Kerem Kırçuval

Kerem Kırçuval

İHANET BİR BİLMECEDİR

İzlediklerimiz ne bir narkotik dizisinden bölümler ne de devlet içindeki çeteleri anlatan bir filmden fragman.
Tonlarca kokainden de söz ediliyor, eski bir siyasetçinin milyar dolarlık bir limana çökmesinden de. Yabancı bir gazetecinin tecavüze uğradığı da anlatılıyor, ardından cinayete kurban gittiği de.
Her bölüm bir macera gibi.
Neresinden tutulacağı kestirilemiyor.
O kadar çok yanıtsız soru var ki…
Meğer dedirtiyor insana, biz uyurken neler oluyormuş neler?
İktidarlar son dönemlerinde yaşar bunları. Eski Türkiye’de de böyleydi. Son olaylar Türkiye’nin de bizim de devletin de neredeyse hiç değişmediğini göstermiyor mu aslında?
Yolsuzluklar, hırsızlıklar, talanlar ve çökmeler büyük soygunların yanında küçük bir öyküye dönüşüyor. İhbar telefonları birbiri ardına çalıyor.
Cumhuriyet’in savcıları hareket etmiyor, ettirilmiyor adeta. İftira dedikleri ispatlanmıyor. Açıkta bırakılıyor iddialar, telin edilerek geçiştiriliyor olaylar.
Gemiler yürümeye, katarlar mal taşımaya devam ediyor.
Güç ve otorite; katilleri, yeraltı örgütlerini, uyuşturucu kaçakçılarını, hırsızları, dolandırıcıları, talancıları enselemek için kullanılmıyor. İddialara bakılırsa yardımcı olunuyor.
Yönetmenin sihirli şehvetinin esareti yaşanıyor sanki. Güç zehirlenmesi aynı zamanda bunun adı. Türkiye savruluyor.
Ahalinin, ekonominin, fukaralığın halini tekrara gerek var mı? Bu düzen, bu kavramları çoktan beridir yok sayıyor. Hiç bitmeyecek sanılan bu rüyada onlara yer yok.
“Eski Türkiye” nasıl yalan bir kavram ise “Yeni Türkiye” çok daha büyük bir yalan.
Ve büyük yalanlar daha çok iş yapıyor.
Ama hepsinin kaderi, küçük de olsa büyük de olsa aynı. Gerçeğin ortaya çıkmak gibi yenilmeyen bir özelliği var. Tarih de değiştiremiyor bu gerçeği, güç de gücü elinde tutanlar da.
Son videolardan sonra “Memleketi Kolombiya’ya çevirdiler” diyenleri okudum geçenlerde. Attila İlhan’ın “Tut ki gecedir” isimli nefis şiiri geldi aklıma.
Büyük şair bugünleri özetlememiş mi?
“Tut ki gecedir
karanlık sıvaşır ellerine camlardan
birden kırmızıya döner
trafik ışıkları
kükürtlü dumanlar yükselir
korkuya batmış
cam kırığı adamlardan
tehlikeye büyür sakalları
tut ki gecedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar
yeraltı örgütleri tetik üstünde
adres değiştirmiş silah kaçakçıları
fahişeler birbirinden kuşkulanıyor
tut ki gecedir
katiller huzursuz
hırsızlar sinirli
hainler ürkekçedir
elleri telefona kendiliğinden uzanıyor
ihanete gece müthiş bir gerekçedir
ihbarlar birer sansar
bir telefondan bir telefona atlar
ihanet bir bilmecedir…”
Gerçekten ihanet bir bilmece, ihanete gece müthiş bir gerekçedir. Öyledir, katiller huzursuzdur, hırsızlar sinirlidir, hainler ürkekçedir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kerem Kırçuval Arşivi