Polise psikolog kapısı açık, kapının arkası duvar

Bizde psikoloğa gitmek bir ihtiyaç değil, başa bela açacak bir şey gibi konuşulur” diyor, bir polis memuru.

Polise psikolog kapısı açık, kapının arkası duvar

HABER: BEYZA BEDİR

GAZETE PENCERE - Türkiye’de polislerin psikolojik destek almasının önünde hukuken bir engel yok. Psikoloğa ya da psikiyatriste başvurmak, tedavi görmek veya ilaç kullanmak, memuriyet açısından yasak da değil. Ruh sağlığı hizmeti almaları tek başına disiplin cezası, sicil notu düşüşü ya da meslekten uzaklaştırma gerekçesi değil. Psikolojik destek; terfi süreçlerini, görevde kalma ya da yer değiştirme gibi kararları da etkilemiyor.

Ama tüm bunlar sadece kağıt üstünde…

Çok sayıda polis için mesele, kağıt üstündekilerden ibaret değil. Onlar için asıl engel, sahada işleyen gizli mekanizmalar.

“YAZILI KURAL YOK, İDARİ REFLEKS VAR”

Emri altında çok sayıda personel bulunan komiser U.B., sahadaki uygulamaların çoğu zaman mevzuattan değil, idari reflekslerden kaynaklandığını söyledi. Psikolojik destek alan personelin doğrudan cezalandırılmadığını vurgulayan komiser, kararların genellikle “koruma” gerekçesiyle alındığını belirtti:

“Kimse açıkça ceza vermiyor ama ‘personeli koruyoruz’ diyerek farklı görevlere çekebiliyoruz.”

Psikiyatrik ilaç kullanan bir personelin sahada bırakılmasının amirler açısından ciddi bir risk olarak görüldüğünü ifade eden U.B., “Silahlı bir personelden bahsediyoruz. Amir olarak ‘ya bir şey olursa’ kaygısı hep var” dedi.

Görev yeri değişikliği, “masa başına çekilme” ya da operasyonel görevlerden uzaklaştırmanın çoğu zaman personelin talebi dışında gerçekleştiğini söyleyen komiser, bunun meslek içinde görünmez bir damgalama yarattığını dile getirdi:

“Bir süre sonra personel kendini dışlanmış hissediyor. Bu da kuruma olan aidiyeti zedeliyor” diyen U.B., psikolojik destek alan personelin güvenli şekilde görevine devam edebileceği ara modellerin eksikliğine dikkat çekti.

Şiddet olayları, ölümle yüz yüze gelme, ağır stres, düzensiz çalışma saatleri ve sürekli teyakkuz hali; polis memurlarının ruhsal yükünü artırıyor. Buna rağmen psikolojik destek alma fikri, birçoğu için ihtiyaçtan çok risk.

Travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon ya da uyku problemleri nedeniyle başlayan bir tedavi, kısa süre içinde kurumsal bir süreci tetikleyebiliyor. Özellikle antidepresan veya benzeri ilaçların kullanılması, kritik bir eşik. Çünkü bu noktadan sonra sorun “göreve uygunluk” başlığı altında değerlendirilmeye başlanıyor.

“PSİKOLOĞA GİTMEK, ÜNİFORMAYI ASKIYA ALMAK GİBİ ”

Uzun yıllar sahada görev yapmış polis memuru A.D., psikolojik destek arayışının meslek içinde nasıl algılandığını ve bu algının yarattığı baskıyı şu sözlerle anlattı:

“Bizde psikoloğa gitmek bir ihtiyaç değil, başa bela açacak bir şey gibi konuşulur. Yasal olarak psikoloğa ya da psikiyatriste gitmenin önünde bir engel olmadığını hepimiz biliyoruz. Ama uygulamada işler böyle yürümüyor.”

Travmatik olaylardan sonra destek alma ihtiyacı hissettiğini söyleyen A.D., psikiyatriste başvurmanın meslek içinde açıkça dile getirilmese de bir “risk” olarak görüldüğünü vurguladı. Bu sürecin meslektaşları üzerinde caydırıcı bir etkisi olduğunu ifade eden A.D., “Psikoloğa gitmek, sanki ‘görev yapamazsın’ demek gibi algılanıyor” dedi.

Bu nedenle birçok polisin yaşadığı sorunları gizlemeyi tercih ettiğini söyleyen A.D., “Sicile işleme korkusunun mevzuatta karşılığı yok ama herkesin zihninde var. Bu korku, destek alma yollarını fiilen kapatıyor” dedi.

SAĞLIK MEKANİZMASI NASIL DEVREYE GİRİYOR?

Herhangi bir kamu çalışanı gibi polislerin de psikiyatrik tedavi gördüğünü kuruma bildirmesi zorunlu değil. Ama bunu saklamak da kolay değil. Periyodik sağlık kontrolleri, görev sırasında yaşanan küçük bir sorun, amirin “bir rapor al” yönlendirmesi ya da resmi sevk süreçleri, sağlık zincirinin devreye girmesine neden olabiliyor. Bu aşamada hemen sorular gündeme geliyor:

“Görevini eksiksiz yerine getirebilir mi?”, “Silah taşıması uygun mu”, “Operasyonel sahada risk oluşturur mu?”

Bu sorular, çoğu zaman fiili sonuçları da beraberinde getiriyor. Polis hakkında “sağlık yönünden değerlendirme” başlatılması, sahada görev yapan personelin geçici ya da kalıcı olarak pasif görevlere alınmasına yol açabiliyor. Büro görevine çekilme, operasyonel birimlerden uzaklaştırılma ya da şube değişikliği; kağıt üzerinde “personelin sağlığını koruma” gerekçesine dayandırılıyor. Ama bunun sahadaki algısı başka oluyor.

Bir polisin aktif görevden alınması, resmî olarak ceza sayılmıyor. Siciline “olumsuz” bir not düşülmeyebiliyor. Ancak bu durum, mesleki kimlik açısından ciddi bir kırılma yaratıyor. Sahada görev yapan bir polis için operasyonel birimden çekilmek, yalnızca görev değişikliği değil; statü, güven ve görünürlük kaybı anlamına geliyor. Terfi dosyalarında görülmüyor ama görev dağılımlarında, amirlerin kanaatlerinde ve tüm meslek hayatında polisin karşısına çıkabiliyor. Yani psikolojik destek ve tedavi sicile işlemiyor ama mesele sicil notundan çok, kurumsal algı.

SİLAH TAŞIMA MESELESİ

Psikiyatrik tedaviyle ilgili en hassas başlıklardan biri de silah taşıma uygunluğu. Psikolojik tedavi sürecinde silah taşıma yeterliliğinin yeniden değerlendirilmesi ihtimali bile, birçok polisi kapıdan döndürüyor. Geçici dahi olsa silahın alınması, “tam polis” algısının zedelenmesi demek. İlaçların yarım bırakılması, dozların kendi kendine düşürülmesi ya da hiç başlanmaması, bu korkunun somut sonuçları arasında yer alıyor.

“EVDE PATLAYAN ÖFKE”

Özel harekât polisiyle evli olduğu dönemi anlatan ve yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddet nedeniyle evliliğini sonlandıran E.Ç., mesleki travmanın eve nasıl taşındığını şu sözlerle anlattı:

“Görevden döndüğünde içine kapanan, ani öfke patlamaları yaşayan bir eş vardı karşımda.”

Eşinin yaşadıklarını kimseyle paylaşamadığını ve yardım almayı kesin bir dille reddettiğini söyleyen E.Ç., psikoloğa gitmeyi her gündeme getirdiğinde aynı yanıtı aldığını belirtti:

“Mesleğim biter.”

Bu korkunun yardım kapılarını tamamen kapattığını ifade eden E.Ç., yaşananların zamanla aile içi bir yıkıma dönüştüğünü vurguladı:

“Destek alınmayan her travma, evde başka bir şiddet biçimi olarak ortaya çıktı. Devlet güçlü görünmelerini istiyor ama bu güç evde dağılıyor.”

POLİS İNTİHARLARI

CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın, Mart 2025’te TBMM’de yaptığı konuşmaya göre, 2016 yılından bu tarihe kadar 699 polis intihar etti. İYİ Parti Manisa Milletvekili Şenol Sunat’ın Aralık 2025’te verdiği soru önergesinin yanıtına göre ise 2017 yılından 2025 yılı sonuna kadar intihar eden polis sayısı 712.

Öte yandan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, polis intiharlarına ilişkin istatistikleri, TBMM’de bakanlığın bütçesine ilişkin görüşmeler sırasında uluslararası verilerle karşılaştırdı ve Türkiye’deki rakamların Fransa, Portekiz, İngiltere, Japonya gibi ülkelerden düşük olduğunu savundu. Ancak Yerlikaya’nın intiharlarla ilgili 2018-2019 istatistiklerini vermesi de dikkati çekti:

“2018-2019 yılları arasında Türkiye'de polis intihar oranı 100 binde 15,17'dir. Sıfır olmasını istiyoruz biz, 1'e bile kimse razı olmaz ki.”

PSİKOLOJİK DESTEK SAHADA NE DEĞİŞTİRİR?

Psikolojik Danışman Tuba Türksever Yalçın, polislik gibi yüksek stres ve travmaya açık mesleklerde psikolojik desteğin yalnızca kriz anlarında devreye giren bir mekanizma olmaması gerektiğini vurguladı. Yalçın’a göre koruyucu ve önleyici bir sistem şart.

Travma sonrası stres bozukluğu yaşayan polislerin bu durumu bastırarak görev yapmaya devam etmesinin ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Yalçın, bastırmanın travmayı ortadan kaldırmadığını, belirtileri daha kontrolsüz hâle getirdiğini anlattı.

Tedavi edilmeyen travma sonrası stres bozukluğunun aşırı tetikte olma, ani öfke tepkileri ve muhakeme bozulmalarıyla seyredebildiğini aktaran psikolojik danışman, silah taşıyan ve hızlı karar vermesi gereken bir meslekte bunun hem birey hem çevre için tehlike oluşturduğunu ifade etti.

Psikolojik destek alabilen bir polisin sahada daha dengeli, soğukkanlı ve sağlıklı kararlar alabileceğini belirten uzman, bu durumun doğrudan vatandaşla kurulan ilişkiye yansıyacağını anlattı. Empati kurabilen, gerilimi düşüren ve orantılı davranan bir yaklaşımın hem toplum güvenini hem de mesleki tatmini artıracağını aktardı.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar