Mutlu Hesapçı
"Sinemanın başrolde olduğu farklı bir şey yapmışız”
Ayvalık Uluslararası Film Festivali, beşinci yılında sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Festival Direktörü Azize Tan, küçük ölçekli bir yerde festival yapmanın yarattığı özel atmosferden, Ayvalık halkının sahiplenmesinden, bu yılın programından ve geleceğe dair hayallerinden söz etti. Tan, “Biz Ayvalık olarak kalmak istiyoruz. Çok büyümek de bence festivalin ruhunu bozabilecek bir şey” diyor. Kültür-Sanat sektörünün başarılı kadınlarından festivalin direktörü Azize Tan ile röportajımızı aynı zamanda Youtube kanalımdan https://www.youtube.com/playlist?list=PLysLK1eY767d1pv1b3g373lSkCM_XBKK6 izleyebilirsiniz. Ayrıca Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne dair program detaylarını festivalin sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz. Ayvalık’ta görüşmek dileğiyle, herkesi bekliyoruz.

Beş yıl önce Ayvalık'ta bir film festivali hikâyesi herkesin aklına gelebilecek bir şey değildi. Nasıl başladı?
Benim hep daha küçük ölçekli bir yerde bir film festivali yapmak kafamda vardı. Bir dönem Edinburgh'da yarı zamanlı yaşadım. Bütün şehrin festivallerle birlikte nasıl dönüştüğünü görüp çok etkileniyordum. Daha küçük ölçekli bir yerde yaptığınız zaman hakikaten şehir sizi dönüştürüyor, siz de şehri dönüştürüyorsunuz. Ayvalık'la birlikte bunu hayata geçirme imkânımız oldu. Ayvalık çok özel bir şehir. Doğru zamanmış, doğru yermiş ve doğru seyirci. İnanılmaz bir seyirci kitlesi var Ayvalık'ta.
Dört bin kişiyle başlamıştık seyirci olarak. Geçen sene, dördüncü yılımızda, on iki bindi. Bir de yeni salonumuz eklendi bu sene: Rauf Denktaş Kültür Merkezi. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nin açılmış olması ve sabit koltukları olan yeni bir kültür merkezinin üçüncü salonumuz olarak bize hizmet edecek olması çok mutluluk verici. Bir de mekânlarımızla ilgili olarak Avrupa Birliği fonu almaya hak kazandık. Böylece Vural Sineması da artık Ayvalık'ın bir sineması olacak ve bir repertuvar sinemasına dönüşecek. Toplamda geçtiğimiz dört yıl içerisinde 35 bin izleyiciye ulaşmışız.
“Ayvalık bizi sahiplenmeseydi biz bugünlere gelemezdik”
Ayvalık esnafı ve halkı bu festivalin neresinde duruyor, nasıl bir iş birliği içindesiniz?
Ayvalık bizi sahiplenmeseydi biz bugünlere gelemezdik. Biz imece usulüyle yapıyoruz bu festivali. Tabii ki en büyük destekçimiz Ayvalık Belediyesi. Özellikle altyapı ve tanıtım anlamında bize çok destek veriyorlar. Festivalin şehirde yarattığı değişimi ve gelen seyircileri gördükçe Ayvalık esnafı ve seyircileri de bize başından beri çok sahip çıktılar. Biz aslında uluslararası standartlarda bir festival yapmaya gayret ediyoruz. Ama bir taraftan da bunu Ayvalık ölçeğinde ve o sıcaklıkta yapıyoruz. Bu ruhu çok kaybetmek istemiyoruz. Cannes'a benzetenler oluyor ama hayır, biz Cannes'a benzemek istemiyoruz. Biz Ayvalık olarak kalmak istiyoruz. Çok büyümek de bence festivalin ruhunu bozabilecek bir şey. Şu anda çok iyi bir kıvamda gidiyoruz. O kıvam devam etsin, karakteri ve ruhu çok bozulmasın istiyoruz.
İlk yola çıkarken hayalini kurduğunuz şey gerçekleşti mi? Bu kadarını bekliyor muydunuz?
Bütün yılların tecrübesini damıtıp süzgeçten geçirdiğimiz bir model yaratmayı başardık galiba. Daha farklı bir festival yaptık. Kendi kimliği olan, kendi ruhu olan bir festival olsun, diğerlerine benzemesin. Ayvalık'a özgü bir festival olsun. Artık filmlere ulaşmak çok kolay. Bir filmi Ayvalık'ta seyretmenin insanlar için özel bir şey olmasını istedik. Ve galiba onu başardık.
“Biz sadece filmleri göstermek değil, filmler üzerine konuşmayı da çok önemli buluyoruz”
Ayvalık’ta film sonrası buluşmalar ve filme dair konuşmalar çok güzel oluyor. Filmi izliyorsunuz ve ardından, tanısanız da tanımasanız da, o filme dair buluşmalar ve sohbetler devam ediyor. Bu da herhalde çok özel bir şey.
O küçük ölçekli yerde festival yapmanın avantajları da o. Biz sadece filmleri göstermek değil, filmler üzerine konuşmayı da çok önemli buluyoruz. Bir araya gelmek, sosyallik, paylaşmak, benzer zevklere sahip insanlarla tanışmak insanlara çok iyi geliyor. Filmlerin konuklarıyla gösterim sonrasında soru cevaplarımız oluyor. Sinema yazarlarıyla, SİYAD'la iş birlikleri yapıyoruz.

Programın farklı yüzleri
Bölümlere gelelim. “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” çok dikkat çekici ve önemli bir başlık olmuş.
Her sene klasikleşmiş, tekrar eden bölümlerimiz oluyor ama bir taraftan da o yılın filmleri nedir, bize ne çağrıştırıyor, ne uyandırıyor diye program danışmanımız Fatih Özgüven'le beraber oturuyoruz, konuşuyoruz, kafa patlatıyoruz. Bu seneye özel filmlerin bize ne söylediğine bakarak bölümler ilerliyoruz. “Orta Sınıflar Nereye Gidiyor?” bölümünde Türkiye'de orta sınıfların artık nasıl yok olmaya yüz tuttuğunu, bunun hem gençler hem de daha ileri yaştakiler için ne gibi etkileri olduğunu düşündüren filmleri bir araya getirdik. Buna paralel bir panel de yapacağız. Mesela “İki Film Birden” bölümümüz var. Bu sene Kosova'dan iki filmi bir araya getirdik. Bir tanesi bölgede NATO gelmeden önceki dönemi, diğeri NATO geldikten sonraki dönemi anlatıyor.
Kısa filmlerde Akbank Sanat ile iş birliğine girdik
Ayrıca kısa filmlerin Ayvalık'ta çok ciddi bir izleyici kitlesi var. Akbank Sanat'la iş birliğine girdik. Kısa film bölümümüzde artık yabancı kısaları da göstermeye başladık. Yerli kısa filmler etrafında “Yeni ve Cesur Kısalar” adı altında bir konuşma da yapacağız. Kısa filmciler için de bir buluşma alanı olsun istiyoruz. Biz filmler arasında hiyerarşik bir ayrım yapmıyoruz. Kısa film, uzun metraj ya da belgesel olması bizim için fark etmiyor. Hepsi eşit seviyede.

“Hangi filmle açarsanız bütün festival o şekilde ilerliyor”
Açılış filmini de konuşalım. Neden Almodóvar'ın filmi?
Açılış, festivalin ruhunu belirliyor, ritmini belirliyor. Hangi filmle açarsanız bütün festival o şekilde ilerliyor. Yüksek bir başlangıç yapalım istiyoruz. Almodóvar'dan daha uygun bir yönetmen de olamazdı. Bütün sineması, renkleri, film içinde film olması, biraz sinemayla da alakalı olması, oyuncuları, o renkleri büyük ekranda, büyük perdede seyretmenin keyfi… O yüzden Almodóvar filmiyle festivali açmak istedik.
Kadir İnanır ve Ömer Kavur’u anma…
“Kırık Bir Aşk Hikâyesi” de hepimizin aşk filmi. Kadir İnanır'ı kaybettiğimiz için kalbimiz çok kırık. Hem onu hem Ömer Kavur'u anmış olacağız. Film Ayvalık'ta çekilmiş. Çok güzel bir anlamı var.
Ayvalıklılar için de çok özel bir anlamı var. Kadir İnanır başrolünde oynuyor. O yüzden 18 Eylül Cuma akşamı Yeni Mahalle'de ücretsiz olarak göstereceğiz. Aynı zamanda Kadir İnanır'ı anmak için Hüseyin Karabey'in yönettiği “Kuzey'den Gelen Adam” belgeselini de programımız içerisinde gösteriyoruz.

Ekolojik krizden animasyona uzanan zengin bir seçki var
Sinema ile ekolojiyi buluşturmanız da çok önemli. Bu başlık ve onun dışında neler var?
Ayvalık bu konularda çok bilinçli bir yer. O yüzden mutlaka bu tip konularla ilgili bir şey yapmaya gayret ediyoruz festival programında. Bu yıl Tarabya Kültür Akademisi iş birliğiyle gerçekleştiriyoruz. Profesör Füsun Türetken'le birlikte hazırladık programı. Bölümün adı “Geoparasis, Müştereklerimizin Tüketilmesi”. Müştereklerimiz dediğimiz aslında hepimizin doğası, suyu, ormanı, kaynakları. Bütün bunları ele alacağımız dört filmden oluşan bir bölüm hazırladık. Angela Melitopoulos'un Geçişler filmi de bunlardan biri. Angela Melitopulos da festivalde konuğumuz olacak ve Füsun Türetken'le bu konu üzerine bir konuşma yapacak. Ayrıca Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz'ın Kuru Taşın Başı filmleri gösterilecek.
“İnsan Nedir Ki?”
Bir başka bölümümüz de “İnsan Nedir Ki?” Bu bölümde göstereceğimiz dört filmin başkahramanları insanlar değil. Üçünde birer hayvan, birinde de bir ağaç var. Bir tanesinin başrolünde tavuk, bir tanesinde kutup ayısı, bir tanesinde ginkgo ağacı var. Dünyanın sahibinin insanların olmadığını başka bir taraftan düşünelim istedik.
Animasyon sineması için de özel bir bölüm yapıyoruz. Bu yıl altı film göstereceğiz. “Demir Çocuk” bunlardan biri. Bu yıl Cannes Film Festivali'nde Belirli Bir Bakış bölümünde jüri özel ödülünü kazandı. “Muhteşem Bir Hayat”, Sylvain Chomet'nin son filmi. “Tangles, Çöz Beni” ve bir anime klasiği olan “Akira” da programda. Akira’nın 4K yenilenmiş kopyasını göstereceğiz. Kutlukhan Kutlu da katalog için bir yazı yazdı ve 20 Eylül Pazar günü ASKEV'de animasyon sineması üzerine bir konuşma yapacak.

“Biz biraz şehirle konuşan bir festival yapmaya çalışıyoruz”
Katalogdan bahsetmişken özellikle afişteki merhum Arif Buz'u sormak istiyorum. Afişe baktığımda gerçekten çok etkileyici. Sizin sayenizde tanımış olduğum bir sanatçı. Yine bir kent hafızası ve oradaki hafızayla organik bir bağ kuruyorsunuz.
Biz biraz şehirle konuşan bir festival yapmaya çalışıyoruz. Her sene Ayvalıklı bir sanatçının eserini afişlerimizde kullanıyoruz. Bu sene de Arif Buz'un bir resmini kullandık. Ne yazık ki genç yaşta kaybettik kendisini. Arif Buz, Altınova doğumlu, kendini yetiştirmiş bir ressam. Sürekli üretmiş ve Ayvalık'ın gündelik hayatını çok farklı yönleriyle resmetmiş. Geride inanılmaz bir Ayvalık ruhu bıraktı. Katalogda bu resimlerin yanı sıra bölümlerle ilgili Füsun Türetken'in, Kutlukhan Kutlu'nun ve Fatih Özgüven'in yazıları da var.
Nasıl bir heyecan içindesiniz? Gördüğüm kadarıyla ilgi çok fazla, biletlere ilgi var, ek seanslar koyuyorsunuz. ‘Sarı Zarflar’ ‘Kurtuluş’ gibi filmleri Ayvalık'a götürmeniz de çok değerli.
Bunlar çok fazla vizyon imkânı olmayan filmler. O yüzden özellikle festival programına dahil etmek istedik. “Sarı Zarflar”ın biletleri tükendi, ek seans koyuyoruz. Almodóvar'ın Türkiye prömiyerini biz açıyoruz. Başka filmlerin de Türkiye prömiyerlerini yapıyoruz. Ama tek önceliğimiz bu değil. Ayvalık ve civarındaki insanların göremedikleri filmleri de program içerisine dahil ediyoruz. Sevdiğimiz, görülmesini ve tekrar dikkat çekmesini istediğimiz filmleri koyuyoruz. O yüzden çok eklektik ve karma bir program yapıyoruz.

Festival hangi tarihler arasında, kaç film ve kaç mekânda gösterilecek?
Festival 14 Eylül akşamı amfitiyatrodaki açılış törenimiz ve film gösterimizle başlıyor, 20 Eylül akşamına kadar devam ediyor. Amfitiyatro dışında yeni açılan Rauf Denktaş Kültür Merkezi, Vural Sineması ve Fabrika Ayvalık'ta film gösterimlerimiz olacak. ASKEV'de konuşmalarımız, panellerimiz ve söyleşilerimiz olacak. Yeni Mahalle'de “Kırık Bir Aşk Hikâyesi”ni ücretsiz göstereceğiz. 19 Eylül akşamında çocuklar için yine ücretsiz bir film gösterimi yapacağız. Bir de müzik eşliğinde sessiz film gösterimiz var. Hollanda'dan Eye Filmmuseum'la iş birliği yapıyoruz. Film küratörü Elif Rongen gelecek. Daha sonra renkli kısa filmlerden oluşan bir derlemeyi DJ performansı eşliğinde Fabrika Ayvalık'ta göstereceğiz.
“Gençlere alanı açmaya çalışıyoruz ve bizim için çok önemli”
Genç Sinema Programı da çok anlamlı ve öğrenciler için büyük şans.
Bu yıl otuz öğrenci geliyor. Ayvalık'ta olanları da ekleyince kırk bir, kırk ikiye çıkıyoruz. Genç Sinema Programı bizim en gurur duyduğumuz etkinliklerimizden biri. Otuz öğrenciyi Ayvalık'ta ağırlıyoruz. 12 Eylül'de geliyorlar, festival sonuna kadar kalıyorlar. Onlara eğitimler ve atölyeler veriyoruz. Sinemacılarla buluşuyorlar, sektörle tanışıyorlar. Bu sene Ceylan Özgün Özçelik mentorluğunda bir proje yapacaklar. Bir kısa film üretilecek ve festival sonunda gösterimi yapılacak. Bir de festival gazetesi çıkartacaklar. Gençlere alanı açmaya çalışıyoruz ve bizim için çok önemli.

“Hayal etmeye devam ediyoruz”
Güzel, istikrarlı ve sürdürülebilir bir oluşum yarattınız. Bundan sonrası için hayaller neler?
Hayallerimiz bitmiyor. Yapılanmamızı ve kurumsallaşmamızı bir derece tamamladığımız için biraz daha uluslararası anlamda açılmak istiyoruz. Daha fazla yabancı konuğumuz, yönetmenimiz gelsin. Burada onlarla iş birliklerimiz olsun. Genç Sinema programını uluslararası hale getirmek istiyorum. Bir değişim programı olsun. Başka festivallere gönderelim onları, oradan başka festivallerden bize gelenler olsun. Her sene bir ülke seçsek, böyle bir değişim programı yapabilsek. Hayallerimizden bir tanesi o.
Bunların hepsi tabii maliyet, bütçe. Her sene o bütçeyi oluşturmaya çalışmak mesaimizin çok büyük bir kısmını alıyor. O yüzden buradan da sesleniyorum: Bir ana sponsor arıyoruz. Destekçilerimizin her birine, festival dostlarımıza, kurumsal destekçilerimize çok teşekkür ediyoruz. Fakat bu kadar çok şey yapınca kaynak gerekiyor.
Biz festivali daha küçültmemek, kalitesini düşürmemek, daha iyi şeyler yapıp bir adım daha ileriye götürebilmek için destek arıyoruz. Hem onların desteği hem bizim inadımız, hem seyircinin büyük ilgisi hem de Ayvalık'ın, esnafın, kurumların ve kişilerin bizi sahiplenmesi sayesinde bu şekilde devam edebiliyoruz. O kadar güzel bir enerjisi var ki Ayvalık Film Festivali'nin. O kadar güzel şeyler oluyor. Genç Sinema öğrencileri, gelen sinemacılar, konuklar, seyirciler… Herkes bir arada sinema konuşuyor. Sinemanın başrolde olduğu farklı bir şey yapmışız. Öyle bir atmosfer olmuş ki bunu devam ettirelim, daha da güzel hale getirelim. Amaç bu!