SU TASARRUFU SAĞLAYAN TASARIMLAR

Biraz önce radyoda dinledim. Türkiye bu hafta içerisinde beklenen yağışlı kışa kavuşuyor, ama radyodaki ses, İstanbul’daki yağışların kısa süreli ve pek de barajları doldurabilecek nitelikte olmayabileceğini belirtti. % 29,12 ye düşen ortalama su seviyemizle, son 10 yılın en dip halinde olduğumuzu belirtiyor uzmanlar. Yağacak o kar için ben bile bir yaz insanı olarak ilk kez sevineceğim!

Bundan uzun yıllar önce dönemin öncü TV kanalları arasında sayılan NTV’de düzenlenen Türk Mucit isimli yarışma programının jüri üyeleri arasındaydım. O günler için türünün ilk örneği olan bu yapım sebebiyle Anadolu’nun çeşitli kentlerinde bitmek bilmeyen saatler süresince yüzlerce proje dinliyor ve yüzlerce tanımadığımız insanla konuşuyorduk. Yayıncılık gereği bunların en çarpıcı anları kırpılıp biçiliyor, ekran başındaki izleyici için şaşırtıcı ve yer yer esprili bir içerik ortaya ustalıkla çıkarılıyordu. Alanında oldukça uzman isimlerle birlikte bir tasarımcı olarak bu yapımda yer almak bana ülkemizin yaratıcı potansiyeli hakkında bilgi sahibi olmak ve umutlanmak adına pek çok değer kattı. Tabii bu süreçte, dünyanın düz olduğunu savunan yarışmacılar, yaptıkları tasarımları eleştirdiğim için dış görünüşüme göre beni yargılayarak kaba saba sözlerle üstüme yürüyen akademisyenler, içeriğindeki kalitesizliği ile artık epey kabak tadı vermiş olan dijital platformlarda hakkımda yanlış ve eksik bilgilerle atılıp tutulanlar gibi pek çok nahoş yanı da olmuştu. Tam bir ülkemiz mozaiği. O koca yılı, hep yaratıcı fikirleri ve cesur yarışmacıları ile anımsıyorum.

Bu yarışmanın aklıma düşmesindeki sebep de işte o yarışmacılardan biri.

Düşündüğü ekolojik lavabo fikri ile finalistler arasında gördüğümüz Resmiye Körükçü, Kapadokyalı bir ev kadınıydı. Maalesef halk oylaması ile verilen büyük ödülü alamadı. Takip eden yıllar boyunca Resmiye’nin projesi için onunla pek çok kereler konuştum, buluştum, hatta ona  projesi için kullanması üzere bir sunum bile hazırladım. Hayat mücadelesinin içinde onunla bağlarım gitgide yok oldu; her seferinde beni köyüne ve evine davet etti ve benim de hep aklımda gitmek oldu, ne yazık ki ben on yıllardır Kapadokya’ya yolumu bir kez bile düşüremedim !

Resmiye fikrinin peşini bırakmayan bir girişimciydi. Basit gibi görünen fikri, bugün pek çok gelişmiş tasarım projesinde kullanılan temel prensibi işliyordu. Lavabodan akan temiz sayılabilecek suyu biriktirmek ve bunu örneğin bahçe sulamak veya klozetler gibi akan su gerektirecek yerlerde yeniden değerlendirmek. Bu temel fikri ürünleştiren pek çok proje var ama hala evlerimizde veya iş yerlerimizde bunları kullanmıyoruz. Dolayısı ile Resmiye’nin fikri hala geçerli bir girişim olarak önemini koruyor. Özelikle bu günlerde !

Bildiğiniz üzere, kış ayları bugünlere dek ülkemizde kurak ve sıcak geçti. Biraz önce radyoda dinledim. Türkiye bu hafta içerisinde beklenen yağışlı kışa kavuşuyor, ama radyodaki ses, İstanbul’daki yağışların kısa süreli ve pek de barajları doldurabilecek nitelikte olmayabileceğini belirtti. İstanbul barajlarındaki % 29,12 ye düşen ortalama su seviyesi ile, son 10 yılın en dip halinde olduğumuzu belirtiyor uzmanlar. Yağacak o kar için ben bile bir yaz insanı olarak ilk kez sevineceğim!

SUSUZ GEÇEBİLECEK GÜNLER İÇİN ACİL ÖNEMLER

İSKİ geçtiğimiz günlerde 21 maddelik su tasarrufu genelgesi yayınladı. Buna göre:

Harcadığımız suyun %70’inin banyoda ve tuvalette olduğunu düşünerek buradaki kayıplara odaklanmalıyız. Damlatan musluklar, akıtan klozetlerin acilen tamir edilmesi gerekli. Vanaları biraz kısarsak suyun biraz daha az şiddetle akmasını sağlayabiliriz. Bu uygulama ve musluk başlıklarına takılacak perlatör ile %50 tasarruf sağlayabileceğimiz belirtiliyor. Gerek banyoda gerekse mutfakta yıkama esnasında suyu açık bırakmamalıyız. Elimizi yüzümüzü sabunlarken açtığımız suyun %75 i boşa gidiyor. Mümkün ise sensörlü bataryalar tercih edebiliriz.

Çamaşır ve bulaşık makinelerimizi tam kapasitesi dolmadan çalıştırmayalım. Bulaşıkların ve çamaşırların makinede yıkanması oldukça büyük bir tasarruf sağlıyor.

Sebzeleri ve meyveleri akan suda değil bir kap içerisinde yıkamalıyız. Arıtma  cihazlarındaki atık suların değerlendirilmesi de önerilenler arasında. Sulama yapılıyorsa bunun buharlaşmanın en az olduğu sabah veya akşam saatlerinde yapılması gerektiği bildiriliyor. Arabalarınızı da lütfen bir süre sadece kova ve fırça ile yıkayın veya yıkatın. Halılarınızı bir süre yıkatmayın, sadece silin. Sokaklarda görülen her türlü su kaçağını İSKİ’ye bildirebilirsiniz. Yetkililer faturaların da kağıt yerine dijital olarak istenmesi için dilekçe vermemizi salık veriyor. Böylece  kağıttan ve kağıt için kullanılan sudan da tasarruf sağlanabilecek.

SU TASARRUFU SAĞLAYAN AKILLI TASARIMLAR

Her fırsatta tasarımın sadece estetik değerleri temsil eden bir meslek değil; yaşam kalitesini yükselten ve insanlığı geliştiren bir alan olduğunu belirtiyorum. Tasarımcılar dünyanın en önemli gelecek problemleri arasında gösterilen su kıtlığı adına pek çok fikri ve ürünü geliştiriyorlar. Bunların pek çoğu Nevşehir’deki evinde boşa giden su için üzülerek kendi imkanları ile bir icat gerçekleştiren Resmiye’nin duyarlılığına sahip meslektaşlar. Bunların bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyorum:

Akıllı evler denilince akla hemen ses ve ışık kontrolü sağlayan  mekanizmalar geliyor. Flo Technologies tarafından geliştirilen özel bir valf, evdeki su akışını da yönetmemizi sağlıyor. Böylece tükettiğimiz suyu ölçümleyebiliyor, bu veriyi kıyaslayarak kendimize hedefler belirleyebiliyoruz. Flo sistemi sayesinde, istenmeyen bir arıza  durumunda borudaki su akışı otomatik olarak kesilebiliyor ve  hani şu filmlerde sıkça rastlanan meşhur borudan su fışkırma sahnesi tarih oluyor. Suyun derecesini, şiddetini yönetebildiğiniz, tüm tüketiminizi takip edebildiğiniz bu akıllı tasarıma şuradan ulaşabilirsiniz: meetflo.com

Birleşik Krallık’ta genç girişimcilerin fikirlerini bir sonraki aşamaya ulaştırmalarını sağlayan bir ödül fonu var: UK Young Innovator Awards. Bu programda geçtiğimiz yıl ödül sahibi olan Lylo Products, Joanna Power ve Paramveer Bhachu tarafından 2020’de kurulmuş yeni bir firma. İkilinin tasarımı olan yeni bir cihaz, duşta kullanılan suyu arıtarak, çamaşır yıkıyor. Aldıkları fon ile cihazın prototiplerini yapıp, test kullanımlarını  bitirdikten sonra piyasa sürmeyi hedefliyorlar. Tasarımcılar amaçlarının ulaşılabilir yani her eve girebilecek ekonomik tasarımlar olduğunu belirtiyor. Böyle bir ürün satışta olsaydı her halde hepimiz su faturalarımızı azaltmak için alır ve kullanırdık. Tasarımcılar ve üreticiler bu fırsatı gördüklerinden, prensipte mümkün olan bu fikri  ürünleştirmek için büyük çaba harcıyorlar. Lylo tarafından geliştirilen ve ödül alan bu ürüne benzer pek çok farklı konsept de  bu günlerde deneme aşamasında.

Kullandığımız makinelerde su tasarrufu sağlayan ”eco” yıkama  seçenekleri artık nerede ise bu cihazların sıradan bir özelliği haline dönüştü. Asıl soru şu: hangimiz bu seçenekleri tercih ediyoruz? Benim çamaşır makinemdeki bu seçenek çamaşırları 4 saatte yıkamayı vaat ediyor; bu nedenle sadece bu zamanlama bana uygun ise kullanabiliyorum. Bulaşık makinemdeki eco seçeneği standart olarak kullanıyorum ve ancak özel bir yıkama gerekli ise diğer alternatiflere yöneliyorum. Çok uzun bir süredir şımarıklık yapıp çamaşırlarımı her hafta yıkamıyorum ve benim için oldukça zorlu olsa da biriktiriyor; ayda bir kez toplu olarak yıkamayı tercih ediyorum. Kurutma makinemin depoladığı atık suyu içinde deterjan kalıntıları olabileceği için tuvalette veya temizlik suyu olarak kullanmayı tercih ediyorum.  İtiraf edeyim, pek alışkanlığım olmadığı halde, son dönemde eşiğine geldiğimiz su krizinden epey korktuğum için, akan suya fazlaca dikkat etmeye ve aralarda kapamaya başladım ve sebzeleri önerildiği gibi kabın içinde yıkadım. Siz neler yapıyorsunuz? Lütfen yazın bana. Dikkat etmez isek hepimiz kar duasına çıkacağız yakında !

iki adet screenshot birlikte kullanılırsa sevinirim, bunların altına gelecek metin ise şöyle:

Xeros Tech tarafından yaklaşık on yıl önce geliştirilen bir teknoloji ile çamaşırlar plastik polymer boncuklar ile yıkanıyor. Xorbs denilen bu boncukları su yerine kullanma  fikri,  kırsal bölgelerde çamaşırların taşlara ve kayalara vurularak temizlenmesi geleneğinden doğmuş. 1000 kullanıma kadar efektif olan bu boncuklar ile çamaşır yıkamada suyun %70 oranında azaltıldığı belirtiliyor. Deterjan kullanımı da %50 azalacak. markanın on yılı aşkın süredir bu fikirle uğraşmasının sebebi belki de düzenleri bozulsun istemeyen deterjan üreticileri ve elbette geleneksel biçimde suyu kullanan makineler üreten dayanıklı tüketim malları üreten sanayidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Özlem Yalım Arşivi