Mert Yılmaz
Savaş gölgesinde PPK
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısını dün gerçekleştirdi ve politika faizinde bir değişikliğe gitmeyerek %37’de sabit bıraktı.
Yukarıdaki cümle kağıt üstünde doğru ama uygulamada savaş başladığında Merkez Bankası örtülü faiz artışına gitmiş ve piyasayı fonlamayı haftalık repodan (%37) değil de gecelik borçlanmadan yaparak (%40) zaten 300 baz puanlık bir örtülü faiz artışı yapmıştı.
Dün yapılan toplantı öncesinde de piyasanın genel beklentisi faizi sabit bırakacağı yönünde idi. Savaş öncesinde 50 baz puanlık bir faiz indirimi varken, savaş bu beklentiyi olduğu gibi ortadan kaldırdı. Hatta Merkez Bankası bir faiz artışına gider mi soruları da dillendirilmeye başlanmıştı.
Bir diğer senaryo ise politika faizini sabit bırakırken, acaba koridorun üst bandını yukarı taşıyarak kendine daha geniş bir tampon alan yaratır mı beklentisi idi. Merkez Bankası ne politika faizine dokundu ne koridora, toplantı yapılmamışçasına topu 22 Nisan’da yapılacak bir sonraki PPK toplantısına kadar taca attı.
Halihazırda Merkez Bankası hiçbir ilave karara gerek kalmaksızın fonlamayı Geç Likidite Penceresi’ne (GLP) çekerek %43’e yükseltebilir. Bir başka ifade ile örtülü biçimde bir 300 puanlık daha faiz artışı için alanı var.
Esas tartışılması gereken konu; savaş uzarsa Merkez Bankası örtülü faiz artışlarından vazgeçerek bugün itibari ile %37 olan politika faizini resmi olarak artırır mı yoksa yan yollarda gezinmeye devam mı eder?
Düşüncem Merkez Bankası da sürecin çok uzamayacağını düşünüyor belki de pek çoğumuz gibi umuyor. Hayat normale dönerse Merkez Bankası da gerek uyguladığı yöntem gerekse faiz oranında normale dönecektir. Ama süreç uzarsa bu örtülü adımların süresi çok uzamamalı. “Faizi artırmamış gibi” davranmadan net pozisyon almalıdır. Ortada bir savaş var, bu savaşın ekonomik sonuçları olacak, bunu kimse yok sayamaz. O nedenle üzerinde hiçbir baskı hissetmeden atılması gereken adımları atmalıdır.
Savaşın etkisi başta petrol olmak üzere enerji grubunda ciddi bir fiyat artışına neden oldu. Süreç uzadıkça küresel ekonomide büyümenin aşağı, enflasyonun yukarı doğru baskılanacağı kesin.
İçeride de beklentilerde bozulma kendini hissettirmeye başladı. Eşel mobil sistemine geri dönülse de her sektörde maliyet baskısı kendini hissettirmeye başlayacak. Bu gelişmelere bağlı olarak ben de 2026 yılsonu için %24 olan enflasyon tahminimi %27’ye, %30 olan yıl sonu politika faizi tahminimi ise %32’ye yükselttim.
Enflasyonda işler istenilen hızla gitmezken ortaya çıkan savaş Merkez Bankası’nın oyun alanını iyice daralttı.
Süreçte kalıcı bir iyileşme olmazsa 22 Nisan’da yapılacak PPK toplantısında da pas geçilmesi yüksek olasılık.
Tabi ki; savaşın seyri beklentilerin aşağı ya da yukarı yönlü revizyonu üzerinde belirleyici olacaktır.