Mert Yılmaz
Odak artık enflasyonda değil
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Haziran ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını dün gerçekleştirdi ve politika faizini değiştirmeyerek %37’de sabit bıraktı.
Piyasanın genel beklentisi de Merkez Bankası’nın faizi sabit bırakacağı yönünde idi.
Merkez Bankası, ABD ile İran arasında başlayan savaşın ilk günlerinde bir ara toplantı yaparak örtülü bir faiz artışı yapmıştı. Ama aradan geçen yaklaşık üç ayda, alınan karar artık bir garabete dönüşmüş durumda. Kağıt üzerinde faiz %37 ama fiili olarak piyasada uygulanan faiz %40. Çünkü Merkez Bankası fonlamayı uygulamakta olduğu koridorun üst bandından gerçekleştiriyor. “Merkez Bankası acaba politika faizini 300 baz puan artırarak %40’a yükseltir mi?” sorusu da kafalarda vardı. Karar bu yönde çıkmadı ama çıksa da bu zaten bir faiz artırımı olmayacaktı ki. Zaten %40 olan faizi, %40’a yükseltmiş mi olacaktı Merkez Bankası?
Ancak politika faizini %40’a yükseltir, otomatikman koridorun üst bandı %43’e yükselir ve fonlamayı koridorun üst bandı olan %43’ten yapsaydı ya da %40’ın üzerine taşısaydı o zaman gerçek bir faiz artışından söz edebilirdik.
Enflasyon beklentilerinde bozulma olduğu çok net. Merkez Bankası da bunu son Enflasyon Raporu sunumunda kabul etti ve 2026 yılsonu enflasyon tahminini %26’ya yükseltti. Beklentilerdeki bozulmanın çok büyük bir kısmı enerji fiyatlarında yaşanan şoktan kaynaklı. Dolayısı ile faiz artırarak enflasyon beklentilerindeki bozulmayı düzeltmek mümkün değil.
Geçtiğimiz hafta açıklanan enflasyon verilerinde çok da konuşulmayan dikkat çekici bir nokta var. Mayıs ayında aylık ÜFE, TÜFE’den yaklaşık bir puan yüksek açıklandı. Türkçesi; üretim maliyetlerinde artış var, talep zayıf olduğu için üreticiler maliyet artışlarını tam olarak fiyatlara yansıtamıyorlar. İlerleyen dönemde talepte bir canlanma söz konusu olursa bugünlerde piyasa koşullarından kaynaklı yapılamayan zamların fiyat etiketlerine yansıyacağı kesin.
Savaş ile ilgili riskler azalırken, iç siyasetteki tansiyon her geçen gün biraz daha artıyor. Bu süreçte Merkez Bankası’nın odağının enflasyondan çok döviz rezervlerine kaydığını düşünüyorum.
Yaşananlara rağmen piyasada bir döviz talebi yok. Savaş başlangıcında önce yabancı yatırımcı çıkışları ile gerileyen döviz rezervlerine son darbe son günlerde çok hızlı düşen altın fiyatlarından geldi. Merkez Bankası rezervlerinin önemli bir kısmı altından oluşuyor. Merkez Bankası döviz satmasa bile düşen altın fiyatları rezervlerde bir azalışa sebep olacak. Tıpkı altın fiyatlarında yaşanan yükselişin pozitif etki ettiği günlerdeki gibi.
Merkez Bankası mevcut faiz seviyesinin yatırımcının TL’de kalmasına yetip yetmeyeceğini gözlüyor. Günün birinde döviz talebinde bir artış sinyali görülürse faiz ancak o zaman artırılır, enflasyon beklentileri bozuldu diye değil.