Çocuklara sosyal medya yasağı 1 Kasım'da başlıyor: İFÖD yönetmeliğin iptali için Danıştay'a gidiyor

İfade Özgürlüğü Derneği, tüm sosyal medya kullanıcıları için e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması öngören yönetmeliğin iptali için Danıştay’da dava açacağını duyurdu.

Çocuklara sosyal medya yasağı 1 Kasım'da başlıyor: İFÖD yönetmeliğin iptali için Danıştay'a gidiyor

GAZETE PENCERE - İFÖD, 1 Kasım’da yürürlüğe girecek ve tüm sosyal medya kullanıcıları için e-Devlet üzerinden yaş doğrulaması öngören Yönetmeliğe ilişkin basın açıklaması yayımladı.

İFÖD, Yönetmeliğin geri çekilmesini, sosyal medyaya erişimin e-Devlet kimlik doğrulamasına bağlanmamasını, mahremiyeti koruyan yöntemler tanınmasını, belirteç sistemine ilişkin belgelerin açıklanmasını, 15–18 yaş grubunun ifade ve katılım haklarının korunmasını ve platformların kullanıcıları kimliklendirmek yerine hukuki yollara başvurmasını talep ediyor.

Dernek, Yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması için Danıştay’da dava açacağını da açıkladı.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Siber Güvenlik Başkanlığı (SGB) tarafından hazırlanan Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik 10 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı ve 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek. Yönetmelik 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımını yasaklamakla yetinmemekte, yaşı ne olursa olsun her kullanıcının hesap açarken e-Devlet Kapısı üzerinden üretilecek bir “yaş doğrulama belirteci” ile doğrulanmasını zorunlu kılmaktadır. Mevcut hesaplar da 31 Mart 2027’ye kadar doğrulanacaktır.

6 Nisan 2026 tarihli Sosyal Medyaya Kimlikle Giriş başlıklı açıklamamızda bu tehlikeye karşı uyarmıştık. Uyardığımız gün gelmiştir.

Kanunun Söylemediğini Yönetmelik Söylüyor

5651 sayılı Kanun’un ek 4. maddesinin yedinci fıkrası, sosyal ağ sağlayıcılara 15 yaş altındaki çocuklara hizmet sunmamak için “yaş doğrulama dâhil gerekli tedbirleri” alma yükümlülüğü getirmektedir. Kanunda ne e-Devlet’ten, ne devlet eliyle kimlik doğrulamasından ne de yetişkinlerin doğrulanmasından söz edilmektedir. Anayasa’nın 13. ve 20. maddeleri uyarınca temel hakların sınırlandırılması ve kişisel verilerin işlenmesi ancak kanunla mümkündür. İfade özgürlüğünün kullanımını devlet kimlik doğrulamasına bağlayan bir zorunluluğun Yönetmelikle getirilmesi kanunilik ilkesine açıkça aykırıdır. Ebeveyn kontrol araçlarına Kanunda yer almayan konum paylaşımının eklenmesi de yetki aşımıdır.

Yönetmelik bununla da yetinmeyerek Başkanlığa Kanunda dayanağı bulunmayan bir açık çek vermektedir. 8. maddenin yedinci fıkrası ve 12. maddenin ikinci fıkrası, Başkanlığa ayrıştırılmış hizmetlere ilişkin usul ve esasları belirleme, “stratejileri belirleme”, “tereddütleri giderme” ve “gerektiğinde uygulamaya yönelik usul ve esasları düzenleme” yetkisi tanıyarak, 6 Nisan açıklamamızda uyardığımız amacın genişlemesi tehlikesini Yönetmeliğin kendi metnine yerleştirmektedir.

16 yaş altına sosyal medya yasağı getiren Avustralya dahi, Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Act 2024’ün 63DB maddesiyle, makul bir alternatif sunulmadıkça platformların resmî kimlik belgesi ya da devlet onaylı dijital kimlik kullanmasını yasaklamıştır. Türkiye ise en katı yasak modelini, alternatifi olmayan e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamasına dayanan zorunlu bir yaş doğrulama sistemiyle birleştirmektedir.

Ya Etkisiz Ya Gözetim Aracı

Yönetmelik bir yandan “kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesine imkân tanıyan yöntemler” kullanılacağını söylemekte (m.5/3), öte yandan belirtecin e-Devlet’te kimlik doğrulaması yapılarak üretilmesini şart koşmaktadır (m.7). Belirtecin kullanıcı adı içermeyeceğinin söylenmesi bir geri adım izlenimi verse de tehlike belirtecin içeriğinde değil, üretildiği ve doğrulandığı süreçtedir. Devletin bu süreçte hangi kayıtları tutacağı ise düzenlenmemiştir.

Düzenleme çözülemez bir ikilem barındırmaktadır. Belirteç kişiyle hiçbir bağ kurmazsa, bir yetişkinin ürettiği belirtecin bir çocuğa verilmesini hiçbir şey engelleyemez. Belirteç Yönetmeliğin aradığı biçimde “manipülasyona karşı sağlam” kılınırsa, bu kez kimin hangi platformda ne zaman doğrulama yaptığının izlenebileceği bir altyapı kurulmuş olur. Bu düzenleme ya etkisiz kalacak ya da bir gözetim aracına dönüşecektir.

Bu kapının anahtarını tutan kurum, yalnızca Eylül ayında en az 1.270 X hesabının engellenmesiyle sonuçlanan 8/A kararlarını platformlara ileten Siber Güvenlik Başkanlığı’dır. İFÖD’ün, EngelliWeb’in ve Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesaplarının Türkiye’den görünmez kılındığı bir dönemde bu, eleştirel ifadenin son sığınaklarından biri olan anonimliğin sonu demektir.

Koruma Değil, Kamusal Alandan Dışlama

15 yaş altı için ebeveyn onayı gibi hiçbir kademeli seçenek tanınmadan mutlak bir yasak getirilmektedir. 15 ile 18 yaş arasındaki çocukların hesapları kamuya açık olamayacak, canlı yayın yapamayacak ve görsel içeriklerin “kaydırma, dokunma, tıklama” ile ardışık sunulduğu arayüzleri kullanamayacaktır. Bu hükümler, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin güvence altına aldığı ifade, örgütlenme, bilgiye erişim ve katılım haklarını korumak yerine gençleri kamusal tartışmanın dışına itmektedir.

Yönetmelik, çocuğun “gelişimine zarar verebilecek içeriklere” karşı filtreleme istemekte ancak bu içerikleri tanımlamamaktadır. LGBTİ+ örgütlerinin “Ailem Güvende” operasyonlarıyla engellendiği ve T24’ün “Türk aile yapısını zayıflatmaya yönelik” yayınlar gerekçesiyle erişime engellendiği bir ortamda, bu belirsiz ölçütün gençlerin LGBTİ+ ve siyasi içeriklere erişimini kısıtlamak için kullanılması ciddi bir risktir.

Kapalı Kapılar Ardında Kurulan Bir Kimlik Rejimi

Yönetmelik için kamuoyunun görüşüne başvurulmamış, belirtecin teknik yapısı yalnızca platformlarla paylaşılacak bir “rehber”e bırakılmıştır (m.12). Mahremiyetin güvencesi, onu denetlemesi gerekenlerin göremeyeceği bir belgeye emanet edilmiştir. Şikâyet mercii de yine Siber Güvenlik Başkanlığı’dır. Uymayan platformlara yönelik yaptırımlar küresel cironun yüzde üçüne kadar idari para cezasından reklam yasağına ve yüzde 90’a varan bant daraltmaya kadar uzanmaktadır.

Sonuç ve Çağrımız

İFÖD olarak Yönetmeliğin iptali ve yürütmesinin durdurulması talebiyle Danıştay’da dava açacağız. Bu doğrultuda talep ve çağrılarımız şunlardır.

Yönetmelik 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girmeden geri çekilmelidir.
Sosyal medyaya erişim e-Devlet kimlik doğrulamasına bağlanmamalı, kimlik gerektirmeyen ve mahremiyeti koruyan yöntemler tanınmalıdır.
Belirteç sistemine ilişkin rehber ve tüm belgeler kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
15 ile 18 yaş arasındaki çocukların ifade ve katılım hakları korunmalı, “zararlı içerik” ölçütü açıkça tanımlanmalıdır.
Sosyal ağ sağlayıcılar, kullanıcılarını kimliklendirmeye aracılık etmek yerine hukuki yollara başvurmalıdır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar