Haldun Solmaztürk
‘Eşekli Demokrasi’ Yargı meselesi hallolundu mu, hallolunmadı mı?
Halletmek, ‘zor bir duruma çözüm bulmak’ anlamındadır.
Bir anlamı daha var ama burada yeri yok.
Uzunca bir süredir ‘yargı meselesi’ hallolunmaya çalışılıyor—çözüm bulma anlamında.
Hakimler ve Savcılar Kurulu—ve Anayasa Mahkemesi—daha 2010 yılında iktidarın uzantısı haline getirilmişti. (bkz: ‘Yargı Meselesi Hallolundu; Yargıçların Eşekli Demokrasi ile İmtihanı’, Orhan Gazi Ertekin, Mayıs 2011)
Fethullah Gülen’in, “Mezardakileri bile kaldırarak ‘Evet’ oyu kullandırmak lazım” talimatıyla Cemaat’in seferber olduğu 12 Eylül referandumundan altı yıl sonra, önce “Bu bize Allah’ın büyük bir lütfu” geldi, ondan dokuz ay sonra da o uğursuz 16 Nisan 2017 referandumu…
Büyük bir marifetmiş gibi, Anayasanın yargıyla ilgili maddesine ‘tarafsız’ lafını eklediler: Madde 9, “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır”.
Yargı meselesini böylece halletti arkadaşlar—akıllarınca.!
Halbuki iktidar tarafından şekillendirilen ve başında Adalet Bakanının olduğu Hakimler ve Savcılar Kurulu zaten bağımsız değildi; istese de tarafsız olamazdı.
HSK’nın şekillendirdiği ve yönettiği mahkemeler de.!
Yine de AKP ve MHP milletvekilleri diğer değişiklikler gibi buna da ‘Evet’ dediler.
Sonuçta Türk mahkemeleri ne bağımsız ne de tarafsız olabildiler.!
Yani ortada hallolunan hiçbir şey yoktu; sadece yargı meselesi halledilmişti.!
Son on beş yıldır yaşadığımız, giderek ağırlaşan kabusun sebebi esas olarak budur…!
Sebep olanlar da bellidir; yargıyı halledenler.!
Avrupa Birliği Komisyonu daha 2018’de, o zamanki adıyla ‘Türkiye İlerleme Raporunda’, getirilen ucube sistemin yürütmeyle yargı arasındaki kuvvetler ayrımını tehlikeye attığına işaret etmişti; “Yargının bağımsızlığı geri gidiyordu” ve HSK ile ilgili düzenlemeler “Yargının altını oyuyordu”.
Aslında Avrupa Türkiye’ye, ‘Türk yargısını halletmeyin’ diyordu.
Avrupa Parlamentosu da aynı raporu Mart 2019’da kabul etti ve ‘katılım müzakerelerinin askıya alınmasını’ istedi.
Dışişleri Bakanlığı o zaman, kararın ‘önyargılı ve haksız’ değerlendirmeler içerdiğini ileri sürmüştü; herhangi bir değer atfedilmesi mümkün değildi, hiçbir anlam ifade etmiyordu.
Yani bakanlık da “Biz o işi hallettik, yargı meselesi hallolundu” havalarındaydı.
AB’nin ‘Türkiye Raporlarında’ benzer eleştiriler daha da vurgulu olarak yapılageldi.
Geçen yılki AB ‘Türkiye Raporu’ Ekim 2025’te yayınlandı—artık ‘ilerleme’ kelimesi yok.!
Çünkü hiçbir ilerleme yok; olacağı da yok.!
Raporda, yargı için “Yürütmenin kontrolü altında kalmaya devam ediyor. Hem bağımsızlığı hem de yargı kararları bundan zarar görüyor” deniyordu. Yargı sistematik olarak ‘muhalefeti’ hedef alırken ‘iktidar koalisyonuna’ mensup görevliler için eylemden kaçınıyordu.
Türkiye, “Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını sağlayacak siyasi ve hukuki tedbirleri almalı ve HSK’yı yürütmenin tahakkümünden kurtaracak bir üye seçim sistemi kurmalıydı.
Yani en başa, 2018’de—yedi yıl önce—yapılan uyarılara geri dönmüştük; olumlu yönde değişen hiçbir şey yoktu, aksine yargı çok daha beter bir haldeydi. Avrupa, Türkiye’de demokratik bir değişim olabileceğinden, demokrasiden ümidini tamamen kesmişti.
Yargı halledilmiş ama yargı meselesi hallolunamamıştı.!
‘Yok Hükmündedir’ bakanlığı üç satırlık bir açıklamayla “Yargı, temel haklar ve iç siyasi gelişmelere yönelik değerlendirmelerin ‘taraflı, önyargılı ve mesnetsiz’ olduğunu” belirtti.
Avrupa’ya, “Hallettik diyorsak halletmişizdir kardeşim.!” diyorlardı ki nitekim haklıydılar.
Avrupa Parlamentosu geçen hafta aynı raporu görüştü, oyladı ve kabul etti.
AP, “Türk yargısının bağımsızlığını tamamen yitirdiğini, siyasi muhalefetin, sivil toplumun ve bağımsız medyanın baskı altına alındığını” vurguluyor. Hukuka aykırı tutuklamalardan ve yargı süreçlerine müdahaleden doğrudan sorumlu tutulan Adalet Bakanı ve gerek kayyumlar gerekse onları atayanlar için AB düzeyinde yaptırım çağrısı yapıyor.
Parlamento, bir başsavcının Adalet Bakanı olarak atanmış olmasından dehşete kapılmış, “Demek ki bütün yargı kariyeri süresince siyasi gündemi olan siyasi bir oyuncuymuş” diyor.
Şaşırmışlar.!
Halbuki yargının ‘halledildiğini’ çok zaman önce gören ve yazan onlardı.?
‘Yok Hükmündedir’ bakanlığı hemen “Temelsiz iddialara ve yanlış bilgilere dayanan, gerçeklerle bağdaşmayan” bu kararı da reddetti—yok hükmünde saydı. “Bağımsız Türk yargısını ve yargı süreçlerini hedef alan girişimlerin kabul edilmesi mümkün değilmiş”.
Çünkü yargı halledilmiş, yargı meselesi külliyen hallolunmuştur.!
Velakin, yargıçların ‘demokrasiyle’ imtihanı sürmektedir; hangi demokrasi olduğunun adını siz koyun.
Ya da kendileri koysunlar—bu yaşananlara bir ad bulup da koyabiliyorlarsa…!
Keşke bu raporları okusalar, anlasalar; belki o zaman tribünden inip bir şeyler yaparlar.