Mutlu Hesapçı

Mutlu Hesapçı

Cazın peşinde Alanya’ya bir kaçış

Biz festivallerle büyüyen ve festivalleri kaçırmayan bir kuşaktık. Konser ayrı ama festival dediğimiz etkinlik çok özel bir zaman dilimi. Çünkü içinde çok sayıda konser olan ve sizi kısa zaman diliminde dünyadan koparan, etkinliklerin içinde sizi oraya ait hissettiren duyguların bütünü festivaller.

Ayvalık Film Festivali’nden gelirken, kendimi Adana Altın Koza Festivali’ne gitmeye hazırlanırken buldum. Alanya Caz Festivali’ne giderken ise başka bir festivalin yolculuğuna çıktım. Alanya Caz Festivali 20. yılındaymış ve bu festivale ilk kez davet edildim. Onca yorgunluğa rağmen arada bir kaçış planı olarak gitmek istedim çünkü festivalin programı o kadar zengindi ki kaçırmak istemedim.

Festivalde kimler kimler yoktu ki: Kerem Görsev Trio, Önder Focan & Şallıel Bros “Funkbook” (feat. Cansu N. Akarsu), The Puppini Sisters, Eylül Ergül, Ivan “Melon” Lewis & The Cuban Swing Express, İzzet Öz (Jazz Talks - Söyleşi), Neşet Ruacan, Önder Focan, Cem Tuncer, Selen Gülün, Della Miles, Cem Tuncer All Star Band (feat. Selen Beytekin, Dilek Sert Erdoğan & Selen Gülün), Burçin Büke Quartet ve Buika.

festival-genel

20 yıldır süren bir caz festivali…

20. yılında Uluslararası Alanya Caz Festivali, deniz, güneş ve tarih kadar cazın da Alanya’nın kimliğinin bir parçası olduğunu hatırlatıyor.

Alanya Belediyesi ve Alanya Turizm Tanıtma Vakfı (ALTAV) tarafından bu yıl 20. kez düzenlenen Uluslararası Alanya Caz Festivali, 12-20 Eylül tarihleri arasında gerçekleşti. Festivalin son iki gününde ben de vardım. Alanya’ya ilk kez gidişim Alanya Caz Festivali ile oldu ve gerçekten de cazın büyüsünde geçen, unutmayacağım anlar yaşadım.

Alanya’da nereye baksanız bir muz bahçesiyle karşılaşıyorsunuz. Bu manzara, üstelik denizin içinde olan tarihi bir şehrin kendisi bile büyüleyici. Üstüne caz müziğinin de şehrin sesine dönüştüğü anlara şahitlik etmek insanı yenileyen bir şey. Selçuklu mirası tarihi Kızılkule Meydanı’nda ve Alanya Kalesi’nin büyüleyici atmosferinde olmanızı çok isterdim.

Uluslararası Alanya Caz Festivali, İstanbul Caz Festivali’nden sonra ülkemizin en uzun soluklu ve kesintisiz yapılan caz festivallerinden biri olma unvanını taşıyormuş. Festivali daha detaylı öğrenmek istedim; ALTAV Başkanı, Alanya Belediye Başkan Danışmanı ve organizasyon koordinatörü Abdurrahman Açıkalın’a sordum.

abdurrahman-acikanlin-belediye-baskani-ile

Mutlu Hesapçı: Festivale ilk kez geliyorum, beni ilk kez davet ediyorsunuz. Alanya hep biraz turizm, deniz, güneş ve yabancı turistlerle anılıyor. Ama 20’ncisi yapılan bir caz festivalini her koşulda sürdürebilmek çok özel bir şey. Neler düşünüyorsunuz?

Abdurrahman Açıkalın: Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Biz 2024’ten beri Alanya Uluslararası Caz Festivali’nin organizasyonunu yapıyoruz. Yeni seçilen belediye yönetimi olarak ilk organizasyonlarımızdan biri. Ülkemizde uzun süre herhangi bir organizasyonun devamını sağlamak çok zor. Kültür, sanat, spor… Hele hele bir de caz olunca çok daha zor. Ama ne olursa olsun, 20 seneden beri Alanya’da yapılan bir organizasyon. Alanya’nın marka kimliğini üst seviyeye taşımak adına çok önemli. Biz de son üç seneden beri bu organizasyonu yapmak için tüm çabamızı sarf ediyoruz. Geçen seneki organizasyonumuzu, bölgemize yakın alanlarda yangın olduğu için maalesef yapamadık. Bu sene gerçekleştiriyoruz. Gururla şunu söyleyebilirim: Türkiye’deki caz festivalleri arasında, 30’lu yaşlarını geride bırakan İstanbul Kültür Sanat Vakfı ve Akbank Caz Festivali’nin hemen sonrasında 20’nci yılını yapan bir organizasyon olarak Alanya Caz Festivali’nin de ayrı bir yeri vardır. Festival halka ücretsiz. Dört gün sürüyor. Her gün iki sanatçı ya da grup performans gösteriyor. Toplam sekiz sanatçı veya grup var; bunun dördü Türk, dördü yabancı. Böylesine doğal bir dağılımımız var.

Mutlu Hesapçı: Ben bütün festivalleri takip ediyorum. Akbank Caz Festivali ve İKSV gibi çok köklü kurumlar var. Ama sizin belediye ve vakıf olarak gerçekleştirdiğiniz festivalin biraz daha farklı bir durumu var, değil mi?

Abdurrahman Açıkalın: Çok doğru. Şüphesiz ki uzun yıllardan beri Alanya Belediyesi’nin çok büyük emekleri var. Hâlâ çok büyük emekleri var. Organizasyon komitesi başkanımız Alanya Belediye Başkanımızdır. Bunun yanı sıra Alanya Turizm Tanıtma Vakfı’nın da çok büyük desteğiyle bu büyük operasyon gerçekleşiyor. Siz de gördünüz. Takdir edersiniz ki bu kadar kişinin dört gün boyunca şehrimize gelmesi, ağırlanması, transferleri, sahnenin kurulması ve daha birçok unsurun tamamı çok güzel bir imeceyle gerçekleştiriliyor.

Mutlu Hesapçı: O zaman şunu da anlıyoruz: Dünyaca ünlü caz müzisyenlerini, Türkiye’den sanatçılarla birlikte Alanya’ya getirmek ve bu organizasyonun üstesinden gelmek hiç kolay değil.

Abdurrahman Açıkalın: Hiç kolay değil. İnanın, sizin nezdinizde bunu bir sürpriz olarak da vermek isterim. Önümüzdeki yıllarda dünyada ün sağlamış büyük sanatçıları da şehrimize, ülkemize getireceğiz.

Mutlu Hesapçı: Harikasınız. Caz müziği sizin için ne ifade ediyor? Özel bir ilginiz var mı?

Abdurrahman Açıkalın: Caz müziği benim kendimi bildiğimden beri, çok gençlik yaşlarımdan beri takip ettiğim bir müzik türüdür. Cazın yanı sıra blues’un da çok içindeyimdir. Çok severim, çok severek dinlerim. Bir parça gitar çalarım, bir parça piyano çalarım. Haddimi aşmak istemem. Konserleri Alanya’ya gelmeden önce de çok yakından takip ederdim. İki-üç sene öncesine kadar… Yani caz müziği hayatın bir ritmi, hayatın bir parçası, belki de hayatın ta kendisi. O yüzden çok şey ifade eder benim için. Bu kavram şehrimize 20 seneden beri oturdu ama biz bunu çok daha ileri götürmek, daha da yerleştirmek için çaba gösteriyoruz.

img-20260920-wa0007

İzzet Öz bu yılın onur konuğumuz oldu

Mutlu Hesapçı: Peki, ilgi nasıl? Ben gördüğüm kadarıyla halkın oldukça ilgisi var.

Abdurrahman Açıkalın: Tabii ki. Bin 200 kişilik oturma grubumuz var. Bugün son gecedeyiz. Her gün burada bin 200 kişilik oturma grubunun yanı sıra ayakta izleyenler de oluyor. Günün sonunda bu bir pop konseri olsaydı iş kolaydı. Ama caz olduğu için çok daha spesifik bir şey var. Mesela bu sene ilk kez “Caz Konuşmaları” yaptık. Moderatör İzzet Öz’dü. Değerli İzzet Öz aynı zamanda onur konuğumuzdu. Bunun yanı sıra Önder Focan, Ferit Odman, Kerem Görsev, Cem Tuncer gibi çok sayıda sanatçımızı ağırladık.

Caz Talks bizim için ayrıca çok önemliydi. Cem Tuncer ayrıca Alanyalıdır. Alanya’nın yetiştirdiği bir caz müzisyenidir. Müthiş, çok gurur duyulası bir isim. Caz Talks’ta bile neredeyse bin kişilik oturma grubunun yarısı doluydu. Bunlar çok değerli. Orada grubun aktaracağı tüm bilgiler o kitle tarafından anlaşıldı. Caz Talks konseptini devam ettireceğiz. Gelecek sene iki defa yapma niyetimiz var. Farklı konseptler içerisine oturtmak istiyoruz. Bu organizasyonu birebir halkın içine yedirmek istiyoruz. Gördüğünüz gibi büyük LED ekranlar da koyduk. Alana gelemeyip dışarıda kalan insanların da izleyebilmesi için. Bunlar şehrimizde bir marka olarak konumlanmamız açısından çok önemli. Bugün var, yarın da var olacak.

Mutlu Hesapçı: Alanya Turizm Tanıtma Vakfı olarak turizmde bir üçleme var: Deniz, kum, güneş. Bunun yanı sıra spor turizmi, kültür ve sanat da artık Alanya’nın önemli başlıkları arasında aslında ama çok ön plana çıkmıyor gibi…

Deniz, kum, güneşin ötesinde bir Alanya

Abdurrahman Açıkalın: Evet. Biz Alanya Turizm Tanıtma Vakfı olarak turizmde bir üçleme vardır, değil mi? Deniz, kum, güneş. Buna yanı sıra bir spor turizmi konseptini ortaya koyduk. Dünyadaki tek ve Uluslararası Voleybol Federasyonu tarafından “Mükemmeliyet Merkezi” unvanı alan bir tesis oluşturduk. O tesisi yaparken bir yıl boyunca orada hem uluslararası büyük turnuvalar, hem kamplar hem de eğitim amaçlı kullanımlar gerçekleştirdik.

Çok gurur duyduğumuz bu tesisin yanı sıra cazda da bir marka olmayı amaçlıyoruz. Ulusaldan ziyade uluslararası alanda bir platforma yerleşmek istiyoruz. Bizim için çok çok değerli. Sadece deniz, kum, güneş olarak anılmak istemiyoruz.

Mutlu Hesapçı: Zaten tesisleri ve bahçeleri gezdiğimizde bunu gördük. O kadar büyüleyici ki… Rengârenk tropikal meyveler; mangolar, avokadolar, ejder meyvesi… Coğrafi olarak da çok şanslısınız. Deniz, kum, güneş ve harika bir tarihi dokunuz var. Antik kent Syedra’yı da gezdik. Bunun yanına spor, kültür, sanat ve festivalleri katmaya devam edeceğinizi ifade ediyorsunuz.

Abdurrahman Açıkalın: Siz çok güzel özetlediniz. Tam olarak da bu. Biz Allah’ın bahşettiği topraklarda yaşıyoruz. Tarih öncesi zamanlarda da burası böyleymiş. Zaman zaman değerini bilmediğimiz bir hale getirmişiz. Maalesef insanoğlunun yaptığı kötülüklerle…

Ama biz şehrimizdeki bu değeri biliyoruz. Sizin de az önce bahsettiğiniz unsurları daha fazla öne çıkartarak şehrimizin uluslararası marka konumunu perçinlemek çok arzu ettiğimiz bir şey.

Christmas Market etkinliği

Mutlu Hesapçı: Emeğinize sağlık. Son olarak Christmas marketinizi de bilmiyordum, yeni öğrendim.

Abdurrahman Açıkalın: Türkiye’de tek. Aralık’ın ikinci haftasında yapıyoruz, Noel Pazarı olarak gerçekleştiriyoruz. Alanya’da 30 ülkeden 48 bin yerleşik Alanyalı var. Rakamın yüksekliğine bakar mısınız? Dolayısıyla iki gün süren bu festival böyle dolup dolup taşar.

Esnafın da çok büyük bir arzusu var; “Üç güne çıkartalım” diyorlar. Çünkü tam kışın ortasında şehre çok büyük bir renk geliyor. Çok renkli bir etkinlik oluyor. Yerli yabancı halkın bir arada yaşadığı ve güzel yaşadığı bir yer Alanya.

guvenc-burcin-ben

ALANYA CAZ FESTİVALİ SOHBETLERİ

Deniz Sincar, Burçin Büke ve Güvenç Dağüstün ile müzik, festival ve sahne üzerine…

Deniz Sincar: Cazın içine dalan genç piyanist

Onu sahnede izlemek çok etkleyiciydi. Gözleri görmeyen ama gönül gözü hepimizden açık olan genç bir piyanist sahnedeydi. Gittiğim ilk akşamda fark ettim onu, sahnede eşlik ettiği isim Della Miles oldu. Sonra Burçin Büke sahnesine davet tti. Yine Deniz muhteşemdi. Herkes gibi ben de hikayesini merak ettim. Kendisiyle tanışıp sohbet ettim, sizlerle de yakından tanıştırmak istedim Deniz’i.

Alanya Caz Festivali’nde sahneye çıkan caz piyanisti Deniz Sincar henüz 23 yaşında. Onu sahnede izlerken merak ettiğim ilk şey, cazla kurduğu ilişkinin nasıl başladığıydı. Cevabı Rusya’nın Arkhangelsk kentindeki müzik okuluna uzanıyor. Deniz, yedi-sekiz yıl klasik müzik eğitimi aldıktan sonra caz bölümüyle tanışmış. İyi bir öğretmen bulmasının ardından caza başlamış ve çok sevmiş. Cazı sevmesinin bir başka nedeni ise çocukluğundan gelen bir tanışıklık: “Cazı dedem ve annem dinliyordu. O yüzden ben de çok sevdim. Ruhum birleşti.”

deniz-sincar-1

Doğuştan görme engelli. Hiç görmediğini, yalnızca ışığı gördüğünü söylüyor. Hayatında anne ve babasının her zaman yanında olduğunu, ellerinden geleni yaptıklarını anlatıyor. Ancak Deniz’in hikâyesini yalnızca görme engeli üzerinden okumak mümkün değil. Çünkü onun asıl dünyası müzikte açılıyor.

Piyano başına geçtiğinde caza ve doğaçlamaya daldığını söylüyor. Caz ekibinin ritmi değiştiğinde onu hissedip kendi müziğini buna göre şekillendirmeye çalışıyor. Belki de onun müzisyen kimliğini en iyi anlatan şey bu: Görmediği bir sahnede, müziğin içindeki değişimleri dinleyerek ve hissederek yolunu bulması.

Hayalleri de büyük. İyi bir sanatçı olmak, caza ruh veren sanatçılarla çalmak istiyor. Hayran olduğu isimler arasında Oscar Peterson, Chick Corea ve Brad Mehldau var.

Üstelik yalnızca yorumcu değil, besteci olma yolunda da ilerliyor. Şimdilik bir bestesi var. “Friendology” ya da “Night in Turkey” adını verdiği çalışmada Latin ritimleri ve Türk notalarını bir araya getiriyor. Daha çok samba stilinde, hareketli bir beste olduğunu söylüyor.

Deniz’in cazla ilgili düşüncesi de dikkat çekici: “Caz aslında popüler olmalıdır.” Ona göre Duke Ellington, Count Basie ve Benny Goodman gibi isimlerin yaptığı eski caz, herkesin anlayabileceği bir müzik. Modern cazın ise daha karmaşık hale geldiğini düşünüyor.

Ve sonra hayalini anlatıyor. Büyük caz sanatçılarıyla aynı sahnede jam session yapmak, birlikte çalmak, konuşmak ve deneyimlerini paylaşmak istiyor.

Alanya’da onu dinlerken bende kalan da tam olarak bu oldu: Henüz yolun başında olan, ama nereye gitmek istediğini bilen genç bir piyanist. Cazın içine dalıyor; şimdi sıra o dünyanın içinde kendi sesini bulmakta.

Burçin Büke: “Bestelerimin hepsinin bir hikâyesi var”

Alanya Caz Festivali’nin 20 yıllık hikâyesinde sahne alan sanatçılardan biri de piyanist Burçin Büke. Büke, Alanya’da daha önce 12-13 yıl önce çaldığını, bu kez kendi projesiyle festivalde yer aldığını anlatıyor.

Festivalin uluslararası niteliğine dikkat çeken Büke, önemli sanatçıların Alanya’da buluşmasının değerli olduğunu söylüyor. Büke müziği kesin çizgilerle jazz, halk müziği ya da klasik müzik diye ayırmıyor. Onun için önemli olan armoniye yakın olmak. Alanya’daki caz festivalinin klasik müzik konserlerinden farklı bir hissi olduğunu söylüyor; daha konuşkan, ama yine de konsantrasyon gerektiren bir müzik alanından söz ediyor.

Repertuvarında Türk şairlerinin şiirlerinden caz için uyarlanan parçalar da bulunuyor. Kimi zaman klasik müzikle caz üçlüsünü bir araya getirmeyi düşündüğünü, Güvenç Dağüstün’ün de projeye katıldığını anlatıyor.

Büke’ye göre festivallerin azalması müzik dünyası açısından önemli bir sorun. Alanya’nın 20 yıldır festivali sürdürmesini ve müzisyenlere verdiği desteği ise özellikle önemsiyor.

Onun için müzik yalnızca teknik bir gösteri de değil. Her bestesinin bir hikâyesi olduğunu söylüyor. Bir ağacın, bir balıkçının aşkının, çocukların ya da eşinin hikâyesinin müziğe dönüşebileceğini anlatıyor. “Bazıları roman yazar, ben müzikte onu yaşatmaya çalışıyorum” diyor. Hikâyeleri notalara dönüştürdüğünü söylüyor.

Güvenç Dağüstün: “Festivaller nefes aldırıyor”

Güvenç Dağüstün için Alanya Caz Festivali’nin en önemli taraflarından biri, Türkiye’de festivallerin hâlâ sürdürülebiliyor olması. Ona göre festivalin 20. yılına ulaşması, özellikle bir turizm ve deniz kentinde cazın bu kadar uzun süre yaşatılması önemli. Festivalin onun için önemi ilk kez geliyor olması.

Festivallerin hem sanatçıya hem de seyirciye nefes aldırdığını söylüyor. Sanatçılar için festival ortamının yeni projeler denemek ve farklı çalışmalar yapmak açısından profesyonel bir enerji yarattığını anlatıyor.

Dağüstün’ün Burçin Büke ile ilişkisi ise uzun yıllara dayanıyor. Ankara’da lise yıllarında tanışmışlar. Büke’nin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile verdiği bir konserin ardından imza kuyruğuna giren Dağüstün, bir gün onunla müzik yapacağını söylemiş. Yaklaşık 10 yıldır birlikte prodüksiyonlar yapıyorlar. Büke’yi ailesinden biri, yakın arkadaşı ve öğretmeni olarak tanımlıyor.

Bugünkü programda Burçin Büke Quartet ile sahne alan Dağüstün’e davulda İzzet Hiçkalmaz, elektrik basta Eylem Pelit eşlik ediyor. Önce caz standartları, ardından Türkçe şarkılar geliyor. Dağüstün bu repertuvarı “duygudan duyguya geçiyoruz” diyerek anlatıyor.

Sahnede seyirciyle kurduğu ilişkiyi de önemsiyor. Şarkı söylerken zaman zaman gözlerini kapattığını, Zuhal Olcay’ın bir keresinde ona “Oğlum şu gözlerini bir aç” diye takıldığını anlatıyor. Bazen şarkıların hikâyelerini de seyirciyle paylaşıyor. Ona göre önemli olan yalnızca iyi söylemek değil; sözün hakkını vermek ve şarkının hikâyesini anlatmak.

buika4

VE FİNALDE BUIKA SAHNEYE ÇIKAR!

Alanya Caz Festivali’nin divası elbette Buika’ydı. Hatta artık onu biraz Türkiyeli sayabiliriz. Türkiye’de sahne almayı o kadar seviyor ki her fırsatta yeniden geliyor. Üstelik bu kez Türkiye’yle bağı yalnızca müzikle sınırlı değildi. Türkiye’ye geldiğinde ciddi bir sağlık sorunu yaşayan ve yaklaşık bir hafta Türkiye’de tedavi gören Buika, kendisini iyileştiren Türk doktoru Prof. Dr. Oğuz Acar’ı sahneye davet etti. “Doktorum olmadan çıkmam” diyerek sahneye çağırdığı Acar’la birlikte şarkı söyledi. Türk hekimlerinin kendisine yeniden hayat verdiğini anlatırkenki samimiyeti de, bu ilişkinin onun için ne kadar özel olduğunu gösteriyordu. Tabii ki Türkçe şarkılara olan ilgisi ve her konserde Türkçe şarkıların çoğalması da onu artık bizden biri yapıyordu.

Sonra o muhteşem sesiyle Alanya’yı kendine hayran bıraktı. Buika’ya gösterilen ilgi gerçekten inanılmazdı. Flamenko, caz, soul ve Afro-Küba ritimlerini kendine özgü yorumuyla buluşturduğu konser boyunca hem sahneyi hem de seyirciyi adeta avucunun içine aldı. Ama onu yalnızca müziğiyle değil, güler yüzü ve güçlü iletişimiyle de çok sevdim.

Konser çıkışında tanışma fırsatımız oldu. İsmimi çok sevdi; “Ben de mutluyum ve mutlu olmayı seçiyorum” dedi. Mutlu’nun Buika’yla karşılaşması da böyle oldu: Adım gibi, gerçekten mutlu bir akşamın sonunda… Bazı karşılaşmalar kısa sürer ama insanda uzun süre kalır. Buika da onlardan biri oldu.

buika-ben

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mutlu Hesapçı Arşivi