Cinsel sorunları “normal” kabul etmeyin yardım alın

Cinsel işlev bozukluklarının fiziksel, psikolojik ve ilişkisel birçok nedeni olabileceğini belirten Op. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu, sorunların utanılacak bir durum olmadığını vurguladı. Tekrarlayan sorunlarda profesyonel destek alınması önemli.

Cinsel sorunları “normal” kabul etmeyin yardım alın

GAZETE PENCERE- Cinsellik, fiziksel sağlığın yanı sıra duygusal sağlığınız ve yaşam kalitenizle de yakından ilgili. Ancak cinsel sorunların konuşulmasının hâlâ zor olması, birçok kişinin yaşadığı problemi uzun süre paylaşmamasına ve profesyonel destek almakta gecikmesine yol açabiliyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanı Op. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu, cinsel işlev bozukluklarının toplumda sık görüldüğünü belirterek, yaşanan sorunların utanılacak veya saklanması gereken bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

KADINLARDA VE ERKEKLERDE FARKLI SORUNLAR GÖRÜLEBİLİYOR

Cinsel işlev bozukluğu; cinsel istek, uyarılma, orgazm veya cinsel birleşme sırasında ortaya çıkan ve kişinin ya da çiftin yaşamında belirgin sıkıntıya neden olan sorunları kapsıyor.

Kadınlarda cinsel istekte azalma, uyarılma ve ıslanma sorunları, orgazm güçlüğü, cinsel ilişki sırasında ağrı ve vajinismus öne çıkıyor. Erkeklerde ise cinsel istekte azalma, sertleşme güçlüğü, erken veya gecikmiş boşalma ile orgazm ve boşalma sorunları görülebiliyor.

Uzmanlar, herkes için geçerli tek bir “normal” cinsel ilişki sıklığı veya performans ölçütünün bulunmadığını da vurguluyor. Önemli olan, yaşanan durumun kişiyi veya çifti rahatsız etmesi ve yaşam kalitesini ya da ilişkiyi olumsuz etkilemesi.

SORUNUN NEDENİ YALNIZCA HORMONLAR OLMAYABİLİR

Cinsel işlev bozuklukları çoğu zaman tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Hormonal değişiklikler, menopoz, gebelik, doğum sonrası dönem, diyabet, kalp-damar ve nörolojik hastalıklar, kronik ağrı ile bazı ilaçlar cinsel işlevleri etkileyebiliyor.

Kaygı, depresyon, yoğun stres, beden algısı sorunları, geçmişte yaşanan olumsuz cinsel deneyimler, partnerle iletişim problemleri ve ilişkideki çatışmalar da nedenler arasında yer alıyor. Bu nedenle özellikle cinsel istekteki değişimin yalnızca hormon seviyeleri üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığı belirtiliyor.

“KENDİLİĞİNDEN GEÇER” DÜŞÜNCESİ YARDIM ALMAYI GECİKTİRİYOR

“Erkek her zaman cinselliğe hazır olmalıdır”, “Cinsellik belirli bir yaşa kadar devam eder” veya “Cinsel sorunlar zamanla kendiliğinden geçer” gibi toplumda yaygın inanışların profesyonel yardım arayışını geciktirebildiğine dikkat çekiliyor.

Mutlu, cinsel işlev bozukluğu yaşayan kişilerin durumu bir “başarısızlık” olarak değerlendirmemesi gerektiğini belirtiyor.

TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANIYOR

Cinsel sorunların değerlendirilmesinde kişinin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar, hormonal ve psikolojik durumu, ilişki dinamikleri ve cinselliğe ilişkin düşünceleri birlikte ele alınıyor.

Sorunun kaynağına göre tıbbi veya hormonal tedaviler, cinsel terapi, psikoterapi ve çift terapisi gibi farklı yöntemlerden yararlanılabiliyor. Her hastaya aynı yaklaşımın uygulanamayacağı, tedavinin kişiye özel planlanması gerektiği vurgulanıyor.

Cinsel istekte belirgin azalma, ilişki sırasında ağrı, birleşme güçlüğü, orgazm sorunu, sertleşme veya boşalmayla ilgili problemlerin kişinin yaşamını ya da ilişkisini olumsuz etkilemesi durumunda uzman değerlendirmesi öneriliyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar