Haldun Solmaztürk

Haldun Solmaztürk

Mekke İttifakı

Açılım, butlan, Apo çıkacak mı, Adalet Bakanı ‘Demirtaş çıkmayacak’ dedi mi demedi mi tartışmaları sürerken, Erdoğan’ı Mekke’de anlaşma imzalarken gördük.

Yapılan, tam da savaşın ortasında, savaş sürerken; İran’ı çevreleyen üç komşu ülke—Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye—arasında bir askeri ittifak ama kime karşı olduğu belirsiz-miş.!

İttifakın henüz bir adı yok; ‘Yok-Hükmündedir’ bakanlığı ‘Mekke İttifakı’ diyor.

Böyle damdan düşmüş gibi bir anlaşma 2015’te yine oralarda imzalanmıştı.

O ‘İslam Ordusunun’ karargahı da Riyad’daydı. Türkiye dahil 43 İslam ülkesi üye vardı—İran yoktu. İran yoktu ama ‘destekleyen’ ülkeler vardı; İngiltere, Fransa, ABD.!

Anladınız siz oni.?

Suudi Arabistan’daki tören geçişi Suudi kralı Abdülaziz’in siyasi şovuna dönüşmüştü. Tören alanındaki dev pankartta ‘Bu ordu ne diye sorarsanız, bu Muhammed ordusudur’ yazıyordu.

O ‘Muhammed Ordusu’ anlaşması da—Mekke İttifakı gibi—gizlilikle kotarılmıştı.!

Ansızın, Suudi Arabistan’da dalgalanan Türk bayrağını ve yürüyen İslam Ordusunu görmüştük.

Cuma günü de böyle oldu.!

Suudilere göre anlaşma bir ‘askeri ittifak’ değil ama bunu Türkiye dışişleri bakanına da anlatsalar iyi olur; çünkü ona göre tam da öyle…

Bakan Bey, geçen gün Propaganda Bakanlığı bağlısı Anadolu Ajansında konuşuyordu.!

(Anadolu Ajansı deyip geçmeyin, genel müdürü Kartal İmam Hatiplidir—kadrosu öyle.!)

İyi ki de konuştu, yoksa fal bakmaya, remil atmaya devam edecektik.!

Arkadaşlar “İki yıl sekiz aydır konuşuyorlarmış” bu ittifakı…

Güvenlik paktının “Fikir düzeyinden kavrama, kavramdan anlaşmaya geçmesi” zaman almış.!

Almış da kimsenin haberi yok—Milli Güvenlik Kurulu’nun bile.!

MGK’nın Mart 2025 toplantısında, Avrupa’nın güvenliği için “Türkiye’nin vazgeçilmez rolüne” (arkadaşlarda böyle bir sendrom var) işaret edilerek AB bünyesindeki girişimlerde yer alma arzusu ifade edilmiş; yani öyle ‘Körfez’ bölgesinin güvenlik ve istikrarına omuz verme gibi bir niyet yok, hiç olmamış…

Mayıs 2025 toplantısında “Kuzey ve Doğu Afrika’da cereyan eden hadiseler”, Kasım 2025’te ‘Sudan’daki çatışmalar” bile görüşülmüş ama Körfez yok.!

Hatta, anlaşmanın imzalanmasından bir gün önceki 6 Ağustos toplantısının gündeminde de bu ‘çok önemli’ anlaşma yok—nedense.?

O zaman bu anlaşma—piyangodan çıkmadıysa—nereden, kimden, hangi ihtiyaçtan ortaya çıktı, kim, kimi, kime karşı, kimlerle beraber, nasıl koruyacak?

‘Yok-hükmündedir’ bakanlığının başındaki arkadaşa “İran’a ya da İsrail’e mi karşı?” diye soruyorlar; öylesine “Bize saldırmayan hiçbir ülke bizim hedefimizde değildir” diyor.

Beyefendi diyor da sorun şu; böyle ‘ortaya karışık’ bir dille tehdit tarifi yapılan ittifak olmaz.!

İttifakların—kavramsal olarak—mutlaka bir tehdit algısı vardır; somut olarak tanımlanmasa bile muhtemel tehditler varsayımlara dayalı olarak tariflenir, öyle çalışılır.

Bu teknik bir ihtiyaç; bir de -- siz kendi kendinize ne derseniz deyin -- siyasi algı vardır.

İranlılar, “Bu neyi değiştirir ki? İran üzerinde İsrail ve Amerika’dan daha fazla baskı mı yaratacaklar? Bu üç ülkenin gücü İsrail ve Amerika’dan daha mı büyük?” diye soruyorlar.

“Suudiler, yıllardır onların sütlerini sağan Amerikalılar yerine Türkiye ve Pakistan’la imzalanan bir kağıdın da güvenlik getirmeyeceğini artık anlamalılar” diyorlar.

Yapmaya çalıştıkları şey ‘İslam Natosu’ gibi görünüyor—en azından, belli ki niyet o.!

Bir ülkeye yapılan askeri saldırı hepsine yapılmış sayılacakmış—öyle söylüyorlar—ama ortada henüz bir anlaşma metni yoksa, yani bu ifadenin ne anlama geldiği, ‘hangi tedbirlerin, nasıl, ne maksatla, hangi usullerle’ alınacağı belirsizse bu imza telaşı nedir?

Bir garip durum da bakan beyin ittifak algısında; “Allah korusun, muharebe senaryosunda kendinizi bulduğunuz zaman” diyor. ‘Askeri ittifaklar’ zaten savaşmak için kurulur; inşallahla maşallahla askeri planlama olmaz.!

Bir de “Bölgeye kalıcı istikrarı getirecek en önemli adım” aforizması var ki evlere şenlik…

Sözde, “Cumhurbaşkanımızın vizyonunda bölgedeki bütün ülkelerin bu çatının altında toplanması” varmış.

Gerçekten öyle bir vizyon (!) varsa o vizyonu hiç anlamamışlar.!

Kalıcı istikrar, böylesine dışlayıcı askeri ittifaklarla değil ancak kapsayıcı güven artırıcı önlemler sistemiyle sağlanabilir.

Ben ne söylüyorum sazım ne çalıyor…!

Bizim bu kadar sorunumuz ve kısıtlı kaynağımız varken, bir krizin tam ortasında—bir kere daha—niçin ve nasıl olup da Amerika’nın kuyruğuna takıldığımızı bilen varsa beri gelsin.!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Haldun Solmaztürk Arşivi

"Bizim Kanunimiz…”

15/07/2026 07:00

Eğreti ‘Kahraman’

01/06/2026 07:00