Emre Özpeynirci

Emre Özpeynirci

Son çeyreğe fon darbesi

Türkiye otomotiv pazarı 2026’ya geçen yılki rekorların ardından zaten frene basarak girmişti. Ancak yılın ikinci yarısıyla birlikte daralmanın boyutu daha görünür hale geldi. Temmuzda otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25 daralarak 80 bin 786 adede indi. Ağustosta da tablo değişmedi. Pazar 81 bin 31 adetle geçen yılın yüzde 20,3 altında kaldı. İlk sekiz ay sonunda toplam satışlar yüzde 11,9 düşüşle 719 bin 996 adette kaldı. Şimdi gözler eylülde. Sektörde beklentiler 85-90 bin adetlik bir pazar oluşacağı yönünde. Eğer bu tahmin gerçekleşirse dokuz ay sonunda toplam pazar yaklaşık 805-810 bin adet seviyesinde kalacak. Asıl mücadele ise bundan sonra başlayacak. Çünkü geçen yıl 1 milyon 368 bin adetle kapanan pazarın bu yıl sonu için öngörülen 1.2 milyon adet seviyelerine yaklaşabilmesi için bile son üç ayda olağanüstü bir satış temposu gerekiyor. Oysa bugünkü göstergeler tam tersine işaret ediyor. Üstelik otomotiv sektörünün hesabında olmayan yeni bir sorun daha çıktı.

FON KRİZİ OTOMOBİLE SIÇRAYABİLİR

Son günlerde bazı yatırım fonlarında başlayan likidite sıkıntısı kısa sürede ciddi bir krize dönüştü. Bazı fonların yatırımcıların çıkış taleplerini karşılamakta zorlanmasının ardından Borsa İstanbul’da sert satışlar yaşandı. SPK, yedi portföy yönetim şirketine ait yaklaşık 130 fonla ilgili işlemleri durdurup tasfiye sürecini başlattı. Reuters’a göre etkilenen fonların büyüklüğü yaklaşık 891 milyar TL’ye, yatırımcı sayısı ise 353 bine ulaşıyor. Yetkililer sorunun finansal sistemin geneline yayılmadığını vurgularken, fon yatırımcılarının nakde ulaşma sorunu otomotiv açısından yeni bir risk yaratıyor. Çünkü otomobil, Türkiye’de sadece ulaşım aracı değil aynı zamanda önemli bir servet ve gerektiğinde hızla nakde çevrilebilen bir varlık. Fonlarda parası sıkışan bazı yatırımcıların nakit ihtiyacını karşılamak için ellerindeki otomobilleri satışa çıkarması şaşırtıcı değil. Bunun yaygınlaşması halinde ikinci el piyasasında kısa sürede ilave araç arzı oluşabilir. Arz artarken talep aynı hızda büyümezse bunun sonucu da belli. İkinci el fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı. Bu durum ilk bakışta ikinci el otomobil alacak tüketici için fırsat gibi görünse de sıfır otomobil pazarı açısından başka bir sorun yaratabilir. Çünkü ikinci el ile sıfır arasındaki fiyat makası yeniden açılırsa, sıfır otomobilin cazibesi azalabilir. Yani fon krizi sıfır otomobil pazarını ikinci el üzerinden de vurabilir.

PARASI VAR AMA ULAŞAMIYOR

Asıl risk bununla da sınırlı değil. Türkiye’de yeni otomobil almak için parasını ayırmış ancak satın alma gününe kadar bu parayı yatırım fonlarında değerlendiren önemli bir kesim bulunuyor. Normal şartlarda tüketici otomobilini bulduğunda fonunu bozup parasını bayiye aktarıyor. Ancak bugün bazı fonlarda yaşanan likidite problemi nedeniyle yatırımcının kağıt üzerinde parası olsa bile nakde erişimi gecikebiliyor. Bu durumda birkaç milyon liralık otomobil almayı planlayan tüketicinin önünde iki seçenek kalıyor; ya alımı ertelemek ya da tamamen vazgeçmek. Dolayısıyla fon krizi otomotiv sektörüne iki ayrı kanaldan bulaşabilir. Bir tarafta nakit yaratmak için satılan ikinci el otomobiller, diğer tarafta fondaki parasına ulaşamadığı için alınamayan sıfır otomobiller. Ve bütün bunlar, markaların yılın en yüksek satışlarını yapmayı beklediği son çeyreğin hemen öncesinde yaşanıyor.

ikinciel

2. ELDE AĞUSTOS HAREKETİ YETMEDİ

İkinci el otomobil pazarı ağustosta temmuza göre yüzde 3,5 artarak 608 bin 888 adede çıktı. Ancak aylık toparlanma geçen yılın seviyesini yakalamaya yetmedi. Pazar geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,73 daraldı. Otomobil ve hafif ticari araç toplamında ağustos ikinci el pazarı 751 bin 295 adetle geçen yılın yüzde 8,06 altında kaldı. İlk sekiz ayda da 5 milyon 786 bin adetlik toplam ikinci el pazarı geçen yılın yüzde 3,49 gerisinde. Yani temmuz sonrasında ikinci elde bir kıpırdanma var ama henüz gerçek bir toparlanmadan söz etmek zor. Şimdi fon krizi nedeniyle satışa çıkabilecek otomobiller bu tabloya yeni bir boyut ekleyebilir. İkinci elde sorun bu kez araç bulmak değil, artan arz karşısında yeterli alıcı bulmak olabilir.

hazineotv

ARAÇ BAŞINA VERGİ ARTTI HAZİNE'NİN GELİRİ DÜŞTÜ

Otomotiv pazarındaki daralmanın bir başka sonucu Hazine'nin ÖTV gelirlerinde görülmeye başladı. Otomotivden tahsil edilen ÖTV temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,55 gerilerken, ağustosta kayıp yüzde 8,12’ye ulaştı. Böylece ÖTV tahsilatındaki düşüş üst üste ikinci aya taşındı. İşin ilginç tarafı ise devletin araç başına daha fazla ÖTV alıyor olması. Ağustos 2025’te satılan araç başına ortalama 626 bin TL ÖTV tahsil edilirken, bu rakam Ağustos 2026’da yaklaşık 718 bin TL’ye çıktı. Yıllık ortalama da 524 bin TL’den 645 bin TL’ye yükseldi. Yani vergi yükü araç başına artıyor, fakat daha az otomobil satıldığı için Hazine'nin toplam tahsilatı düşüyor. İlk sekiz ayda otomotivden 480,2 milyar TL ÖTV toplandı. Yıllık hedefin gerçekleşme oranı yüzde 50,51’de kaldı. Geçen yıl aynı dönemde bu oran yüzde 55,38’di. Önümüzde dört ay var ve yıllık ÖTV hedefinin neredeyse yarısı hala toplanmayı bekliyor. Pazar küçüldükçe yalnız otomotiv sektörü değil, Hazine de kaybediyor.

SON 3 AYDA ÖLÜM KALIM SAVAŞI

Ocak-ağustos döneminde 719 bin 996 adetlik satış gerçekleşti. Eylülün 85-90 bin adet seviyesinde kapanması halinde dokuz aylık pazar yaklaşık 805-810 bin adet olacak. Bu tablo, markaların yıl sonu hedeflerine ulaşabilmesi için ekim-kasım-aralık döneminde çok daha agresif olmak zorunda kalacağı anlamına geliyor. Stok eritme baskısı, model yılı değişimi, satış hedefleri ve daralan talep birleştiğinde kampanyaların dozunun artması kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu kez karşılarında yalnız yüksek faiz, krediye erişim sorunu ve düşen alım gücü yok. Şimdi bunlara fon krizinin yaratabileceği yeni talep kaybı da ekleniyor. Bu nedenle 2026’nın son üç ayı, “Kim daha çok otomobil satacak?” yarışından çok, “Kim hedefinden daha az uzaklaşacak?” mücadelesine dönüşebilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Özpeynirci Arşivi

Ey Avrupa!

03/08/2026 07:00