Mutlu Hesapçı
Mutlu olmayı yeniden hatırladık!
Geçmişini güzel anlatabilen ve o geçmişle birlikte bize de kendi geçmişimizi hatırlatan özel insanlardan biri kendisi. Filmlerindeki o Yeşilçam kokusunu, bizden olan yurdum insanlarını anlatma başarısını izleyince bunu anlamıştım ama sahnede kendisini hiç izlememiştim.
Nihayet Ata Demirer’i sahnede izledim. ‘Ata Demirer Gazinosu’nun İstanbul konukları arasında ben de vardım. İstanbul’un ardından yaz turnesine devam edecek olan gösteriyi izlerken, sanki çok uzak bir geçmişte, elimizde çekirdek ve gazozla Bursa Taylan Gazinosu’ndaydım hissini yaşadım. Çünkü kendisiyle ortak bir geçmişimiz var. Öncelikle hemşeriyiz; ikimiz de Bursalıyız. O Bursa Erkek Lisesi’nde okumuş, ben Bursa Kız Lisesi’nde... Taylan Gazinosu dönemi bir yana, anlattığı sokaklarda, hikâyelerde benim de çocukluğum, gençliğim ve yaşanmışlıklarım var.
Bütün bu ortak geçmiş olmasa bile herkesin gülümseyerek duygusal bir yolculuğa çıktığı, güldüğü, eğlendiği; içinden müzik ve hikâye geçen anlamlı bir gösteri var karşınızda.
Ata Demirer gösterisine kendi hikâyelerini anlatarak başlıyor. Özellikle herkesin merak ettiği zayıflama durumuna da açıklık getiriyor diyelim. Sonrasında çocukluğu, ailesi ve özellikle annesine dair anlattığı hikâyeler çok güzel. Elbette içinde yeme içme düşkünlüğü ve Bozcaada anıları da var.
Taklit yeteneği ise müthiş. İlber Ortaylı’dan başlıyor; spoiler olmaması adına yazmadığım bir sürü ismin birebir taklidini yapıyor. Gözünüzü kapatsanız sanki taklidini yaptığı insan konuşuyor, o kadar sahici ki... Gözlem yeteneği ise olağanüstü. Çevresindeki ünlü ünsüz insanları öyle bir analiz etmiş, öyle incelemiş ki adeta haritalarını çıkarmış. O kişi bile kendisinin dışarıdan nasıl göründüğüyle bu kadar yüzleşebileceğini düşünemez.
İsim vermemek için zor tutuyorum kendimi ama gösterideki o isimlerin sürprizini de bozmak istemem açıkçası. Öyle bir isim var ki Ata Demirer birebir onu oynuyor; inanılmaz! Gülmekten gözümden yaş geldi, o derece.
Gülmekten birden ağlamaya geçmeniz de olası. Çünkü başta Ferdi Özbeğen olmak üzere özlediğimiz, o duygulu, eski damar şarkıları da aralarda söylüyor. Taklit ettiği isimler gibi söylediği şarkılar da var, sadece kendisi olarak söyledikleri de...
Gösteride bazı cümleleri var ki tespitleri tam isabet; “Bu kadar doğru bir cümle kurulamazdı” diyorsunuz. Bir insan her yönden bu kadar yetenekli olabilir mi, sorusuyla sizi kendisine hayran bırakıyor.
Ata Demirer aslında çok önemli bir şeyi başarıyor. Bütün insanları üç saatliğine de olsa mutlu etmeyi başarıyor. Üstelik etkisi üç saatle de kalmıyor. Özellikle böyle zamanlarda bunu yapabilmek o kadar zor ki... Ama başarıyor. Bize mutlu olmayı hatırlatıyor. Bunu da çok samimi bir yerden yapıyor.
Edip Cansever’in o güzel sözünü hatırlatıyor insana: “Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk. Hiçbir yere gitmiyor.”
Gerçekten de gitmiyor.

‘Ata Demirer Gazinosu’ndan “Yaşamak güzel şey” diyerek ayrıldım. Çocukluğuma, gençliğime selam gönderdim. Mutluluğun o kadar da zor olmadığını hatırladım. Silkelendim ve bütün o negatif, kötü düşüncelerden biraz olsun kurtuldum. Elbette hayat zor. Ama güzel şeyler hâlâ varken, zorun içinde kalmayı seçmemem gerektiğini kendime bir kez daha hatırlattım.
Evet, güzel bir çocukluk yaşayan nesildik ve şanslıydık. O hâlde güzel olan şeylerin kıymetini neden yok etmeye uğraşıyoruz ki?
Ata Demirer, geçmişten geleceğe güzel hatırladığı hikâyelerin peşinden gitmeyi tercih eden bir isim. Belki de bize üç saat boyunca söylediği şey tam olarak buydu: Geçmişe bakmak her zaman hüzünlenmek değildir. Bazen orada bıraktığımız neşeyi, umudu, kahkahayı bulup bugüne taşımaktır.
Çünkü çocukluk hiçbir yere gitmiyor.
Belki mutluluk da gitmiyor.
Biz sadece, zaman zaman onu hatırlamayı unutuyoruz.
O gece yeniden hatırladık.