dakika ya da saat kullanılmalarına rağmen doğada yüzlerce yıl kalabiliyor. Bu ürünler, düşük geri dönüşüm oranları ve kullanım sonrası çevreye kolayca bırakılmaları nedeniyle, plastik kirliliğinin en önemli kaynakları arasında yer alıyor.

Tek kullanımlık plastikler, küresel plastik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını oluşturuyor. Denizlerdeki çöplerin yüzde 80-85’i plastik atıklardan oluşurken, bunların yaklaşık yarısını tek kullanımlık plastikler meydana getiriyor.

Bu nedenle uzmanlara göre plastik kirliliğiyle mücadelede en etkili adımlardan biri tek kullanımlık plastiklerin kullanımını azaltmak. Bu ürünlerin yasaklanması ya da kullanımının sınırlandırılması hem atık yönetimini kolaylaştırıyor hem de plastik kirliliğinin kaynağında azaltılmasını hedefliyor.

*Şeriban Alkış kimdir?

Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları programında yüksek lisansını tamamladı. Daha önce Kapsül’de çalıştı. Farklı kurumlarda sosyal medya ekiplerini ve dijital kanalları yönetti. Ulusal ve uluslararası basın ile sivil toplum kuruluşları için video haberler ve podcastler üretti. Serbest gazeteci olarak çalışıyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar