Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanına sert sözler

CHP Genel Başkanı Özel, mutlak butlan kararının ardından ilk kez CHP Meclis Grubu'nda açıklamalarda bulundu. Özel, işten çıkarmalar nedeniyle Kılıçdaroğlu'nun danışmanı Atakan Sönmez'e tepki gösterdi.

Özgür Özel'den Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanına sert sözler

GAZETE PENCERE - CHP kurultayıyla ilgili çıkan mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) kararıyla görevden alınan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında konuşma yaptı. Mahkeme kararının ardından yapılan kapalı toplantıda Özgür Özel, CHP Grup Başkanı seçilmişti.

Partililer sık sık "Kurultay", "Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz" sloganları attı.


Toplantıya katılanlara teşekkür eden Özel, "Meclis çok grup toplantıları gördü, çok kalabalık grup toplantıları gördü ama bugün buradaki tablo, kapıda sırada 3 bin 200 arkadaşımıza yürükten teşekkür ediyorum. Bu bir sahip çıkma, tarihin doğru tarafında durma, tarih yazma, partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir" dedi.

"OLMAMIZ GEREKEN KÜRSÜDEYİZ"

Üç haftalık sonra grup toplantısı düzenlediklerini söyleyen Özel, "Üç haftalık aranın ardından milletin Meclisi'nde olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği, milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta" ifadelerini kullandı.

"GÖREVİMİZ ÖFKES SESLERİNE BU ÇATI ALTINA TAŞIMAK DEĞİL"

Özgür Özel, bu sözlerinin ardından "Hain Kemal" sloganları atılması üzerine "Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz ama görevimiz bugün öfke seslerini, tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil, büyük bir kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır" karşılığını verdi.

GEZİ TUTUKLULARINA: ÇOK YAKINDA KAVUŞACAĞIZ

Gezi Parkı eylemlerinde hayatını kaybedenleri rahmetle andığını dile getiren Özel, Gezi davası tutuklularına seslenerek "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Osman Kavala'ya, Can Atalay'a, Mine Özerden'e, Çiğdem Mater'e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız, çok yakında" diye konuştu.

"MİLLETVEKİLLERİNİ ATTIKLARI İMZAYA SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUM"

Taksim Dayanışması'ndan Can Atalay'ın Türkiye İşçi Partisi'nden Hatay Milletvekili seçilmesinin ardından Anayasa Mahkeme kararlarına rağmen tahliye edilmediğini hatırlatan Özgür Özel, "Buradan Meclis Başkanı'nın başkanlığındaki komisyonda altına hep beraber imza atılan 'Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır' diyen maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için Meclis'teki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SORUNU VERGİNİN ADALETSİZ ALINMASIDIR"

Halkın geçim sıkıntısı çektiğini ve enflasyonun yüksek seviyede seyrettiğini söyleyen Özel, vergi sistemini de eleştirdi.

Özel, "Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu verginin adaletsiz, haksız, yersiz alınması sorunudur. Türkiye'nin servet sahiplerinin toplam verginin yüzde 11'ini ödediği, bu salondaki gibi Türkiye'deki bütün vatandaşların zenginliklerine fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle verginin 64'ünü ödediği, maaş alanlarında gelir vergisiyle verginin 24'ünü ödediği bir düzende, yani esas vergi vermesi gerekenlerin verginin onda birini, az ya da hiç vermesi gerekenlerin verginin onda dokuzunu ödediği bir düzen haksız bir düzendir" dedi.

"44 BİN 500 LİRALIK OYUN KONSOLU VERGİLERLE 77 BİN LİRAYA SATILIYOR"

Erişim engeli getirilen "akpden.com"un, "akpden2.com" olarak yayına devam ettiğini belirten Özel, şunları söyledi:

"Söz verdim, genç bir arkadaşa, diyor ki bana Çınar, 'Baktım ama bir ilk araba var, bir de geçen hafta söylediğin bilgisayar var, cep telefonu var, ama devam edecek demiştin, oyun konsolu demiştin, Amerika'da Türkiye'nin üçte biri fiyatınaymış, onu gösterecek misin?' Göstereceğim dedim. Aha da Çınar'a gösteriyorum. İşte o vergi düzeni. Bunu Türkiye'de 44 bin 500 liraya almak varken, akpden.com'da sepete ekle dediğinde 'Dur bakalım Çınar' diyorlar. 8 bin 900 lira gümrük vergisini ver, 10 bin 680 lira özel tüketim vergisi ver, bir de bunların üstüne 12 bin 820 lira KDV'sini ver, yani sen buna 32 bin 400 lira daha Tayyip amcaya ve onun beceriksiz bakanlarına ver, varsa 77 bin liran oyun konsolunu alırsın Çınar diyorlar."

CHP'li belediyelere yönelik operasyonlar ve mutlak butlan kararına değinen Özgür Özel, yaşananları çok partili sistemden geriye dönülmesi olarak nitelendirdi.

Özel, "Milleti adaysız, milleti partisiz, kurumsuz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz yani kendileri açısından rakipsiz ya da rakibini kendilerinin belirlediği seçimlerin şeklen olduğu, değiştirme ümidi olanların kararlılığı olanların takatsiz kaldığı, sandığa küstüğü, değiştirmek istemeyenlerin düşük katılım olanların da birileriyle iktidarlarını sürdürdükleri şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar" şeklinde konuştu.

"Doğrusu milletin dediği olur durur. Kendi sözü İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır, İstanbul'u kaybeden Türkiye'yi kaybederdir" diyen Özel, "Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye'yi yönetme ihtimali belirginleşmişken işte yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına, bir sonraki iktidara yapılan darbedir, şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir" ifadelerini kullandı.

1950 seçiminde CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün iktidarı Demokrat Parti'ye devrettiğini hatırlatan Özgür Özel'in konuşmasından başlıklar şöyle:

"KILIÇDAROĞLU GÖREVİ BIRAKABİLESEYDİ MADALYASI DAHA BÜYÜK OLACAKTI"

"Aynı ülkeyi kuran, Gazi'nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci cumhurbaşkanı olan İnönü'nün 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti'ye kaybettiğinde 'Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam' diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti'ye yollayan ve 'Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir' diyen İsmet Paşa'nın madalyası var madalyası, demokrasi madalyası.

O gün Demokrat Parti, Türkiye Cumhuriyeti'nde seçimle iktidara, yarışla iktidara gelen, iktidarı seçimle değiştiren ilk parti ünvanını ve madalyasını alırken; seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa'nındı. Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye'de bir siyasi parti genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı."

"GENEL MERKEZE BELDE KASATURALARLA GELDİLER"

"Karşımızda, karşımızda, karşımızda 5 Kasım kurultayını hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenlerin, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır karşımızda. Bir mahkeme kararı elde, genel merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle, sabaha kadar barda pavyonda bodyguardlık yapmış, CHP'nin kapısının önüne hayatında ilk kez gelmiş tiplerle, belde kasaturalarla gelip de gençlik kollarının karşısına, direkt gençlik kollarının karşısına...

Hani diyorlar ya, 'İçeride bilmem kimler vardı, kapıyı kapattı'... Açıkça söylüyorum bütün kayıtlar ortada. Gençlik kollarının karşısına onlarla gelince, biz o kapıyı kapattırmasaydık bu gençlik kollarının evlatlarının
karşısına o olmadık tipler bu partide hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı ama biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk, onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar."

KILIÇDAROĞLU'NUN DANIŞMANINA TEPKİ

"Meseleyi hızla çözeceğiz, çözmek için gayret, cesaret göstereceğiz. Ama maalesef şu anda iki tane CHP görüntüsü var. Bir tarafta, bir tarafta butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarıya atıldığı baba ocağımız ve orada oturanlar; bir tarafta burada Gazi'nin diğer büyük eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar.

Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı (Kemal Kılıçdaroğlu'nun basın danışmanı Atakan Sönnmez) bu partinin bir evladı değil, 1,5 yıldır TGRT'den maaş alan, 1,5 yıldır her türlü haksız, edepsiz, arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş, sizin her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara 'Haram mal' diyecek kadar yerin dibine geçmişler oturuyor orada.

Bugün, bugün her gün mahkeme mahkeme gezen, her gün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, oradan buradan yalancı şahit ayarlayan, her seferinde önce inkar eden sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler o partide şimdi devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar, bizim haklı başvurumuzu haksız şekilde geri çekmeye kalkıyorlar. Bizden birileri değil,
bir başkaları oturuyor orada."

"SUÇÜSTÜ YAPTIĞIM AVUKAT PARTİSİNİN ÇATISINDA OTURUYOR"

"İftiracı, rüşvetçi 'Şu kişiye iftira atar, bana da şu kadar para verirsen, savcı yolladı beni buraya' diyen, benim suçüstü yaptığım, Türkiye'den kaçarken yakalanan bir avukat, ev hapsi alan bir avukat, ev hapsini kaldırmışlar, partinin çatısında balkonunda keyif yapıp 'Cumhuriyet Halk Partisi arınmaya başladı' diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor. ('İBB borsası' iddialarına adı geçen avukat Mehmet Yıldırım, dün CHP Genel Merkezi'nden 'Arınma burada başlamış' notuyla fotoğraf paylaşmıştı.)

"FERDİ ZEYREK'İN ÖLÜMÜYLE DALGA GEÇEN KADIN BABA EVİNDE ÇİKOLAT DAĞITTI"

"İlk gün biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan canımız Ferdi'nin
elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün Yeni Akit Gazetesi'ne 'Çarpıldı' diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata da dağıtıyor baba evinde.

"GÜLŞAH DURBAY'A İFTİRA ATANLAR, PARTİDE GÖBEK ATMIŞ"

"Evladımız Gülşah'a, ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyorlar yavşaklar.

Ama milletimiz, sizler bu oyunu bozdunuz. Genel Merkez'den polisle atıldığımızda Meclis'e yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız ve buradaki başlangıcımız bir milattır. Dolu altında yürüyen o on binlerin sahip çıkışı bir milattır. Biz o yürüyüşle eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir kara düzeni ve o kara düzenle iş birliği
yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık."

ERDOĞAN'A YANIT: SEN O TOMA'NIN ŞOFÖR KOLTUĞUNDA OTURUYORSUN

(Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Ana muhalefet partisi içindeki tartışmaların hiçbiri bizi ilgilendirmiyor. Kurultay salonlarından mahkeme koridorlarına taşan bu siyasi ve hukuki mücadelenin hiçbir yerinde yokuz, olmadık ve olmayacağız" sözleri)

"Erdoğan dün bir konuşma yapmış, 10 gündür ağzını bıçak açmıyor, ilk konuştuğunda diyor ki, 'Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz'. Bize haksız, kendilerince yapışmayacak bir FETÖ yapıştırması yapmaya kalktıklarında bize sahip çıkan sevgili Ahmet Tatar burada, kumpasları çok iyi bilir, Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal çok iyi bilir, o kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun, tam orada.

Erdoğan; hani 'Hiçbir yerinde yokum' diyorsun ya, önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA'ları dizdiğin, dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya, sen o TOMAnın şoför koltuğunda oturuyorsun."

"BU MESELE ERDOĞAN'LA MİLLET ARASINDA BİR MESELEDİR"

"21 Mayıs'ta, 19 Mart'ta darbeyi yapan da, 21 Mayıs butlan darbesini yapan da, ardından polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu partiye sokan da, bunların hepsini yapan sen, senin şımarttığın
İstanbul Cumhuriyet Başsavcın, ödüllendirdiğin bakanın, tapularının hesabını veremeyen o kadar malı mülkü ne yaparak edindiğini senin de açıklayamadığın, açıklatmadığın celladının elinde talimatı sen
verdin 'Kes bunların boynunu' diye. Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan'la, rejimle millet arasında bir meseledir.

Şimdi 10 gündür susan Erdoğan'a, 'Ben hiçbir tarafında yokum bu işin' diyen Erdoğan'a soruyorum; hiçbir tarafında yokum demek, bir yerde oturup da susuyorum, izliyorum demekle olmaz, darbeye karşı olunur! Hadi bakayım! Biz 15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık. Siz 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle aslında demokrasinin tarafında değil, demokrasiden sebeplenerek milletin sırtında, hatta gerekirse milletin kararının karşısında olduğunuzu gösterdiniz."

KILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRI YAPTI

"Bugüne kadar asla ağzımı açıp cevap vermedim, kötü söz söylemedim, bugünden sonra da bu ortaya çıkan açık ifşaatla, milletin tepkisiyle, CHP'yi aşan muhalefetin tüm bileşenlerinden güç alan, muhalefeti aşan milletin vicdanında köpürüp taşan bu haksızlıklara karşı doğru adımlar atılır, geri adımlar atılır, en kısa zamanda milletin talebi olan, partinin talebi olan kurultay yapılırsa bu defter kapanır, önümüze bakılır, iktidara yürünür."

"İĞRENÇ BIYIKLI TGRT'Cİ..."

"Genel başkan oldum, iki kişinin işine son verdim, iki. Kurultay salonunda anonsumuzu yapmayan, şarkımızı çalmayanla, o gün bizim arkadaşların tartaklanmasına vesile olan ikisini çağırdım. Daha önce görüştüğüm iki kuruma aynı şartlarda iş vaat ettim. Onun dışında bir tane emekçinin ekmeğiyle oynamadım, ekmeğine elimi sürmedim.

Genel başkanla gelen özel kalem gitmişti. Teklif ettim büronuzda çalışabilir, maaşını biz öderiz. Ocak'a kadar dursun sonra tazminat alsın dediler. Olur dedim.

Artık işler çığırından çıkıp bir tasarruf genelgesini bahane edip bugünlere geldiklerini görüp köprüleri atmaya vesile olana kadar bugün, partiye bu kötülükleri yapan şahsi avukatın dahi görevini sürdürmesi için önceden nasıl maaş alıyorsa aynısını almasına devam ettirdim.

Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıklı TGRT'ci, bu partide 24 yıldır çalışan, hepimize emeği olan Baykal'a, Kemal Bey'e, bana emeği, hizmeti olan canım arkadaşlarımızı, 24 yıllık emeği tazminatsız çıkarmış, kamuoyu tepki gösterince 'Bir inceleyeceğim' diyor. Gün gelecek, bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o berduşları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim, çok güzel bir şekilde. Sözün sonu, saflar nettir. Otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir."

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar