Yine mart yine dalgalanma

Dünya ekonomisi son dönemlerin en büyük belirsizlik sürecinden geçiyor. Bir yandan savaş devam ediyor, diğer yandan ateşkes ya da barışa yönelik birbiri ile taban tabana zıt açıklamalar geliyor ve tüm bunlar başta petrol ve altın olmak üzere finansal varlıkların fiyatları üzerinde ciddi bir oynaklığa neden oluyor.

Sürecin nereye ve ne zaman evrileceği konusunda kimsenin bir tahmini yok. İyi niyet içeren düşüncelerin senaryolaştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Net olan bir şey var ki; savaş bittiğinde bir hasar tespit raporu karşımıza çıkacak. Her geçen gün bu hasarın daha da derinleştiği ise bir başka gerçek.

100 USD ve üzerinde seyreden bir petrol fiyatının dünya ekonomisinin büyümesini aşağı çekeceği net. Kasım ayında ABD’de yapılacak olan seçimleri de göz önüne alacak olursak Trump’ın da bu tablodan hoşnut olmadığını tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. Başta petrol olmak üzere enerji fiyatlarında ve taşımacılık maliyetlerinde ortaya çıkan artışların ise dünyayı arz yönlü bir enflasyon ile karşı karşıya bırakacağı da kesin.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülke merkez bankalarının tamamı kendini “Bekle-Gör” moduna almış durumda haklı olarak. Gelecek bir haber, atılacak bir adım para politikalarının yeniden şekillenmesine neden olabilir. Sürecin uzaması faiz indirimi beklenen merkez bankalarının faiz artırımına geçmesine neden olabilir.

Savaşın başlaması ile birlikte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası örtülü faiz artışına gitmiş ve piyasayı fonlamayı haftalık repodan (yüzde 37) değil de gecelik borçlanmadan yaparak (yüzde 40) zaten 300 baz puanlık bir örtülü faiz artışı yapmıştı. Bugün itibari ile bir ara toplantıya gerek kalmadan tüm fonlamayı Geç Likidite Penceresi’nden vererek faizi bir 300 baz puan daha artırarak yüzde 43’e kadar yükseltme imkanı da var.

Enflasyon beklentilerinde bir bozulma yaşanıyor. Yıl sonu enflasyon tahminleri yüzde 30 sınırına yaklaşmış durumda. Bu ortamda OVP’de belirlenen hedeflerin en azından 2026 yılına ait olanların gerçekleşmeyeceği bugünden belli oldu. Savaş kısa sürede biterse hemen, süreç uzarsa çok fazla zaman kaybetmeden makroekonomik tahminlerin revizyonu gerekiyor.

22 Nisan tarihinde yapılacak Nisan ayı PPK toplantısında Merkez Bankası acaba nasıl bir adım atar sorusunun cevabı aranmaya başladı bile. Birincisi önümüzde yaklaşık bir aylık bir süre var ve bu ortamda bir ay çok uzun süre. Bugünden bir tahminde bulunmak bence çok gerçekçi değil.

Ancak enflasyon beklentilerinde yaşanan bozulmaya rağmen bu sürecin bir faiz artırım döngüsüne girilerek yönetilmesini şu aşamada çok doğru bulmuyorum. Arz yönlü gelen bir enflasyonu, talebi kısmaya çalışarak yönetmek doğru bir yöntem değil. Elbette alınması gereken önlemler var. Özellikle maliyetleri rahatlatacak adımlar olmalı bunlar.

Yine geldik aynı yere. Neden her şeyin çözümünü sadece faizde arıyoruz? Ya da şöyle sorayım; Her sorunun çözümünü faizde aramaktan ne zaman vazgeçeceğiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mert Yılmaz Arşivi

Savaş gölgesinde PPK

13/03/2026 07:00

Merkezden öncü sinyal

23/01/2026 07:00

Tesadüfün böylesi

05 Aralık 2025 Cuma 07:00

YOKSA…

08 Kasım 2025 Cumartesi 07:00

Küçük adımlarla yola devam

24 Ekim 2025 Cuma 00:34