MARMARA’NIN TÜRLÜ TÜRLÜ HALLERİ…

Salgındı, işsizlik, açlıktı falan derken bu yıl bir de Marmara Denizi’ni kaplayan sümüksü tabakayı yani müsilajı konuştuk.
TBMM’nde bu yakıcı çevre sorunu için komisyon bile kuruldu. Memleketin hayati sorunları için ‘komisyon kuralım, araştıralım’ önerilerine kulak tıkayan iktidar partileri de bu kez müsilajı masaya yatırdılar. Müsilaj Araştırma Komisyonu’nda, deniz salyasının daha çok hava sıcaklığı artışına yani iklim değişikliğine bağlandı. Yıllardan beri asıl suçlunun devlet ve yerel yönetimler olduğu gözlerden kaçırıldı.

Müsilaj sadece bizim sorunumuz değil, deniz kirliliğin başka boyutları da var. Glasgow’daki zirvede ‘Okyanus ve denizlere atılan yılda sekiz dokuz milyon ton plastiği ne yapacağız?’ sorunu ele alınmış. Ele alındığıyla kalmış, bir İşbirliği Komisyonu kararı çıkmış.
Sizin anlayacağınız uluslararası bürokrasi(!) bu konuyu komisyona havale etmiş. Bilim insanlarının ‘geri dönüşümü hızlandıralım, cam imalatına ağırlık verilsin’ önerisine verilen yanıt şu olmuş…’Zaten onları yapıyoruz, milyarlarca litre suyu, meşrubatı sadece cam şişeye sığdıramayız!’
İşte bu kadar…
Sizin anlayacağınız; dünyanın hali hiç iyi değil.

MARMARA’NIN KURTARILMASI KENTLERDEN GEÇER

Marmara Denizi’ne dönersek; denizi saran bölge ülke nüfusun en yoğun olduğu coğrafya parçası. Her dört kişiden biri, bu bölgede yaşıyor. Marmara’ya bir günde 2,5 milyon ton atık su dökülüyor. Uzmanlara göre, Ergene Nehri’nde ‘kirliliği önleyeceğiz’ diye buranın atıklarını da derin deniz deşarjı ile Marmara’ya boca ettiler. Tıpkı İstanbul Haliç’te yapıldığı gibi. Yıllardır çöplük olarak görülen Marmara’nın dibine 500 bin ton daha atık su eklendi.
Tertemiz bir akvaryuma bir bardak kirli su dökün; sonucu görürsünüz. Marmara’nın başına gelen budur.
Meclis Müsilajı Araştırma Komisyonu, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u dinledikten sonra raporunu verecek. Komisyon raporunda Marmara’yı tamamen elden çıkarma projesi olan Kanal İstanbul konusunda acaba neler yazılacak? Tarihimize nasıl bir belge eklenecek?
Yine de bu komisyonda iyi laflar edildi. AKP ve MHP’liler bile Marmara’nın kent ve kasabaların yükünü taşıyamadığını itiraf etmişler. Gerçi nehirlerin, derelerin kirliliğinde topu belediyelere atmışlar. Muhalefet milletvekilleri ise ileri seviyede arıtma tesisleri kurulmasını, gri su kullanımının teşvik edilmesini, bölgeye göçün azaltılmasını ve asıl önemlisi Kanal İstanbul projesinin iptalini istemişler.

Marmara’nın kurtarılması, önce devletin sonra çevresini saran kent ve ilçelerin sorumluluğunda. Vatandaş olarak bizlere düşen görevler de var.
Marmara’daki müsilajı halının altına süpürmekle iş bitmiyor. Bilim insanlarına göre, halının altı çok kötü durumda ve müsilaj sadece pusuya yattı, önümüzdeki ilkbaharı bekliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Erdil Arşivi