Şap tehlikesi büyüyor: "Hayvanı ellerimizle besleyerek hayatta tuttuk"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025’te şap nedeniyle 81 ilde hayvan pazarlarının kapandığını belirtti. Gürer, bir üreticinin yaşadıklarını örnek göstererek “verim düştü, , buzağılar kaybedildi” dedi.

Şap tehlikesi büyüyor: "Hayvanı ellerimizle besleyerek hayatta tuttuk"

GAZETE PENCERE - CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında hayvan hastalıklarının sektörde ciddi kayıplara yol açtığını belirterek şap hastalığının yarattığı yıkıma dikkat çekti.

Gürer’e göre şap hastalığı sadece hayvanların sağlığını değil, üretimin tamamını vuruyor. Hayvan pazarlarının kapanmasıyla ticaret duruyor, et ve süt üretimi düşüyor, buzağı kayıpları artıyor.

Gürer, bu tablonun “istatistik” olmaktan çıkıp üreticinin hayatına nasıl çarptığını görmek için bir besicinin işletmesinde yaşananları yerinde dinledi.

“HAYVANI ELLERİMİZLE BESLEYEREK HAYATTA TUTTUK”

Niğde’de süt inekçiliği yapan üretici Zülfü Ünal, şap hastalığına yakalanan simental cinsi hayvanın neredeyse ölmek üzereyken yoğun bir çabayla kurtarıldığını anlattı.

Ünal’ın sözleriyle hayvan, hastalık öncesinde 650–700 kilo canlı ağırlığa ulaşmıştı. Ancak şap sonrası durum ağırlaştı:

“Ölmek üzereydi. Ağzı ve dili yara olduğu için yem yiyemiyordu; biz de zorla, ellerimizle besleyerek kurtarmaya çalıştık. 15 günün sonunda hayvanı hayata döndürdük.”

Ama hikâye burada bitmedi.

Dört aylık gebeydi, buzağıyı kaybetti

Ünal, hayvanın hastalık nedeniyle dört aylık gebe olmasına rağmen buzağıyı attığını söyledi. Yani üretici hayvanı kurtarmıştı ama bu kez buzağı kaybıyla sarsıldı.

Şap hastalığının “görünmeyen” faturası ise zaman geçtikçe daha da ağırlaşıyor.

“ŞAP SONRASI KISIRLIK RİSKİ VAR, ÜRETİM DURUYOR”

Ünal’a göre şap hastalığı, dişi hayvanlarda kısırlık riskini artırıyor. Aşılamaya rağmen hayvanın boğaya gelmediğini anlatan Ünal, üretimin neden aksadığını şöyle özetledi:

“Tohumlama zamanı gelmiyor. Tohumlama yapamayınca üretim de yapılamıyor, buzağı alınamıyor.”

Yaklaşık 1,5 ay önce yeniden aşılama yaptırdıklarını belirten Ünal, durumun netleşmesi için bir süre daha bekleyeceklerini söyledi. Eğer hayvan gebe değilse kesime göndermek zorunda kalabileceklerini de ekledi.

whatsapp-image-2026-01-28-at-09-11-25

SÜT VERİMİ 40 LİTREDEN 25 LİTREYE DÜŞTÜ

Üreticinin anlattığı en çarpıcı kayıplardan biri de süt veriminde yaşandı. Ünal, hastalık öncesi 40 litreye yaklaşan günlük süt veriminin şap sonrasında 25–30 litre seviyesine düştüğünü belirtti.

İşletmesindeki 20 hayvanın tamamının gebe olduğunu söyleyen Ünal, üretimi ayakta tutmaya çalıştıklarını ama destek beklediklerini ifade etti.

GÜRER: “HASTALIK ÖNLENMEZSE İTHALAT KAÇINILMAZ”

Ömer Fethi Gürer ise üreticinin yaşadıklarının hayvancılıktaki kırılganlığı açık biçimde gösterdiğini söyledi.

Gürer’e göre hayvan hastalıkları önlenemez, buzağı ölümlerinin önüne geçilemezse, hayvancılıkta ithalat bağımlılığı devam edecek:

“Şap hastalığı ile et, süt, buzağı ve hayvan kayıpları yaşanması hayvancılıkta sorunları katladı. Şap kolay yayılan bir hastalık. Doğru ve zamanında aşılama ve gerekli önlemlerle sorun aşılabilir.”

“HER KÖYDE VETERİNER OLMALI”

Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için kırsalda kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Ona göre hayvancılık yapılan her köyde veteriner, tarım yapılan her yerde de ziraat mühendisi bulunmalı.

Yem maliyetlerine de dikkat çeken Gürer, üreticinin artan giderler karşısında daha da sıkıştığını belirterek, çiftçilikle hayvancılığın birlikte yürütülmesinin artık zorunluluğa dönüştüğünü söyledi.

“İNEK SAYISI ÇOK, SÜT AZ”

Gürer, Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırarak hayvancılıktaki verim sorununun altını çizdi:

“Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var, Türkiye’de 6,5 milyon. Ancak Fransa bizden daha fazla süt üretiyor.”

Gürer’e göre tablo net: Hayvan refahı ve besleme koşulları güçlenmeden, verimlilik yükselmiyor.

ÜNAL: “DİNLİYORLAR AMA İCRAAT YOK”

Üretici Zülfü Ünal ise sahada en büyük sorunun “borç ve desteksizlik” olduğunu söyledi.

Kuraklık dönemlerinde çiftçinin bankalara ve tarım krediye mecbur kaldığını anlatan Ünal, mahsul alamayınca tarlasını, hayvanını, hatta aracını satma noktasına geldiğini ifade etti.

Ünal ayrıca, desteklerin geciktiğini ve şap nedeniyle yaşanan süt kaybı için herhangi bir telafi mekanizması olmadığını söyledi:

“Tarım müdürlüklerine gidiyoruz, derdimizi anlatıyoruz. Herkes ‘tamam’ diyor ama kimse dönüp bakmıyor. Dinliyorlar ama icraata gelince ortada kimse yok. Biz icraat bekliyoruz, yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar