Mahkemeler 'süreci tanımıyor': Siyasi davalarda peş peşe cezalar!

Süreçte tıkanıklık tartışmaları sürerken Avukat Ramazan Demir dikkat çeken bir detay paylaştı. Siyasi davalarda verilen cezalar onanmaya başladı. Demir, "mahkemelerde birileri düğmeye bastı" dedi.

Mahkemeler 'süreci tanımıyor': Siyasi davalarda peş peşe cezalar!

GAZETE PENCERE - Meclis’in temmuz ayının sonu ağustos ayının başına doğru tatile gireceği kulislerde konuşulurken Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen çalışmalar gündemde.

AK Parti cephesi sürece dair hazırlanacağı iddia edilen çerçeve yasanın Meclis kapanmadan Genel Kurul’a geleceğini ifade ederken DEM Parti ise çağrılarını sürdürüyor.

Tüm bunlar yaşanırken avukat Ramazan Demir dikkat çeken bir paylaşımda bulundu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreci başlatan çıkışı ve PKK’nin silah yakıp kendini feshetmesinden sonra Kürt siyasetine yönelik operasyonlar azalmış, İmralı’ya ziyaret yolu açılmış ve Meclis’te komisyon kurulmuştu.

Süreçte tıkanıklık tartışmalarının üstüne gelen paylaşımda Avukat Ramazan Demir, Son bir ayda İstinaf ve Yargıtay, cezaevindeki yakınlarına sadece para gönderdiği için verilen hapis cezaları da dahil olmak üzere, siyasi dosyalarda peş peşe onama kararları vermeye başladı” diyerek bir yıl sonra yargıda bir değişim olduğunu vurgulamıştı.

Demir’in bu açıklamasını ve düşüncelerini kendisine sorduk. Gazete Pencere’nin sorularını yanıtlayan Demir, cezaları onama kararlarına ilişkin “Daha düne kadar, üst mahkemelerin "çözüm süreci" tartışmaları nedeniyle kendilerini bekleme moduna aldığını ve dosyaları beklettiğini gözlemliyor, süreci bu bekleme süreleri üzerinden okuyorduk. Ancak son bir ayda bu durum tamamen tersine döndü” ifadelerini kullandı.

Demir, cezaevindeki yakınlarına para gönderen kişilere verilen cezaların onandığına vurgu yaparak bu dosyaların 2019-2020 yılları arasında açıldığını, dosyaların bir bir hükme bağlandığını belirterek “Mahkemeler sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi karar veriyor” dedi.

Demir’in sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

'Siyasi davalarda gelen onama kararları son dönemde yoğunlaştı' diyorsunuz, elinizde bir veri var mı?

Adalet Bakanlığı’nın bu konularda şeffaf bir veri paylaşmadığını hepimiz biliyoruz. Ancak elimizdeki en somut veri, sahada bu dosyalara bakan onlarca avukat meslektaşımızın ortak gözlemidir. Hepimiz aynı geri bildirimi alıyoruz.

Daha düne kadar, üst mahkemelerin "çözüm süreci" tartışmaları nedeniyle kendilerini bekleme moduna aldığını ve dosyaları beklettiğini gözlemliyor, süreci bu bekleme süreleri üzerinden okuyorduk. Ancak son bir ayda bu durum tamamen tersine döndü. Mahkemeler sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi, uykudaki dosyaları uyandırıp peş peşe onama kararları göndermeye başladı. Yani istatistiki bir veriden ziyade, adliyelerde bizzat yaşadığımız pratik bir "yargısal refleks" değişimiyle karşı karşıyayız.

Özellikle cezaevindeki yakınına para gönderdiği için yurttaşlara verilen cezalarda artış var mı? Dosyalar eski tarihli mi?

Evet, en trajik ve hukuk dışı onamalar bu grupta yoğunlaşmış görünüyor. Bu dosyalar genellikle 2019-2020 yıllarında açılmış, aralarında daha yeni tarihli olanların da olduğu davalar. Yanlış anlaşılmasın; siyasi davalara bakan mahkemeler çözüm süreci başladı diye zaten ceza vermeyi hiç bırakmadılar. Haksız yargılamalara ve ağır cezalara aynı hızla devam ettiler; nitekim daha üç ay önce biz avukatlara bile onlarca yılı bulan cezalar yağdırdılar.

Ancak son bir aydaki fark şu: istinaf cezaevindeki yakınlarına sadece harçlık gönderen insanların mahkumiyetleri (örneğin HDK dosyası gibi) büyük bir aceleyle peş peşe onuyor. En temel insani ve ailevi dayanışmayı "örgüte finansman" kılıfıyla cezalandıran bu kararların jet hızıyla kesinleştirilmesi, aileleri ve sivil alanı tamamen nefessiz bırakmayı amaçlayan bilinçli bir operasyondu zaten.

ramazan
RAMAZAN DEMİR

REHİNE TOPLAMA MEKANİZMASI

Meclis'te bir süreç yürütülmeye çalışılıyor. Çerçeve yasa tartışmaları sürüyor; kararların bu yasa hazırlığı ve süreçle de çelişkili yönleri var. Sizce burada amaç ne, bu kriz nasıl aşılmalı?

Burada ciddi bir siyasi ve hukuki çelişki var. Meclis’te dağdakilerin dönüşünü sağlayacak yasal düzenlemeler konuşulurken, evinde oturan sivil insanların en temel demokratik hakları ve insani talepleri hapisle cezalandırılıyor. Dağdakini indirmeyi tartışıp evindekini cezaevine göndermek, niyet konusundaki en büyük samimiyet testidir.

Arka plandaki asıl amacı görmek zor değil. İktidar adeta şöyle düşünüyor: "Nasılsa ileride çözüm kapsamında bir yasa çıkaracağız, o güne kadar içeriye ne kadar insan atabilirsek ne kadar cezayı kesinleştirebilirsek kârdır." Bu yaklaşım, hukuku tamamen bir "rehine toplama" mekanizmasına dönüştürmekte. Yarın kurulacak bir çözüm masasında "lütuf" olarak iade edilecek haklar için bugün evrensel hukuk katlediliyor.

Hükümetin sadece kendi kendine konuşup hazırladığı, Kürt halkının hayatını kriminalize etmeye devam eden tek taraflı hukuki mühendislik projelerinden vazgeçmelidir. Örgütün kendini fesh etmesinin üzerinden bir yılı aşkın zaman geçmişken, toplumun beklentisi topyekün bir barış ve demokrasi programıdır; masaya koz biriktirmek için cezaevlerini doldurmak değil.

Bir hukukçu olarak beklentiniz ne bu onanan davaları da düşünürsek?

Bir hukukçu olarak öncelikli beklentim, iktidarın yargıyı siyasi bir giyotin ve pazarlık aracı olarak kullanmaktan artık vazgeçmesidir.

Gerçek bir çözüm ve barış iradesi varsa, bu durum kendini önce mahkeme salonlarında göstermelidir. Bir yandan çözüm konuşup diğer yandan başta Sayın Selahattin Demirtaş olmak üzere, AYM ve AİHM kararlarına rağmen binlerce siyasi tutsağı içeride tutmaya devam edemezsiniz. Bu kararları uygulamayan, hukuku çiğneyen bir yapının samimiyetine kimse inanmaz.

Yüksek yargıya bu onama talimatlarını veren güç kimse, bu gidişata dur diyecek irade de odur. Beklentimiz; geçmişte çözüm adı altında yapılan hataların tekrarlanmaması, anayasal hakların pazarlık konusu yapılmaması ve en yüksek mahkemelerin kararlarına derhal uyularak bu haksız onamaların ve tutuklulukların son bulmasıdır. Bir el yarının köprüsünü kuracağını iddia ederken, diğer el bugün cezaevi duvarlarını örmeyi bırakmalıdır.

Kaynak:Tolga Balcı

Öne Çıkanlar