Haldun Solmaztürk

Haldun Solmaztürk

Kışlaya, camiye, okula, mahkemeye siyaset girmemeli! Böyle mi?


İki yıl önce bugünlerde Önder İmam Hatipliler Derneğinin 21. Kurultayı vardı. AKP genel başkanı da imam hatip mezunu Cumhurbaşkanı sıfatıyla katıldı, konuştu…
On gün öncesinde, Malazgirt’teki törende Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları sahneye çıkartılıp ‘Cumhur İttifakı’ bileşenleri olarak sunulmuşlardı. Dört gün sonra, Harbiye’deki mezuniyet töreninde de kıyamet koptu.
Genç teğmenler resmî tören sona erdikten sonra, kılıçlarını çekerek, bir yıl önce—her nedense—Tören Yönergesinden çıkartılan ‘subay andını’ okudular:
"…laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığına, bölünmez bütünlüğüne… uzanacak eller karşısında …kılıçlarımız daima keskin ve hazır olacaktır…"
Şimdi dönelim imam hatiplerin kurultayına…
Cumhurbaşkanı, Arif Nihat Asya’nın şiirini hatırlatarak, “Biz imam hatipliler, minareler ezansız, Cihat meydanı pehlivansız, kahraman ordumuz kahramansız kalmasın diye varız” diyor. “İmam hatipli kardeşim, sen eskisinden daha çoksun, daha güçlüsün. Unutma: sen varsan, bayrağımız nazlı-nazlı dalgalanmaya devam edecek” diye uzun uzun anlatıyor.
Ve sözü ‘teğmenlere’ getiriyor…
Ordumuz, yakın geçmişte, yanlış ellerde yıpratılmış, örselenmiş, “Hiç hak etmediği sıfatlarla [a.b.] anılır olmuş” [ama] ordumuzun tekrar yıpratılmasına izin vermeyecekmiş.
O noktada metni okumayı bırakıyor ve bakın neler söylüyor:
“Mezuniyet töreninde bazı istismarcılar kılıçlar çekti. Bunlarla ilgili araştırmalar şu anda yapılıyor; birkaç tane [a.b.] kendini bilmez evelallah temizlenecek. Bu 30 kişi olabilir, 50 kişi olabilir. [Milli Savunma] Üniversitemizle, Kara Kuvvetleri [komutanıyla], Milli Savunma [bakanıyla] görüşmelerimizi yaptık, bunların süratle temizlenmesi için adımlarımızı atıyoruz.”
Genelkurmay başkanından hiç söz etmiyor ama daha ifadeleri bile alınmamış genç teğmenler için idari ve adli sürece müdahil olduğunu, sıralı amirlere talimat verdiğini açık açık anlatıyor.
Atatürkçü teğmenleri ‘temizleyeceğini’ duyurmak için özel olarak İmam Hatip Kurultayını seçmiş; teğmenlerin karşısına imam hatiplileri koyuyor.!
Tüm salon heyecan içinde; alkışlıyorlar…!
Ama belli ki çok da şaşırmış…
Dört gün önce orgeneralleri siyasilerle yan yana sahneye çıkartıp alkışlatmış, onlar tınmamış ama şimdi teğmenler kalkıp ‘laik, demokratik cumhuriyete bağlılık’ yemini ediyorlar.
Şaşırmakta haklı; anlayamıyor.!
Kara Kuvvetleri Yüksek Disiplin Kurulu tarafından beş teğmene, Millî Savunma Bakanlığı YDK tarafından da sıralı disiplin amiri üç subaya ‘Silahlı Kuvvetlerden Ayırma Cezası’ verildi; ordudan atıldılar.!
Adını anmadığı Genelkurmay Başkanı, görev süresinin bitmesine iki yıl kala, dalga geçer gibi ‘kadrosuzluktan’ emekli edildi.
Niçin emekli edildiğini de yerine kimin getirildiğini de elbette tahmin edersiniz.!
Teğmenleri ihraç kararının, 5'e karşı 4 oyla alınması zaten kararın tartışmalı olduğunu gösteriyordu. İlk oylamada 2'ye karşı 7 ‘ihraç edilmemeleri’ kararı çıktığı kamuoyuna yansıdı. Ama Kara Kuvvetleri Komutanı ‘oybirliğiyle ihraç’ için Kurul üyelerine baskı yapmış.
Nitekim, karşı oy kullanan—baskıya direnen—Kuvvet Kurmay Başkanı korgeneralin Erzincan 3. Ordu emrine atanarak istifaya zorlanması ve bir başka kurul üyesi tuğgeneralin ‘harakiri’ gibi istifası, iddiaları teyit eden, orduda örneği görülmemiş vahim gelişmelerdi.
(Bu kararların açıkça TSK Disiplin Kanununa aykırı olduklarını çok kez anlattım, yazdım.)
Teğmenler, Kuvvet Komutanı—şimdiki Genelkurmay Başkanı—hakkında YDK üyelerine baskı yaptığı iddiasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundular. Başsavcılık, ‘somut delil’ bulunmadığı gerekçesiyle işleme koymadı.
Belli ki başsavcı bey hukuk fakültesinde ‘makul şüphe’ dersini kırmış.!
Teğmenler de Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdular.
İhraç yönünde oy veren YDK üyeleri de—çok alınmış olmalılar ki—geçen hafta teğmenler hakkında ‘kamu görevi nedeniyle alenen hakaret’ ve ‘zincirleme iftiradan’ suç duyurusunda bulundular. Teğmenler hakkında iki gün önce adli soruşturma başlatıldı, ifadeye çağrıldılar.
Dileyelim ki ilgili savcı, Yargıtay Başsavcısının çağır(a)madığı Kara Kuvvetleri YDK üyelerini—ve Genelkurmay Başkanını—da bilvesile ifadeye çağırır.
Göreceğiz.!
Üç hafta önce, yine İmam Hatip kurultayı vardı—23. Kurultay. Cumhurbaşkanı video mesajında; “Önlerindeki suni engeller kaldırıldığında İmam Hatip mezunlarının neler başarabildiğine işte en son Harp Okullarımızın mezuniyet töreninde bir kere daha şahit olduk” diyordu. Açıklamadı ama kastettiği Harbiye birincisi ile Hava Harp Okulu ikincisinin imam hatipli olmalarıydı. Belli ki birileri imam hatiplileri özel olarak takip edip ona rapor ediyorlar.
Gerçekten de imam hatipliler, bakanlıklardan valiliklere, Anadolu Ajansından TRT’ye, Yüksek Seçim Kurulundan Anayasa Mahkemesine kadar her yerde varlar.
Hatta, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunda bile.!
Her gün bir başka başarılarına (!) şahit oluyoruz; Allah eksikliklerini göstermesin.!
Ama, girdikleri HER YERE—kışlaya, camiye, okula, mahkemeye—siyaseti sokuyorlar.
“Ordumuz üzerinden siyasi hesap görülmesine müsaade etmeyiz” derken orgeneralleri siyasi partilerin yanında sahnelere çıkarıp alkışlatmak tam da o; ordu üzerinden siyasi hesap görmek.!
O orgeneralleri alkışlatırken “Laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ne” sadakat yemini eden teğmenleri ordudan atmak da…!
Biz Apo’nun villasını, Yeni Parti’nin adını, buharlaşan fonları konuşurken zemin altımızdan kayıyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Haldun Solmaztürk Arşivi

Mekke İttifakı

10/08/2026 07:00

"Bizim Kanunimiz…”

15/07/2026 07:00

Eğreti ‘Kahraman’

01/06/2026 07:00