Serap Durusoy
Ekonomideki karanlık koyulaşıyor
Yine veri akışının oldukça yoğun olduğu bir hafta geçiriyoruz. Elbette ki bu haftanın en önemli ekonomik verisi TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon rakamı oldu. Temmuz ayı enflasyonunu aylık yüzde 1,78, yıllık da %31,75 olarak açıklayan TÜİK’in aksine İTO, aylık yüzde 2,06 yıllık yüzde 35,20, ENAG ise aylık yüzde 1,94 yıllık yüzde 51,49 olarak hesapladı. Her ay yaşadığımız rakamlar arasındaki ayrışma temmuz ayına ilişkin veride de görüldü.
TÜİK’in açıkladığı Temmuz enflasyonu her ne kadar aylık beklenti altı gelse de rakamlarda çok ciddi bir kırılma olmadığı aksine aylık bağlamda hızlanma olduğu görüldü. Yani kötünün iyisi bir durum ortaya çıktı.
Hizmet tarafında yüzde 3,2’lik bir artış katılığın hala devam ettiğini ve manşet enflasyonun üzerindeki seyri koruduğunu gösterirken, temel mallar ve dayanıklı mallar tarafında ise 0,95’lik bir artış talep tarafında bir geri çekilmenin olduğunu gösterdi.
Salı günü açıklanan mevsim etkisinden arındırılmış enflasyonun kırılımı beklentilerden daha iyi gelmekle beraber yüzde 2,28 ile son 3 ayın en yüksek seviyesine çıkması ekonomideki karanlığın koyulaştığını ortaya koydu. Bu bağlamda 7 aylık enflasyonun yüzde 19,25’e ulaşması nedeniyle yıl sonu hedefinin tutması için her ay yüzde 0,83’lük bir enflasyonun gelmesi ihtimalinin çok ütopik kaldığı görülüyor.
Halkın yaşadığı enflasyonu yansıtmaktan uzak olan bu veriler sonuç itibariyle TCMB’nin para politikasına ilişkin olarak sergileyeceği aksiyonun temel unsurunu oluşturuyor. Bu ayki veri ile TÜFE ve TCMB faizi arasındaki fark yüzde 8,3’e ulaştı. Bu durum TCMB’nin faiz indirimi alanını genişletmekle beraber veri sonrası küresel kurumların değerlendirmeleri temkinli olunması yönünde oldu.
Citi'den Türkiye için "enflasyon görünümü" uyarısı geldi. Enflasyon görünümünün TCMB’nin öngördüğünden daha zorlu bir patikaya işaret ettiğini belirten Citi yapısal katılıklar Yapısal katılıklar ve oynak enerji fiyatları nedeniyle enflasyonun 2026 sonunda yüzde 31,8 seviyesine yükseleceğini tahmin eden banka, para politikasında temkinli duruşun şart olduğunu vurguladı.
Golman Sachs ise enflasyon verisi sonrası paylaştığı notta faizlerin daha uzun süre yüksek kalması gerektiği öngörüsünde bulundu. Sachs Türkiye’de eşel mobil uygulamasının Ekim ayına kadar tamamen kaldırılacak olması ve Orta Doğu'daki çatışmalar nedeniyle küresel enerji fiyatlarında yaşanan belirsizliği gerekçe gösterdi.
HSBC, ise Citi ve Sachs’ın aksine Türkiye için yayımladığı strateji raporunda Orta Doğu'daki gerilimin para politikasındaki normalleşmeyi rayından çıkarmadığını, sadece geciktirdiğini belirterek iç piyasadaki olumlu gelişmelerin sürmesi durumunda Eylül ayında faiz indirim döngüsünün yeniden başlama olasılığına dikkat çekti.
Diğer yandan resmi enflasyon verisi ücretlere yönelik enflasyon farklarının tespiti açısından da önem taşıyor. Açlık sınırının 36 bin 940 TL yoksulluk sınırının ise 120 bin 325 TL’ye yükseldiği süreçte emeklinin 7 aylık maaş erimesinin 3 bin 972TL’ye ulaştı. Ayrıca DİSK-AR’ın Ağustos 2026 raporuna göre ise kesintiler hariç hesaplamaya göre ortalama bir işçinin vergi ve enflasyon kaynaklı kaybının da 17 bin 141 TL’ye ulaşması ve asgari ücretin alım gücünün ise temmuz ayı itibarıyla 5 bin 576 TL erimesi enflasyonun oluşturduğu karmaşık bir doku olan geçim mücadelesinin ne denli zorlaştığını ortaya koyuyor.
Tüm bunlara rağmen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in rakamın açıklanması sonrasında yaptığı değerlendirmede zorlu küresel ve jeopolitik koşullara rağmen dezenflasyon sürecinin devam ettiği ve kalıcı fiyat istikrarı hedefinden taviz verilmediği yönündeki değerlendirmesi öncekilerden farklı olmadı. Sayın Şimşek’in ekonomide yaşanılan gerçekliğin gerçekçi olmayan umutlara teslim etme yanlışlığından vazgeçmediği görüldü.
Ancak kronik sorunumuz enflasyon düşmüyor ve ekonomi büyümüyor. Her geçen gün reel sektörün ayakta kalma gücü tükeniyor. Finansmana erişimin neredeyse imkânsız hale gelmesinin ötesinde, kredi bulabilen işletmeler dahi yüksek maliyetler nedeniyle kaynakları kullanma güçlüğü çektiğini dile getiriyor. Özellikle yüksek kredi faizlerinin şirketlerin işletme sermayesi ve borç çevirmesini zorlaştırdığı görülüyor. 2026'nın ilk 7 ayında 1.167 şirket geçici mühlet alırken 171 dosyanın iflasla sonuçlanması durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Hâl böyle olunca stagflasyon geliyorum diyor.