Ümit Sezgin
Budur...
Bu sadece bir galibiyet değil. Bu Fenerbahçe’nin takım olarak çok daha iyiye gidebileceğinin göstergesi, bu Fenerbahçe’nin çok yetenekli ayaklara sahip olduğunun göstergesi, bu oyuncuların formlarının her hafta daha iyiye gideceğinin ve oyunun kaderini etkileyebileceklerinin göstergesi, kısacası bu geleceğin parlak olabileceğinin göstergesi.
Çok klasik ama bir o kadar da doğru, “etkili, kaliteli futbol yetenekli oyuncularla oynanıyor” ve bu yetenekli oyuncular Fenerbahçe’de var. Bu maçta Kante ve Greenwood’un forma giymesi Fenerbahçe’nin oyun kalitesini net biçimde ikiye, üçe katladı.
İlk 11’i gördüğümde söylediğim şey, “Kerem yerine başka bir isim düşünülebilir miydi?” oldu. Bir de “keşke Talisca yerine gerçek bir santrafor olsaydı” dedim.
Ancak maçın 9. dakikasında Kerem’in asistinde Talisca klas bir gol atınca günün tekzibini yemiş oldum. Helali hoş olsun.
Kerem maçın ilerleyen bölümlerinde de çok sayıda top çaldı, rakip ataklarını engelledi ve üretilen pozisyonlarda da etkili oldu. Böyle oynadıkça özgüveni artacak ve etkili olacak. Talisca ise her ne kadar ilerde top tutmakta zorlanıyorsa da 90 dakika içinde her atağın içindeydi ve en çok pozisyona giren isimdi.
Bu maçta yaşadığım ikinci bir tekzip daha vardı. Maç öncesinde “İsmail Kartal’ın kafasındaki takım oyunu henüz oturmadı, bireysel yeteneklerle bu maç kazanılabilir” diyordum. Ancak bir anlamda düşündüğüm gibi olmadı, takım olarak Fenerbahçe etkiliydi. Özellikle ilk yarıda ilerde baskı yapıldı, takım çoğaldı, ataklar tamamlanarak rakibe kontratak fırsatı, bir iki pozisyon hariç verilmedi. Ayrıca kaptırılan toplar da tam İsmail Hoca’nın istediği gibi kısa sürede geri alındı.
Tabii takım oyununun etkili olmasında bireysel yetenekler önemliydi. Öncelikle Kante, kendisinin satılmasını önerenleri utandırırcasına orta sahanın her yerinde topun hakimiydi. Ayrıca Kante tam da İsmail Hoca’nın istediği kanatlardaki üçlü paslaşmaları yapmak için her iki kanattaydı. Kante’nin girişiyle Guendouzi de çok daha rahatlamıştı ve etkili oynayabildi.
Fenerbahçe’nin oyun kalitesini yükselten bir diğer isim Greenwood oldu. Attığı süper gol kadar sağ kanadı Semedo ile birlikte etkin kullanması son derece önemliydi. Sturm Graz savunması bu ikiliyi durdurmaya çalışırken, ileri çıkmayı düşünemedi bile. Avusturyalılar iki ya da üç kere etkili geldiler, hepsi de sol kanattan oldu. Enteresan olan Greenwood’un sağ kanadı etkili kullanırken sık sık içeri girmesi, penaltı noktasına kadar gitmesi, böylece rakip defansı hayli bocalatmasıydı. Asensio’nun kornerden verdiği pası kullanarak attığı gol ise tam da ismine, ününe ve taraftarın beklentisine uygundu. Kendisinin de dediği gibi birkaç hafta sonra tam formuna ulaştığında, takıma alıştığında seyrine doyamayacağız.
Asensio demişken, yavaş yavaş form tuttuğunu gözlemledik. Geçtiğimiz yılın Asensio’su formuna, kıvamına geldiğinde ve Greenwood ile birbirine alıştığında İmamoğlu’nun dediği gibi “her şey çok güzel olacak”. Bir de bunlara becerikli bir santrafor eklenirse tadından yenmeyecek.
Bu maçta değinilmesi gereken bir isim de Skriniar’dı. Bu takımın unutulmaz kaptanları arasına gireceğini bu akşam bir kere daha gösterdi. Son düdüğe kadar coşkusu, enerjisi ve oyuna hakimiyeti kusursuzdu. Ake ile uyumu da geçmişin süper stoper ikililerini hatırlatıyor. Sanki yeni bir Uche-Högh veya Lugano-Luciano ikilisi geliyor gibi.
Elbette her şey kusursuz ve harika değildi. Avusturyalılar ikinci yarıda bir gol bulmak için tamamen ileri çıkınca arka tarafta epey kontra atak imkanı tanıdılar ancak Fenerbahçeli oyuncular, belli ki gol yememeye fazlasıyla odaklanmışlardı o yüzden bu fırsatlardan yararlanmadılar. Buldukları birkaç pozisyonda ise hadi onların dediği gibi olsun, “şansızlıkla” golü bulmadılar.
Önemli bir not; İsmail Hoca dakika 68’de cesur bir değişiklik yaptı, Asensio ve Greenwood’u çıkarıp İrfan Can Kahveci ve Fred’i oyunu aldı. Kimse de buna gık diyemedi, çıkanlar bile yedek kulübesine otururken keyifleri yerindeydi. Önemli hem de çok önemli.
Tribünlere değinmeden de geçmemek lazım. Uzunca bir süredir böyle keyifli ve etkili bir maç seyretmeyen Sarı Lacivert tribünlerin de bu maçta performansı iyiydi. Maç öncesinden başlayarak herkese “biz buradayız” dediler.
Maç biterken söylediğim ise şuydu “Üçü atsaydık iyiydi”.